girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (16)
  • medya (6)

1. hollandalı post-emprestyonist ressam. herkesin bildiği yıldızlı gece tablosunun sahibi. resimlerini ilk görüşte tanıyabilirsiniz. vikipedik bilgilere göre 30 mart 1853'te hollandada doğmuş, resim kariyerine 1880'den sonra (gizlinot: 27 yaşında) başlamış, en ünlü eserlerini kariyerinin son iki yılında çizmiş. psikolojik sorunlarıyla başka çıkamamış ve kendini göğsünden vurarak intihar etmiş. (gizlinot: 29 temmuz 1890, 37 yaşında )

10 yıllık sanat hayatına 900 suluboya-yağlıboya resim ve 1100 karakalem çalışma sığdırmış. en üzücüsü sanatının değerli ölümünden sonra anlaşılmış ve hakettiği değeri yaşarken görmemiş.

(yazar: cerberus ) uktesiydi.

23 kasım 2015 19:16

2. Yaşarken sadece bir tane eseri satılmış olan, hollandalı ressam. Kulağını kesmesiyle, "yıldızlı gece" ve "ayçiçekleri" tablolarıyla tanınır genelde.

Şu an bu dahiyi konuşuyorsam eğer, kardeşi theo sayesindedir. Resim yapması için iki üç ayda bir kardeşi theo vincent'a para göndermiştir. Bu paralarla yemek bile yemeden boyalara yatırmıştır vincent. Hastalığının yemek yeme bozukluğundan olabileceği öne sürülüyor.

Theo sayesinde hayranı olduğu ressam paul gaugin'le tanışmıştır. Uzun ısrarları sonucu gaugin'le bir süre beraber yaşamışlardır. Bir süre sonra resim konusunda anlaşamazlığa düşmüşler, gaugin'i elindeki usturayla tehdit etmiştir. (gizlinot: tehdit kısmı kesin değildir, söylenti de olabilir) ve gaugin vincent'ı terk etmiştir. Vincent bu sebepten dolayı kulağının bir kısmını (gizlinot: tamamını diyenler var, küçük bir kısmı diyenler var, bu da kesin bir bilgi değil) kesip, mahallesindeki genelevde çalışan gözde fahişesine yollamıştır. Bu olaydan sonra kendini tamamen kaybetmiş vincent. Üç aya akıl hastalığı nüksetmiş, kendi isteğiyle akıl hastanesine girmiştir. bir yıl sonra resim yaparken boya yiyerek kendini zehirlemeye çalışmıştır. ölümünden altı ay önce Brüksel'de sergilenen tablolarından biri 400 frank'a satın alınmıştır. (link: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/3/35/Red_vineyards.jpg the red vineyard), hayattayken satılan tek tablosu budur.

Kendisi bence bir dahidir. Matematik konsepti olan türbülansı, yıldızlı gece adlı tablosuna 100 yıl önce aktarmayı başarmış bir sanatçıdır. Kısa bir animasyonlu anlatımı (link: https://youtu.be/PMerSm2ToFY youtube linki)nde mevcuttur.

21 ağustos 2016 22:46

3. Salvadordan sonra işinin ehli olarak gördüğüm büyük insan,eski kulağı kesiklerden

21 ağustos 2016 23:50


4. Vincent van Gogh’ın ölümünden bir yıl önce 1889 yılının Haziran ayında yaptığı meşhur “Yıldızlı Gece” tablosu dâhi sanatçının en büyük yapıtlarından biri olduğu gibi, aynı zamanda tüm Batı resim tarihinin de en önemli eserlerinden biri konumundadır.

2004 yılında ise Hubble Uzay Teleskobu kullanılarak gerçekleştirilen gözlemler, uzak yıldızların dönen gaz ve toz bulutları tarafından çevrelendiğini ortaya çıkarmıştır.

"Peki bunun Van Gogh'un eseriyle ne ilgisi var", diye sorduğunuzu düşünüyorum. Şöyle ki, astronomlar, bu bulutların görüntü ve hareketlerinin esrarengiz biçimde Vincent van Gogh'un “Yıldızlı Gece” tablosuna benzediğini iddia ediyorlar.

