yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (4)
    • medya (0)

    1. hakkında başlık olmamasına şaşırdığım, feminist filozof ve yazardır.

    beni en etkileyen sözü:

    "evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektir.bir çok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir, ya da evli olmadığı için acı çekiyordur."

    çünkü kadın, erkeksiz tasvir edilemiyor. 30lu yaşlardan sonra size toplum kadının tek başına olmasını sindiremiyor.

    edit: başlık yanlış yazılmış. "simone" olmalıydı. nasıl düzeltileceğini bilen süslüler yardımcı olursa çok iyi olur.

    6 şubat 2016 13:44 6 şubat 2016 13:45

    2. simone de beauvoir ve düşünceleri ile feminizm konulu olan tezimde karşılaştım. şunu söylemeliyim ki her kadının mutlaka ama mutlaka okuması gereken bir kitap serisinin yazarıdır. İkinci Cins - Genç Kızlık Çağı, Evlilik Çağı, Bağımsızlığa Doğru..

    kitap, "kadın doğulmaz, kadın olunur.” öncülüyle başlamaktadır. bu cümlenin anlamı ise : kadın denen varlığı üreten şey doğa değil, bütünüyle uygarlıktır. yani Beauvoir’a göre bizi kadın haline getiren şey tarihsel, sosyolojik, antropolojik ve psikolojik durumlardır.

    6 şubat 2016 16:54 6 şubat 2016 16:55

    3. Ikinci dalga feminizme geçişi sağlamış. Otantik varoluş kavramıyla feminizm ve varoluşçuluğu beraber işler. Kadının erkek temelli değerlendirildiğini bu nedenle kendi kimliğine sahip olmayıp eril tanımlı olduğunu düşünür. "kadın doğulmaz Kadın olunur" der. Bir diğer sevdiğim tespiti ise

    "Kadını götürüp mutfağa ya da süslenme odasına kapatıyor, sonra da ufkunun darlığına şaşıyoruz; kanatlarını kesiyoruz, sonra uçamıyor diye yakınıyoruz”

    10 aralık 2017 20:09


    4. okumaktan en keyif aldığım yazarlardan biri. hakkında sadece değinmek istediğim bi nokta var. çoğu kitabını okuyalı uzun zaman olduğu için ayrıntıları yanlış hatırlıyor olabilirim, affola.

    feministlerin başucu kitaplarından olan, büyük sükse yapan serisi "ikinci cins"i tam olarak şöyle düşünerek yazmıştır; "hımm bir şey yazmaya başlayayım, ne yazayım, kadınlarla ilgili yazayım bu sefer de" der ve kadınlarla ilgili bulabildiği her şeyi okumaya başlar, kitabı araştırmaları sonucu oluşturur. bu çıkarımı ben yapmadım, kendisi bi yerde aynen böyle söylüyor. toplum kendisini feminist öncüsü yapmaya hazırdı, o da oldu bence. normalde kadın haklarıyla bi derdi olmamıştır hiç, genel olarak vicdanlı, savaş geçirmiş, entelektüel olarak kendini topluma sorumlu hisseden bir yazardır hepsi bu. simone'un feminizmle anılması bana garip geliyor o yüzden.

    mektuplarını içeren kitapta -üstelik gayet ileri bi yaşta yazdığı- kadınları aşağılayan cümleleri var. şuna getiriyor lafı; aptal oldukları için onlarla bir şey paylaşamadığını bu yüzden erkeklerle arkadaşlık yaptığını söylüyor. kendini uzun süre de feminist olarak tanımlamıyor.

    ben açıkçası feminist öncülerinden kabul edilen birinin bağlı olduğunu söylediği erkek "git" deyince gitmesini "gel" deyince gelmesini de sindiremiyorum. çoğu kişi genel hatlarıyla biliyor o yüzden uzatmayacağım, bilinmeyen noktalara geleceğim; sartre her daim hayatında olan bir erkek, sartre'la henüz üniversite çağlarındayken sartre tek eşli olamayacağını söylüyor, simone da bunu kabul ediyor. normalde muhafazakar yetiştirilmiş biri. açık ilişki yaşamaya başlıyorlar yani. ama kime daha açık?

    simone, amerika'da nelson'la tanışıyor ve romantik bir ilişkiye başlıyorlar. sartre'ın nelson'dan haberi var, otobiyografisinde biz nelson'ın da sartre'dan haberi var sanıyoruz, halbuki diğer kitaplarıyla birleştirince anlıyoruz ki nelson sartre'ı sadece arkadaş zannediyor. zaten nelson'la mektuplaşmaları simon'un otobiyografisinin nelson'la ilişkisini anlattığı cildinin amerika'da yayınlandığı tarihte tamamen bitiyor, çünkü bu sırada zaten ilişkileri bitmiş, simone da sartre'la olan ilişkisini açıklığıyla ortaya dökmüş. mektuplaşmaları bitmeden çok önce ilişkileri son buluyor, arkadaşça metuplaşmaya devam ediyorlar bir süre. bu ilişkinin son bulduğu değil ama kırıldığı nokta ise şu olay; simone amerika'ya nelson'ı ziyarete gidiyor. ziyaretinin dönemini ve süresini neye göre ayarlıyor dersiniz? o sırada sartre'ın romantik ilişki içinde olduğu bi kadın var. bu kadın simone'u bildiği halde sartre'ın tamamen kendisine kalması için çabalıyor. ilk defa bu türden bi şey yaşıyorlar. kadın paris'e geliyor, bir süre sartre'la yaşamak istiyor. simone da "bu süreçte ben de nelson'ı görebilirim" deyip buna göre ayarlıyor yolculuğunu. peki ne oluyor? sartre ile kadının planları değişiyor ve bu birlikte yaşama daha erken sonuçlanıyor. sartre, simone'a haber verip paris'e dönmesini söylüyor. o dönemde bu yolculuk sıklıkla yapılabilecek bir yolculuk değil, zor ve tehlikeli bir uçak yolculuğu, o yüzden her gittiğinde 3 ay civarı kalıyor normalde. sartre bunu dediğinde simone amerika'ya yeni gelmiş sayılır, yılda bir kere gelebiliyor üstelik. simone dertleniyor; "ben bunu nasıl nelson'a söylerim" diye. bu dert öyle bi dert ki yaşlanıp anılarını yazdığında hala yargılamıyor kendini, cidden sartre çağırdığı için gitmesi gerektiğinden hala çok emin. neyse son ana kadar da söyleyemiyor nelson'a, son anda söylediği için ise aralarına soğukluk giriyor. sonun başlangıcı oluyor bu tartışma. ha bu arada "sartre çağırdı gitmem lazım" da demiyor nelson'a. biz otobiyografisini okuyunca öyle dediğini sanıyoruz ama nelson'a yazdığı mektupları yayınlanınca öyle olmadığını anlıyoruz.

    ayrıca otobiyografisinde sartre'ın parasıyla geçiniyor olmasının açıklamasını yapmıştır, buna bir şey demeyeceğim.

    sartre'la manevi kızları ilan ettikleri olga'nın kocasıyla olga'dan habersiz ilişki yaşamıştır, fransız entelektüelleri geniştir ama olga kocasına bağlıdır, öyle bi durumda çok incinecektir. ah simone ah, feministler hoşlanmayacak bu durumdan.

    edit: uzun zaman sonra okudum da o kadar aceleyle, karışık, saçma ve kısa keser vaziyette yazmışım ki okuyabilip anlayana tebrikler.

    12 mart 2018 14:53 17 haziran 20:03

    ilginizi çekebilecek benzer başlıklar