girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (16)
  • medya (2)

1. ben buraya birkaç şey yazabilecek kadar deneyimlediğimi ve hayatımın bir parçası haline getirebildiğimi düşünüyorum.

şunu söyleyebilirim ki rahatlama, hafifleme, keyif alma ve alışveriş yaptığınızda gerçek anlamda mutlu olma sebebidir. insanın gerçekten ihtiyacı olduğu bişeyi alıp eve getirip bitirinceye veya eskiyinceye dek kullanabilmesi ne kadar güzel bir duyguymuş.

ben elimdekileri atarak veya bağışlayarak başladım.

daha sonra halihazırda kullandıklaımı bitirip sadece ihtiyacım olanları almakşa devam ettim. gayet dolu bir dolabım var çeşit çeşit giyiniyorum. eskiden tıka basa bir dolabim vardı. yıllarca giyilmeyi bekleyen ama sıra gelmeyen kıyafetlerle doluydu. makyaj masam aynı şekilde değişti.

hayatımızdaki fazlalıkları atmak büyük hafiflik. bu bir eşya bir arkadaş olabilir. vazgeçebilmek veya atabilmek başlangıç için en önemli adım.

şunu da söyleyeyim bence minimalizm minik yuvarlak dövme veya nokta küpe değil. o minik küpe yüzük kolyelerden 85 parça alıp eve doldurunca minimalist olunmuyor. ve aynı zamanda evden koltukları atıp dolapların kapağını çıkarmayı da minimalizm olarak görmüyorum. belgesel ve videoları izleyip bi anda coşmamak gerek yoksa felsefe haline getirilemiyor bence. ha gerçekten dolap kapağına ihtiyacım yok, koltuk gereksiz diyen insanı ayrı tutarım. kısaca ihtiyaç dahilinde şeylere sahip olmak, yetinebilmeyi öğrenmek, nefsimizi yenmektir aslolan. az konuşmak da minimalizme örnek mesela bence. kısacası gereksiz ne varsa yok etmek.

29 eylül 2017 13:19

2. insan şu sözü kulağına küpe edince kolaylaşıyor:

"senin senede bir gün giydiğin şeye bir başkası her gün giymek üzere ihtiyaç duyuyor olabilir."

29 eylül 2017 22:31

3. Odamda boy aynası ve makyaj masası aynası olmak üzere iki aynanın olması mantıksız geldi. Makyaj masamdakini kaldırdım. 

Kullanmadığım makyaj malzemelerimi elden çıkardım.

11 ekim 2017 21:46


4. biriktirme hastalığım vardı senelerdir. kağıt parçasından ıslak mendile, tokaya, deftere vs kadar atmamıştım hatıra diye, işe yarar diye..

yakın zamanda atma isteği oluştu birden vedalaşabileceğime karar verdim. son 1 senede sosyal medya ve arkadaş çevresi olarak sadeleşmeye başlamıştım zaten. hatıralar anlamsız gelmeye başladı. tabi her şeyi atamam henüz. yavaş yavaş azaltıyorum.

dolabıma da uyguladım kıyafetlerime çantalarıma.. azaldıkça hafifleme hissettim. ayırdım vereceklerimi, atacaklarımı, başka yere kaldıracaklarımı.

sonra makyaj ve bakım malzemeleri. bir deftere yazdım tarihini bildiklerimi. geçmiş olanlar çöpe. fazla olanlar başkasına. bitmeden almak yok! hem tasarruf hem sadeleşmek..

sosyal medya mesela.facebook ve ınstagramda sohbetim olmayan yolda görsem selam vermeyeceğim kimse kalmasın istiyorum. ama o da yavaş yavaş azalıyor acelem yok.

ayrıca kafa olarak şöyle ki: beni aramayanı aramamak, umursamayanı umursamamak, o an istemediğim şeye hayır demek.

bence güzel olacak çok güzel..

13 mart 15:07

5. Bu başlıkta yazılan girdiler o kadar etkileyici ki, bugün öğleden sonra iş yerimde sadece bir - iki dakikalığına göz gezdirebildim ancak tüm yorgunluğuma rağmen el atabildiğim yerleri yavaştan sadeleştirmeye başladım. Masamdaki, çekmecelerimdeki ofis ürünlerimi grupladım, fazladan ve gereksiz gördüklerimi ihtiyacı olanlara verdim. Telefonumdaki, whatsappımdaki mesajları sildim, gereksiz gruplardan çıktım. Gereksiz fotoğrafları sildim, gerekli fotoğrafları da harici belleğime taşıdım. Mail kutumu temizledim. Akşam vaktim olursa harici belleğimdeki fotoğraflarımdan elemeler yapacağım, fotoğraflarımı yer yer gruplayacağım. Şimdiden rahatladım üzerimden bir yük kalktı gerçekten. Dijital ortamı temizleyip düzenledikten sonra (bilgisayarımdaki verileri klasör klasör gruplamayı da düşünüyorum) içim büyük ölçüde rahatlayacak. Sadeleşmek ciddi anlamda hafifletiyor. Ki evim, gardrobum sadedir çoğu eve göre, yine de bir kez daha el atacağım vakit buldukça evime, dolaplarıma. Bu başlığa da girip girip gaza gelirim artık, hakikaten sadeleşmek için enerji veriyor bana minimalizm hakkındaki girdiler. :)