Bilim insanları sanatçının eserlerinin gerçekte yapılan keşif ile nasıl bir bağlantısının olabileceğini araştırmaya başladılar ve Van Gogh'un birçok resminde “çalkantılı akışkan yapıların” ayrı bir desen olduğunu ortaya koydular.Yani, Hollandalı ünlü ressam Fransa'da bir akıl hastanesindeyken bilimdeki en karmaşık ve zor kavramlarından birini kavradı: Türbülans

Akışkanlar dinamiğinde, türbülans büyük ya da daha küçük ölçekli yapılar oluşturmak, geliştirmek vs. için şiddetli bir bozukluğu olan akışı tanımlamak adına kullanılan bir terimdir.

Düşünün: Bundan 100 küsur yıl önce, psikolojik olarak çok yoğun bir acı yaşadığı bir dönemde Van Gogh doğanın yarattığı anlaşılması en zor fenomenlerden birini, hareketin ve ışığın gizemlerini zihninde birleştirmeyi ve tasvir etmeyi başardı.

Van Gogh’un resminde keşfedilen bu sırla beraber, bilimciler, türbülans olgusuna dair birtakım emareler bulabilme düşüncesiyle diğer izlenimci ressamlar üzerine de çalışmaya başladılar.

Ancak yapılan çalışmalar, Van Gogh'un başyapıtlarına kıyasla, diğer ressamların çalışmalarının matematiksel açısından pek de doğru olmadığını gösterdi.

Edvard Munch'ün meşhur tablosu “Çığlık” bile bu açıdan “Yıldızlı Gece”nin yanına yaklaşamıyordu.

Kısacası, Van Gogh hayatının en karanlık dönemlerinden birinde olmasına karşın, fizik ve matematiğin en karmaşık kavramlarından birini sanatın potasında eritmeyi başardı.

alıntıdır.

22 ağustos 2016 13:01

5. Birçok değerli sanatçı gibi malesef , kıymeti öldükten sonra anlaşılmıştır.1853 doğumludur. İsmini kendisinden önce ölen abisinden almıştır. Ailesinde ötekileştirildiği, bu yüzdendir ki, dindar ve içine kapanık birisi olduğu bilinir. Birçok işte çalışmıştır. Bunların için de papazlık bile vardır. Resim yapmaya başladığında henüz 27 yaşındadır. Yaşamı boyunca pek tanınmamış hatta sadece 1 tek eserini satabildiği bilinmektedir. (link: http://www.istanbulsanatevi.com/sanatcilar/soyadi-g/gogh-vincent-willem-van/vincent-willem-van-gogh-kirmizi-uzum-bagi-367/ o da budur) arkasında bu kadar büyük eser bıraksa da, yaşamı boyunca sefaletle boğuşmuştur.

aşk hayatında da pek mutluluğu yakalayamamış, kendisinden 7 yaş büyük kuzenine aşk ilanında bulunup reddedilmiştir. Bir kulağı kesiktir ama bununla ilgili birçok rivayet vardır. ama benim aklımda kalan, Sevgilisinin kulağını okşadığı ve bunu sürekli hissettiği için, kendisini terkeden sevgilisine kulağını kesip göndermesidir.

Şizofreni hastalığı olduğu bilinmektedir. çünkü Birgün karnına silah sıkarak intihara teşebbüs etmiş, tedavi edilmek istemeyerek, kardeşinin kollarında yaşama gözlerini yumar. Son sözleri 'sefalet asla bitmeyecek' olmuştur.

15 aralık 2016 10:10

6. yaşam öyküsü çok acıklı diye nitelendirebileceğimiz hikayelerle dolu olsa da, eserleri içime huzur veren ressam.

starry night en sevdiğim sanat eseri sanırım. neden bilmem bir düşkünlüğüm var. defter vs. alırken bu desende olanları tercih ediyorum mesela, 2 yıl boyunca puzzle'ını aradım. (gizlinot: sonunda buldum )

büyülü bir evrende hissettiren eserleri seviyorum ben, farklı bir dünya sunuyor sana. senin gözünle gördüğünden dünyadan farklı bir şey karşındaki, hayaller sunuyor.

(gizlinot: midnight in paris) filmini ve filmin afişini de bu yüzden severim mesela.

