yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (3)
    • medya (1)

    1. ilk sezonu yayınlanırken başlamaya karar vermiştim ama bölüm süreleri çok uzun olduğundan bırakmıştım. geçen gün yine aklıma geldi ve izleyeyim dedim. 8. henry'nin ve anne boleyn'in ilişkisinin popülerliği malum. ama benim asıl merak ettiğim anne boleyn'den sonra neler olduğunu izlemek. gerçi katherine ile arthur'un ilişkilerini de keşke biraz da olsa gösterselerdi. tabi ki bu diziye de tamamen tarihi olarak bakmak uygun olmaz diğer tarihi diziler gibi. kurgu da olsa nasıl aktarılmış benim ilgimi çekiyor. şu an 1. sezonunu izledim. abartıp tüm gün izlemek istemiyorum bitireceğim diye. onun yerine yavaş yavaş izlemeyi planlıyorum (umarım öyle olur).

    -------1. sezon spoiler ---------

    beni en çok etkileyen son bölümde wolsey'in ölümü oldu. kendini kurban gibi göstermeyip hatalarıyla kabullenmesi çok etkileyiciydi.

    (link: https://www.youtube.com/watch?v=n-nbdLjnRrY o sahnenin müziği)

    25 mart 2016 17:25 26 mart 2016 13:48

    2. kaç tane tarihi dizi izleyip bitirmişimdir ama hiçbiri bana bu dizinin verdiği tadı vermedi. o dönemdeki ingiltere + muhteşem kıyafetler + ingiliz aksanı da eklenince ortaya harika bir iş çıkmış. hatta bazen durup dururken jenerik müziğini açar dinlerim, öyle seviyorum bu diziyi.

    natalie dormer anne boleyn’i oynamıyor, yaşıyor adeta. tarihe birazcık da olsa merakınız varsa hiç düşünmeden izleyin derim. 

    5 mayıs 2019 18:57

    3. Bitirmemle içimde bir boşluk bırakmış, efsane dizi. Her detayı ayrı güzel, her oyunculuğu ayrı başarılı. 2007 yılında çıktığına inanmak güç, şuan yayınlanan çoğu diziden daha kaliteli. 8. Henry bence 6 kere evlenmese çekmeye değer bir şey bulmak zor olacaktı. Bir de mekanın %95'i saray saray saray. Ama nedense göz tırmalayan bir şey yok, insanı içine çekiyor. Yazacak o kadar şey var ki, iyi ki yapmışlar böyle bir dizi ve iyi ki izlemişim!

    ----------------Spoiler---------------

    - 8. Henry olarak Jonathan Rhys Meyers bebeğim efsane doğru bir seçim. 8. Henry iri yarı bir adammış gerçekte ama JRM kendisi de fiziksel olarak bu açığı kapatamayacağı için duygusal olarak onu yansıtmaya çalışmış ve çok da başarılı olmuş. Resmen gözleriyle rol kesiyor, jest ve mimikleri o monarşinin tam içine doğmuş biri gibi. Geri alıp izlediğim o kadar sahne oldu ki sayamadım.

    -İlk 2 sezon özellikle efsane. Aragonlu Catherine-Henry-İngiltere kilisesi üçgeni çok sürükleyici. Koskoca kral da olsan dini inanış ve gelenekler insanın önüne set koyuyor ama daha sonra Henry kral olarak ağırlığını koyup Vatikan'a rest çekiyor ve nihayetinde kazanıyor. Katherine'den boşanıyor. Ondan olma kızı Mary'i sürgün ediyor. Hayatına 2. Eşi olarak Anne Boleyn giriyor. Henry ve Anne Boleyn arasındakiler efsane. Tanışmalarından tut, Anne'in idamına kadar her şey kusursuz. Aralarındaki kimya insanda şüphe bırakmıyor. Henry Anne'in bakire olduğu için onunla evlenmeden ilişkiye girmemesine ve metres olmayı kabul etmemesine saygı duyuyor. O yüzden ona ya Da başka bir kadına dokunmaktansa mastürbasyon yapıyor odasında ergen çocuklar gibi koskoca İngiltere kralı. hem de bir oda dolusu hizmetlisinin arasında! Adama kap falan tutuyorlar ya böyle bir sahne Türkiye'de çekilebilir mi? Hangi yapımcı cesur olabilir bu kadar? Kimse.