18 mayıs 19:28

6. minimalist sürecim hayvanlar üzerinde deney yapan marka almamaya karar verdikten sonra başladı diyebilirim. daha sonra plastik atık oluşturduğumu farkına vardım dışardan su ve kahve almamaya başladım. sonra sürekli yaptığım cilt bakım alışverişleri ve rosa hastası olduğumu öğrendim (kullandığım ürünler çok fazla kısıtlandı) ve cilt bakımı alımım da bitti. giydiğim kıyafetlerin içeriklerini kontrol ettiğimde çoğu polyester çıktı. bu bildiğimiz naylon dedim. kullanmadığım herşeyi elimden çıkarıp ihtiyacı olanlara verdim. artık ihtiyacım olan hiçbirşeyi almıyorum. canım cam şişemle ve porselen mug umla mutluyum. evime bambu ve pamuk olmayan hiç birşeyi koymuyorum.

19 mayıs 08:22

7. minimalizm uyarlayabileceğim tek yer evim ve evimdeki eşyalar. kıyafet, ayakkabı, takı vs konusunda kesinlikle minimlist olmaya niyetim yok :)) sürekli alışveriş yapan biri değilim ama bi ürünü zaten kolay kolay atmam yıllarca kullanırım o yüzden az değillerdir.

edit: ama söz konusu kozmetik ve bakım ürünleri ise onda da çok çeşitli ürünler olmasını pek tercih etmiyorum çünkü o zaman bazılarının yüzüne hiç bakmıyorum. o yüzden az olsun, memnun olduğum ürünler olsun ok.

19 mayıs 09:12 19 mayıs 09:14


8. ben işe öncelikle kıyafetlerimden başladım. giyilebilir durumda olanların bir kısmını sattım bir kısmını da bağışladım. sonra eşyalarıma geçtim. şu an o aşamayı kıyafetler kadar kolay halledebildiğimi düşünmüyorum. ama umuyorum eşyalar konusunda da evime, odama bir sadelik getirebileceğim. bir de bu akımın ruhsal boyutu var. öncelikle sanatta ve mimaride ortaya çıkan bir akım fakat yaşam alanlarımıza minimalizmi uyguladığımızda, evimizi ferahlattığımızda, insan bunu neden hayatımdaki insanlar için de uygulamayayım diye düşünüyor. bu sebeple bana kendimi iyi hissettirmeyen, fayda sağlamayan, enerjisinden haz etmediğim kişilerle arama mesafe koydum. bunu sosyal medyada da yaptım. ben özetle bu şekilde minimalizmi hayatıma uyarladım, sizlere de tavsiye etmekteyim. gerçekten de az çokmuş, insan biriktererek değil paylaşarak mutlu oluyormuş.

11 ekim 14:51

9. önceki entry'lerde de yazıldığı gibi minimalizm hayatın birçok alanına uygulanabilen bir kafa yapısı.. kendimi minimalist olarak nitelendirebilirim evet ama önceki halime göre.. kafanızda japon tipi bir minimalist belirmesin yani.

insan ilişkilerinde her zaman seçici oldum, bana iyi gelmeyen saygı duymayan insanları hiç barındırmadım hayatımda. akrabaymış ayıpmış bayrammış seyranmış mantığım hiç olmadı.

kıyafet, makyaj malzemesi, takı toka, ayakkabı konusunda sapıttığım bi 4-5 yıllık süreç var.. 3 sene önce kafama dank etti ve değişmeye başladım.. çoğu insan gibi ben de vererek başladım.. ikinci aşamada elimdekileri tadilat yaptırmaya, yeniden değerlendirmeye başladım.. üçüncü aşama ise yeni birşey alırken seçici olmak.. sapıtmış vaziyetteyken her şeye ama herşeye hevesim vardı.. dolayısıyla gardrobumu sürekli eksik görüyodum.. sonra hayatıma bi baktım tepeden.. örneğin haftasonlarım genelde evde geçer, klas bi mekana gittiğim yok, tiki bi çevrem yok.. ee haftasonu giyecek şık bi kıyafetim yok diye niye zırlıyosun dedim kendi kendime.. şimdi eşofman, sweatshirt, tayt falan giyiyorum haftasonları.. ihtiyacım var histerisinden çıktım..