15 aralık 2016 10:18

7. dünyayı bizim gibi görmesi hastalığı ve kullandığı uyarıcı maddeler gereği zaten mümkün değildir ki resimlerindeki fırça darbelerinden bu rahatlıkla okunabilir.

çoğu insanın bildiği üslubunun dışında kalan resmi olan ilk dönem çalışmalarından "patates yiyenler" tablosunda; kardeşi leo'nun desteğiyle yaşamını sürdürebilen, tablolarını satamadığı için çoğu zaman aç kalan ve kardeşine yazdığı mektuplarda uzun süre aç kalmasından dolayı hedefine varamayacağından, geleceği için kaygılandığından ve dayanılmaz olsa bile aç kalmak ve çalışmak arasında aç kalmayı tercih ettiğinden söz eden, dolayısıyla açlık ve yoksulluk nedir bilen van gogh, ülkelerinde ekmekten bile ucuz olan patatesi yiyen yoksul bir hollandalı aileyi resmetmiştir.

bende en büyük etkiyi bırakan tablosu ise, 2012 yılında İstanbul'daki Van Gogh Alive isimli dijital resim sergisinde (link: https://www.youtube.com/watch?v=_6oLHskgFJA&feature=youtu.be&t=2m54s sergileniş biçimi de çok etkileyici olan) "buğday tarlası ve kargalar" isimli tablosudur.

15 aralık 2016 12:28 15 aralık 2016 12:34


8. bu adamın bazı tabloları beni çok rahatsız ediyor ya. mesela yıldızlı gece. böyle kasvetli, uzun uzun bakınca sanki bir sıkıntı geliyor. aynı şey edvard munch'un çığlık tablosu'nda da oluyor. bunu yaşayan tek ben olamam herhalde?

15 aralık 2016 18:04

9. Van Gogh Alive isimli bir sergiyi gezene kadar hayatı hakkında pek fikrim yoktu.Sergiyi gezerken çok duygulandım.Hiç böyle etkinliklere katılmadığımdan belki, bu sergi çok hoşuma gitmişti.

Kardeşi Teo'ya yazdığı bir mektuptan:

"Söyleyin bakalım hangisi daha uygar, daha ince daha erkekçe bir davranış: Bir kadını terketmek mi, yoksa aldatılmış bir kadının elinden tutmak mı? Bu kış gebe bir kadınla tanıştım; karnında taşıdığı çocuğun babası onu bırakıp gitmişti. Kış günü sokakları arşınlamak zorunda olan gebe bir kadın… Ekmek parası kazanmak için o bildiğin işi yapmak zorunda kalan gebe bir kadın… Bu kadını model olarak tuttum, bütün kış onunla çalıştım. Ona modellik ücretini tam olarak ödeyemiyordum, ama hiç değilse odasının kirasını ödedim ve Tanrı’ya şükür şu güne kadar onu da çocuğunu da soğuktan da açlıktan da koruyabildim, kendi ekmeğimi onunla paylaşarak. Onunla ilk karşılaştığımızda başta görünüşü dikkatimi çekmişti. Ona banyolar yaptırdım, bulabildiğim ölçüde besleyici yemekler yedirdim, biraz toparlandı, güçlendi. Onunla birlikte Leyden’e gittim; doğum yapabileceği bir hastahane var orada. (Hastaymış, bebeğinin rahim içindeki duruşu kötüymüş meğerse, ameliyat edilmesi gerekti, neyse bebeği karnın içinde döndürmeyi başardılar. Kurtulma olasılığı yüksek, Haziran’da doğacak.) Şimdi bu kadın evcilleştirilmiş bir kumru kadar bana bağlı, bense hayatta bir kez evleneceğime göre onunla evlenmekten daha iyi ne yapabilirim? Ona yardımcı olabilmenin en iyi yolu, tek yolu bu; yoksa yoksulluk onu gene eski yolun itecek, o yolun sonu uçurum…"

(link: http:// www.leblebitozu.com/vincent-van-goghun-kaleminden-hayatina-dair-21-mektup/)

16 aralık 2016 13:46

10. http://www.edebiyathaber.net/hasan-sarac-van-gogh/.

16 eylül 2017 21:55