sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (53)
  • medya (0)

1. ukte verilmiş bu başlığa. sözlük modlarına bu konuya dair yazı yazabilme iznini danıştıktan sonra, internette bazı araştırmalar yaptım. yazılacak o kadar çok şey var ki, konuyu bağlayamamaktan korkuyorum. haydi brenda, belin... şey, eline kuvvet.

(Uyarı: bu konu, öncelikle seks konusunu içerdiği için, önce (no:4489) okunmalı)

nerede okumuştum anımsamıyorum. bu konudaki en ilginç tespitlerden biri, bekaretin neyin simgesi olduğuydu: masumiyet. Düşünsenize, tanrılara kurban etmek için neden bakireler seçildi tarih boyunca? Belki de tanrılara layık bir hediyeydi masumiyet.

burada sorgulamamız gereken büyük bir soru var. tane tane, her kelimenin tadını çıkara çıkara okuyun bu soruyu: "Seks, neden masumiyete zarar verir?" seks başlığında yazdıklarımı okuyun ve düşünün, yaratıcının güzelliklerle donattığı ve sonucunda en büyük mucizelerden biri -dünyanın en masum varlığı- bebeklerin dünyaya geliş yolu olan bir eylem, neden "kirletsin" ki kadınları?

Bu soruya geri döneceğiz. Önce bekareti neden bu kadar yücelttiğimizi anlamalı. Bu konuda birkaç ana nokta var. Ama en önemlisi, insanları yönetme arzusunda yatıyor. Ne alaka, anlatıyorum.

Yazı 2 bölümden oluşacak.

İlk bölüm, bekaret takıntısının doğuşu.

İkinci bölüm, bekaret takıntılı toplumların sonuçları.

-------ilk bölüm: bekaret takıntısının doğuşu, kadının ikinci plan oluşu, iktidar uğruna toplumların yozlaştırılması------

İnsanları yönetmek için, onları düşünemeyen ahmaklara çevirmen gerekiyor öncelikle. Kadın ve erkeğin eşit olduğu bir dünyada mı daha kolay iktidarda kalırsın, yoksa sadece erkeklerin söz hakkı olduğu bir dünyada mı? Feminist saçmalıklar diye düşünme, dinle. Kadını ikinci plana atarsan, oy toplamak için sadece erkekleri kandırman gerekir. sonrasında kadınlar zaten erkekleri izleyecektir. (Ne ilginç ki, kadınların oy kullanma hakkı diye bir şey yoktu 50-100 yıl önceye dek) (kaynak: (link: http://en.wikipedia.org/wiki/Women%27s_suffrage women suffrage)

Evet, politika ve din. bir kıvılcım belirmeye başladı, değil mi? Dur, yeni başlıyoruz.

Pagan inancına göre seks, üremenin bir gereği olduğundan kirli ya da şeytani bir davranış değildir. İnsan ruhunun iki yarısı, erkek ve dişi, uyumla bütünleşerek birbirini tamamlar ve seks sonucunda en büyük mucize hayat bulurdu. kadının rahminde bir hayat üremesi de onu kutsal kılardı. Kaynak: (link: http://www.sacredwell.org/sex_pagan_perspective.html pagan perspective)

İnsanların tanrıya ulaşmak için seksi kullanması ise kilisenin işine gelmedi. seksi kötü göstermek, iğrenç ve günahkâr bir davranış olduğuna inandırmak için önce kadını şeytanın kuklası olarak sundular. Kadın erkek arasında eşitlik zaten yoktu yıllar boyunca ancak 1486 yılında iki rahip tarafından yazılan ve kilise tarafından onaylanan "malleus maleficarum" (araştır bunu) adlı kitap, bu eşitsizliğin zirve noktası olabilir. Kadınları şeytana hizmet eden şehvetli varlıklar olduğunu iddia eden bu kitabın yayılması sonucu 40bin ila 100bin arasında kadın "cadı avı" ile öldürülmüştür. "şehvet" kelimesinin günaha davet eden, kötü bir duygu olarak görülmesinin altını çiziyorum.

Bu noktada Da Vinci Code'dan alıntı yapıyorum (kitabın genel içeriği konu dışıdır):

===================================

"kilisenin belirttiği bu sözde 'cadıların' hepsi kadın alimlerden, rahibelerden, çingenelerden, mistiklerden, doğa âşıklarından, bitki toplayıcılardan ve 'doğal hayata şüphe çekici şekilde uyum sağlayan' kadınlardan oluşuyordu. Ayrıca ebeler de doğum sırasındaki sancıyı azaltacak, doktrinlere karşı gelen tıp bilgisini kullandıkları için öldürülüyorlardı -kilise, bu acının havva'nın Bilgi veren elmayı ısırdığı ve böylece ilk Günah fikrine sebep olduğu için verilen bir ceza olduğunu iddia ediyordu."