    Hele hele evlendikten sonra anne'in taç giyme töreni var ki, aman allahım. Benim diyen kadını çatlatır. O atmosfer, o renkler, o kostümler... Bir tarafta koca kürkü ve tahtıyla Henry, diğer tarafta I. Elizabeth'e hamile olan İngiltere kraliçesi Anne. Her şeyin karanlıkta kalması ama bu ikisinin parlaması, kameranın ikisine odak yapması... Çıldırmamak elde değil. Anne Boleyn, babası ve aynı zamanda Kris Jenner'ın 1500'lü yıllardaki kocası olan thomas Boleyn tarafından menfaat uğruna krala iteleniyor ama o zamanlarda kralın şıpsevdi tavırlarından bir haber olduğu için makus talihinden kaçamıyor. Fransa büyükelçisi olarak girdiği ve el üstünde tutulduğu saraydan 2 evladını kaybetmiş ve sıfırı tüketmiş biri olarak çıkıyor. Bu adam öyle gözü dönmüş birisi ki, kızı hamileyken kralla ilişkiye giremediği için ona metres ayarlamasını bile söylüyor. Tabii sonra götüne baka baka saraydan çıktı.

    Anne Boleyn dizide iftiraya uğruyor ve kardeşi de dahil birkaç adamla zina yaptığı söyleniyor. Adamlar işkenceye uğradıkları için tabii yapmadıkları şeyleri de itiraf etmek zorunda kalıyorlar ve hepsi toptan kellesinden oluyor. En acıklısı Anne'in idamıydı ama dizi boyunca. Kızından ayrı kalıyor, görüştürülmüyor. Çünkü o onun kızı değil, İngiltere monarşisinin varisi aynı zamanda. Ne kadar acıklı. İdamında celladın bilerek dikkatini dağıtması, anne'in çocukluğunu hatırlaması, hayatının gözlerinin önünden geçmesi, aslında kral'ı sevmemesine rağmen babasının manipülasyonlarıyla bu işe kalkışması, daha sonra İngiltere kraliçesi olmaya çabuk adapte olması vs harikaydı.

    - dönemdaşları olarak kıyaslama yaparsak kanuni'nin hürrem'e mektupları> Henry'nin Anne'e mektupları. Üzgünüm. Beğenmediğimiz yönleri olsa da iyi ki bu topraklarda muhteşem yüzyıl dizisi de yapılmış. Arada dini ve geleneksel olarak devasa farklar olmasını göz ardı edersek, burada hürrem SULTAN'IN şansı 3 sağlıklı erkek evlada sahip olması. Yoksa o da 4 çocuktan sonra nikah kıydırmasını geçtim, saraydaki nüfuzunu bile koruyamazdı. Tabii Halit ve Meryem mükemmel oynadılar, Kanuni ve hürrem sultan arasındakiler tamamen çıkar amaçlı olamaz. Öldükten sonra bile Süleymaniye'de yüzyıllardır beraber yatıyorlar. Hatta Kanuni ondan olma ilk erkek çocuğu Mehmet'in türbesine taht yaptırmış. Kendinden sonra padişah olarak onu görmek istemiş. Bu sırada ondan önce doğan ilk oğlu Mustafa da vardı, ama hürrem'e duyduğu aşk tarafını göstermesini sağlamış olmalı. ama hürrem'le kanuni'nin aşkı biraz da o 3 erkek çocuğun ve onların sağladığı psikolojik konforla alakalı. Henry ve anne tam ruh ikiziydi ama anne krala kız çocuk doğurduğu için çok çabuk gözden düştü, ikinci bir şansı bile olmadı. Belki ilk çocuğu erkek olsaydı yeri ve gidişatı daha farklı olabilirdi diye düşündüm. Yine de o dönemde İngiltere Monarşisinde kadınların pek ala kraliçe olarak ülke yönetebildiğini göz önüne alırsak, burada Henry'nin uçarı ve çabuk sıkılan karakteri de devreye giriyor tabii bilemeyiz. Sonuçta Kanuni'nin ilk gözdesi mahidevran da erkek çocuk doğurmuştu ama sonunu engelleyemedi. bir şekilde kader ağlarını ördü. Karışık işler bunlar.