giymediğim ayakkabı, kıyafetim artık yok diyebilirim... var olan eşyalarımı da kullanmaya çalışıyorum çeşitli çeşitli.. hep aynı eşyalara abanmamaya dikkat ediyorum.. aslında sevdiğim ama kullanamadığım eşyaları da hep elden çıkardım..misal bere şapkaya nedense elim gitmiyo... şal fular ankara'da çok kullanılmıyo çünkü bahar mevsimleri pek kalmadı artık.. 10 cm topuklu ayakkabı çok aldım bi ara ama pek kullanamadım... 7 cm seviyorum.. elbise ve etekte kalem tarzını seviyorum.. kabarıkları eledim.. hırka kullanamadım mesela.. bi ara çok almıştım..

parfüm merakım vardı, her allahın günü parfüm sıkılmayı gerektiren bir hayatım olmadığına karar verdim.

çeşit çeşit makyaj malzemesi alırdım, makyajı kendimde ve kendi hayatımda fazla sevmediğime karar verdim.. bakımsız kadınların olduğu bir iş yerinde çalışıyorum.. haftasonu da dediğim gibi mütevazı bi hayatım var.. makyajı severim aslında da para dökmeye, cildimi fazla yıpratmaya gerek yok..pudra, allık, ruj iş yeri makyajım.. haftasonu makyaj yapmam.. rujlarımın, kullandığım kremlerin sayısını da azaltmaya çalışıyorum.. misal şu anda 10 rujum var.. benim hayat tarzımda 3 ruj falan yeter..

insanın çok fazla eşyası olunca, kullanmaya sıra gelmiyo.. eşyalar eskiyemeden modası geçiyo, sıkılıyoruz vs.. parasını çıkartamıyo yani.. hem evde yer işgal ediyo, hem alabileceğimiz çok daha kullanışlı ve hayatımız uygun bir eşyaya mani oluyo çünkü insan vicdan yapıyo, hem de keseye zarar..

genel olarak da fazla eşyaya hiç gelemem.. evde ikinci kez okumayı hak etmeyen kitapları kütüphaneye bağışladım.. mutfak eşyaları, ev eşyaları aklınıza gelen ne varsa kullanılmayan, ya veririm ya atarım..

whatsapp mesajlarımı, epostaları, galeriyi, mesajları, kullanılmayan uygulamaları, rehberi sürekli temizlerim....

son olarak da youtube'da türkçe bir kanal var minimalizmle alakalı.. ordan öğrendiğim birşey: amaçları elemek.. kafamda çok fazla amaç, plan, hayal vardı.. gerçekleştiremedikçe stres yapıyordu.. oturdum gerçekçi bir şekilde düşündüm.. bence anca şunlara vakit ayırabilirim diyerek bir iki hobi seçtim.. diğerlerini eledim..

tüm bunları yaparken hangi harcama kalemlerinin benim için vazgeçilmez, hangilerinin de benim hayatım için çok da gerekli olmadığını düşündüm.. yani bütçeleme yaptım..aynı şeyi zamana da uyguladım..neler zamanımı yiyor, nelere zaman ayırmalıyım diye oturdum düşündüm..

bunlar benim kendi hayatıma uygun olduğunu düşündüğüm kararlar ve yöntemler.. biri diyebilir ki, yaw haftasonu taytla geçer mi.. ya da 3 ruj olur mu.. herkesin şartları, maddi gücü, zevkleri farklı.. minimalizmi kalıba sokmamak lazım bence.. ama insan sadeleştikçe tüketme güdüsünün nasıl iliklerine işlediğini daha iyi anlıyor.. bunları mutlu olmak için yaptım ve evet daha mutluyum.. amaç bu..

12 ekim 11:05 12 ekim 11:40

10. tabaklardan koşar adım uzaklaş. tek başına yaşarken mutfak gereçleri için her şeyden en fazla iki tane almak cidden huzur veriyor. yok efendim salata tabağı, çorba kasesi, servis tabağı, ana yemek tabağı... bi tane hafif derinliği olan genişcene bir tabak al kendine. ömür boyu ondan ye. obsesifce tabak kolleksiyonu yapıyor türk kadınları. sıradan bir evin mutfak dolapları aynı anda 100 kişiye servis yapabilecek kapasiteye sahip.

benim öğünlerde uyguladığım minimalizim şu:

pişir, yıka, kaldır.

ye, yıka, kaldır.

12 ekim 11:10 12 ekim 11:11