"Tanrı'ya ulaşmak adına seksin kullanması büyük bir tehditti. Kilisenin kendi kendine ilan ettiği Tanrı’ya giden tek yol düşüncesini gölgeliyordu. seksin günahkâr bir davranış olduğuna inandırmak için ellerinden geleni yaptılar. Diğer büyük dinler de aynını yaptı."

"Yapılan propagandalar ve kan dökümü işe yaramıştı. Günümüz dünyası bunun bir kanıtıydı. Bir zamanlar ruhani aydınlanmanın mutlak yarısı olarak saygı duyulan kadın, dünyadaki mabetlerden kovulmuştu. Hiç kadın Ortodoks haham, Katolik papaz, Müslüman imam yoktu. Bir zamanların kutsal Hieros Gamos'u (erkek ile kadın arasındaki doğal cinsel birlik, bu sayede her biri ruhen bütünleniyordu) utanç verici bir davranış şekline sokulmuştu. Bir zamanlar Tanrı ile söyleşmek için dişi meslektaşlarıyla cinsel birleşmeye ihtiyaç duyan kutsal adamlar, artık şeytanın işi olarak gördükleri doğal seks güdülerinden korkuyorlardı. Çünkü şeytan, onların en sevdiği suç ortağıyla işbirliği içindeydi... kadınlarla."

"Seks hakkındaki düşüncelerimizin çelişkili olması şaşırtıcı mı? Eskiden gelen dürtülerimiz ve fizyolojimiz bize seksin doğal bir şey olduğunu söyler. ruhani bütünlüğe giden aziz bir yol. ama modern din, bunun utanç verici olduğunu aşılar ve şeytanın işi olan seks dürtülerimizden korkmamız gerektiğini öğretir."

===================================

Bu kadar gevezeliğin bekaretle alakası ne? Seksle alakası neyse o.

Sevişmenin kirli, çirkin, pis, ahlaksız bir şey olduğunu, sapıklık olduğunu düşünüyor musun? Seviştiğin için ya da sevişmeyi düşündüğün için, utanç ya da suçluluk hissediyor musun? sevişme sahnesi gördüğünde kanalı değiştiriyor musun? vajinana dokunmak bile sana iğrenç mi geliyor? Peki, sana bu düşünceleri kim aşıladı? Ailen? din? toplum? çevre? okul? hepsi?

Düşün.

--------------------------ikinci bölüm: toplumlardaki bekaret takıntısının sonuçları----------------------------------------

Suzanne Ruggi demiş ki, "bir kadının bekareti, etrafındaki erkeklerin malıdır. öncelikle kızın babasının sorumluluğundadır, daha sonra kızın kocasına evlilik hediyesi olarak sunulur." Kaynak: (link: http://www.dafka.org/news/index.php?pid=4&id=358 namus cinayetleri kısmı)

Peki, bu bekaret takıntımız neye sebep oluyor? Kısa bir özet geçelim:

*bir ömür boyu cinsel açıdan bastırılmış insanlarda ne tür sonuçlar elde edersiniz? kadınlarda vajinismus türü cinsel problemler, evli çiftlerde kötü cinsel hayat. erkeklerde ise tam zıttı, mastürbasyon ve porno bağımlılığı. ya da erken boşalma, iktidarsızlık. ileri seviyedeki durumlarda sokağa çıkan kadınlara et gibi bakan vahşileşmiş erkekler, taciz ve tecavüz oranlarının artışı.

*kendi yatak performanslarının başka erkeklerin performanslarıyla karşılaştırılma korkusu yüzünden, daha önce hiç erkekle birlikte olmamış kadın arayan özgüvensiz erkekler. önsevişmeden bihaber çiftler. hayatı boyunca orgazm yaşamayı rüyasında bile görmeyen kadınlar. "ay bu erkekler seks düşünmeden yapamıyor, iğrenç" diyen, daha kendi vücudunu tanımayan kızlar.

*ailesinin onurunu/şerefini/namusunu simgelediği için, evlenince bekaretini kocasına sunması gereken kızların, etraflarındaki aile erkekleri tarafından sürekli baskı altında yaşatılması. kızın bekaretini korumak için üstün bir çaba sarf edilir; giyimine karışırlar, dışarı çıkmasına karışırlar, tecavüze uğramasın diye onu sakınırlar ve evlendikten sonra kocasına teslim edip rahatlarlar, bu baskıyı da kaldırırlar. sonuç = evliliği özgürlük olarak gören kızlar, bir an önce evlenmek isteyen kızlar, hayatını koca bulmaya adayan kızlar.