    - bu dizi ne olursa olsun aklıma kazınmış şu sahneyle kalacak: Henry boşanmaya çalışırken ve bütün Vatikan'ı karşısına almışken odasında çalışıyor görünüyor. Sonra hizmetindekilerden biri geliyor. Kapıda bir gelenin olduğunu haber veriyor ve leydi anne... demeye kalmadan Henry'nin öyle bir ayağa kalkışı var ki, inanılmaz bir oyunculuk. Sonra gelen anne'in başka bir anne olduğu ortaya çıkıyor, Henry de hayal kırıklığıyla yerine geri oturuyor. Efsane. Kral da olsa insanı zaafları olan birini güzel oynamış jrm.

    - Jane Seymour aragonlu Katherine'den sonra kraliçe olmaya en çok yakışan 2. kadın oldu ama ömrü kısa sürdü maalesef. Oğlu prens Edward'ın da ömrü annesine benziyor; o da tahta çıkmasına rağmen uzun ömürlü olmuyor. Henry en çok bu karısını sevmiş, zaten öldükten sonra onun yanına gömülmek istiyor. Bu dönemde Henry ilk kızı Mary ve Anne Boleyn'den olma Elizabeth'in saraya çağırılmasıyla onlarla arayı düzeltiyor ve bu iki kız Jane Seymour sayesinde tekrar varis olma şansına erişiyor. Jane'in yerinin ayrı olmasının sebebi aile bütünlüğünü tekrar sağlaması olabilir. Acaba bu kadın da kız çocuk doğursa sonu diğerlerine benzer miydi diye düşündüm. Henry en çok istediği şeye kavuştu ama yine karısız kaldı. Jane'in ölümünden sonra bir soytarıyla odaya kapanması efsane, aralarında geçen diyaloglar efsane. Hele olanlardan sonra dini reformu neredeyse terk etmesi ve son sahnede soytarının İngiltere tahtına oturup kahkaha atması... Diyecek kelime bulamıyorum. Henry bu ruhsal bunalımdan sonra yeni dini hükümleri açıklarken o dönemki has adamı reform yanlısı Thomas cromwell'in şekilden şekile girmesi oyunculuk dersi almak isteyenler için orada duruyor. Adam resmen "her yaptığımız boşa gitti aq" der gibi bakıp durdu. Ama anne Boleyn'e iftira atanlardan biri de oydu o yüzden dizi bazında hak ettiğini buldu.

    - clevesli Anne kralın 4. Eşi oluyor. Ama kraliçeliği çok kısa sürüyor çünkü kral, kendisini ata benzetiyor, çirkin olduğunu düşünüyor ve kendisini kız kardeş ilan ediyor hahaha. Ama dikkatimi çok çekti, Henry ne kadar kadından tiksinse de, maiyetindekiler yanlarındayken asla terbiye sınırını aşmıyor, kadına kraliçe gibi davranıyor. Bence clevesli anne paçayı iyi kurtardı, çok şanslı kadın. Kendine ait sarayı oldu, peşine hizmetli verildi de öyle gönderildi. Ayrıca kendisini oynayan oyuncu yanlış Cast bence kadın hiç de çirkin değil aksine çok tatlı kedi gibi bir şey. Gerçekten çirkin bir kadın bulunabilirdi.

    - gelelim Katherine Howard'a.... İçlerinde en çok üzüldüğüm bu. Genç yaşında krala meze oldu. 17 yaşında babası yaşındaki adamla evlenmek zorunda kaldı. Çocuk gibi geldi, çocuk gibi öldü. Onun yaptıklarına asla hata gözüyle bakamıyorum. Yaşının ve toyluğunun getirdiği şeyleri yaptı gayet. Ondan kraliçe ağırlığı beklemek ve öyle davranmasını ummak çok anlamsızdı ama kimse bunu göremedi. Etrafındakiler kızı ölüme sürükledi resmen. Kralın hizmetlisi Thomas Culpepper ile adı Zina dedikodusuna karıştı ki bunlar dedikodu değil, gerçekti. Hatta bir gün buluşamadıklarında Katherine Thomas'ın hasta olduğunu öğreniyor ve ona mektup yazıyor. O mektup şuan elimizde mevcut, günümüze kadar ulaşmış. Çok dokunaklı yazmış nedense. Gerçekten adamdan hoşlandığı ve kendine bir çıkış aradığı belli. O mektubu narin bir kadın ruhunun yazdığı da çok belli. Ama işte olan oluyor de o da idam ediliyor. İdamında önce söylediği "kraliçe olarak ölüyorum ama Thomas Culpepper'ın karısı olarak ölmeyi yeğlerdim" lafı bir mit. İdamı izleyen görgü tanıkları öyle bir sözden bahsetmemişler, bu bir efsane sadece. Ayrıca dönem özelliklerine göre bakılırsa eğer Katherine böyle bir laf etmiş olsaydı şayet, ailesinden geri kalanların da canını tehlikeye atmış sayılabilirmiş. Yani kral diğer aile üyelerinin de idamına karar vererek hıncını alıyor olabilirmiş dolayısıyla Katherine'in böyle provokatif bir söz söyleme imkanı olamazmış. İdam edilenler genelde geçmiş günahlar için dua ve affedilme beklentisi ve İngiltere kralına övgüde bulunma, İngiltere'nin bekası için dua isteme eğiliminde olurlarmış.

    - gelelim kralın son karısı Catherine paar'a. Bu da başkasını severken İngiltere kralına hayır diyemeyeceği için tonganın altına girenlerden. En güzel dönem buna nasip oldu bence Henry yaşlandığı ve hastalandığı için pek ilişmedi buna. (gizlinot: Swh ) reform yanlısı olması ve bu açığa çıkmasına rağmen kendisine bir şey olmadı, artık idamın da suyunu çıkarmayalım demiş olmalı Henry.(gizlinot: Swh) yoksa kızı Mary gibi bloody Henry olarak anılacaktı. Bence reform hareketlerinin tekrar eski seyrine gelmesinde son kraliçe Catherine rol oynadı. Yoksa bu düşünceler iyice dibi görmeye ve destek bulamadıkları için yok olmaya mahkum olacaktı. Henry öldükten sonra gelen radikallerin pek önemi yok bu noktada, bloody Mary dönemine kadar iyice konuşlanmışlardı zaten. Ondan sonra da devamı geldi.

    - türkler sadece 2-3 kez geçiyor ki o dönem kanuni'nin padişahlık zamanına denk geliyor yani Osmanlı'nın altın çağı. Yapımcı senaristten tarih dizisi çekmesini istememiş zaten bunu kendisi de itiraf ediyor. Muhteşem yüzyıl o dönemlerde çekilse ve Halit Ergenç'le jonathan rhys meyers bir araya gelmiş olsaydı aman allahım, aman allahım diyorum! Dünya sinema dizi tarihinde bir daha asla yaşanamayacak olan bir supernova gibi olurdu. Oyunculukları ve atmosferi hayal edebiliyor musunuz? Hatta birinin yanında sağ kolu Suffolk dükü charles, birinin yanında vezir ve serasker olarak pargalı ibrahim paşa. Akıl kaçırıcı resmen yahu, ama tabii ki bu ancak hayallerde olur bu saatten sonra. Pargalı 1536'da idam edilmiş yani Henry'nin ölümünden 11 yıl önce. Arada o kadar zaman farkı yok yani olabilirmiş gayet de. Keşke olabilseydi böyle bir sahne. Dünya da bizim Kanuni'yi görmüş olurdu ama Halit Ergenç o kalıpla ve döneminde gerçekten Literal anlamda doğru olarak kullandığı cihan sultanı lakabıyla jonathan'ı sakız gibi çiğnerdi diye düşünüyorum.

    - gelelim finaldeki kral henry'nin herkesle vedalaşma sahnesine. Bu sahnede duygular şelale olurken ve herkes birbirine kenetlenmişken Elizabeth'in ablası Mary ve kendisiyle el ele tutuşmuş olan son kraliçenin elini birden çekip attığı bir sahne var ki, Allah Allah dedirtiyor. I. Elizabeth'in 40 yıl hüküm sürdüğü düşünülürse bence aklının bir köşesinde hep annesi Anne Boleyn vardı ve bir nevi intikam aldı.

    -----------------spoiler----------------

    Öyle işte. İz bırakan güzel bir dizi.

    6 ocak 2021 18:11 6 ocak 2021 20:24


    ilginizi çekebilecek benzer başlıklar