*erkeklere "tecavüz etmeyin" diyemeyen, kadınlara "tecavüze uğramayın" diyen, kadınları tecavüze uğradıkları için suçlu gören toplum.(o saatte dışarıda ne işi varmış, altına neden etek giymiş)

*bastırılmış kadın, kışkırtılmış erkek (no:15170) hayatı boyunca tüm erkeklere "benim ırzıma geçmek istiyor, beni kullanacak, kenara atacak" diye korkuyla bakan, sağlıklı bir ilişki kuramayan kadınlar.

*Dur bakalım, daha neler çıkacak. Bekareti "bozmak", cinselliği "vermek" kelimeleriyle birlikte kullanan sapık zihniyetler. Sevişen kadına "motor, kaşar" gibi tanımlar yapan, sevişmeyeni "kezban" diyerek aşağılayan ve kadının kafasını iyice karıştıran karşı cinsler. "s... s... yola getirmek" diye bir tabir var, düşünün. sevişmeyi "cezalandırma" olarak gören bir toplum. sevişmenin sevgi içermeyen bir eylem olduğunu sanan sapıklar.

*namus cinayetleri. "bakire kız talebi" adı altında alınan çocuk gelinler. gelinin bakire çıktığını kanıtlamak uğruna japon bayrağı gibi lekelenmiş yatak çarşaflarının sergilenişi.

*Hatta ve hatta, zara bu kadar anlam yüklendiği için onu kaybetmemek isteyen ama cinsel arzularına da karşı koyamadığı için anal ya da oral seks yapanlar. gerdek gecesi öncesi zar diktirme (hymenoplasti). seksi, erkeklerden isteklerini elde etmekte kullanan ama onun haricinde seksten keyif almayan kadınlar.

*gelişemeyen toplum. seks tabulaştırıldıkça seksi düşünürsün. sana verilen eğitim yüzünden, seksi düşündükçe kendini kötü hissedersin. ama kaçınamazsın onu düşünmekten, aklını başka bir konuya veremezsin. doyurulmamış arzulara takılır kalırsın. kendini gerçekleştirme basamağına ulaşamazsın asla. daha kolay yönetilirsin. diğerleri bunu aşar, uzaya mekik gönderirler ve sen hala "kızlarla erkekler aynı okulda okumamalı" diyen örümcek beyinlilerle mücadele edersin.

*...ve daha fazlası.

____________________________________________________________________________________________

son olarak ukteyi veren arkadaştan bir alıntı yapayım: "bekaretimi kaybettiğim zaman her şey elimden alınmış gibi hissedeceğime inanıyorum, evet gayet saglıksız bir önerme. Ancak içinizde yaşayanlar vardır. Daha sonra erkeğin soguyacagını ve sadece kullanılmaya yonelik bir ilişki olusacagına inanıyorum."

Peki erkeğin, kadını bu şekilde görmesine sebep olan hastalıklı bakış açısını kim yarattı? sen, "sevdiğim erkek beni kullanılmış bir mendil gibi savurup atmasın" demek yerine, "böyle düşünen bir adamla bir ömür nasıl geçecek?" diye düşünemeyecek kadar özsaygıdan yoksunsan, bunda erkeğin suçu ne?

son not: ekşi'deki limon kimyon zorro'nun "kadın, erkek, ilişkiler ve seks üzerine" olan yazıları okunasıdır. (link: https://eksisozluk.com/entry/28770202 yazıların linki için tıklayın.)

1 ağustos 2014 03:17 1 ağustos 2014 03:19

2. kimsenin kimseyi cezalandırma aracı değildir bekaret. tanrıya inanıyorsak, tanrı kimseyi vücudunun bir parçası ile cezalandırmaz (bundan daha yüce gönüllüdür, parmaklarımız olduğu çin cezalandırılmak gibi bir şey bu), ya da tanrı değil de doğaya ve onun seçilimi bize mantıklı geliyorsa yine doğanın kadınları cezalandırmasından söz edemeyiz. doğal seçilim yolu ile bugünlere aktarılan her bir parçamız bize gerekli olanlardır (gereksiz olanlar zaman içinde yok oluyorlar zaten; örneğin apandisit veya yirmilik dişlerimiz).

bekaretin kadınların başına bela olmasının nedeni öncelikle kızlık zarı denen damar ağının olduğu yerde olması, arkasından bu zarın kontrolünün tüm bir toplumu kadın erkek ayırt etmeden boyunduruk altına alabilmeyi mümkün kılmasıdır.

o zar orada; çünkü insan ortaya çıktığından beri çeşitli hastalıklarla ve doğal koşullarla da başa çıkmak zorundaydı. klasik evrimsel süreçtir: bu zara sahip olmayan kız çocukları erken yaşta kimi enfeksiyonlar nedeniyle haytlarını kaybeder ve soylarını sürdüremezken, hymen sahibi olanlar bu koşulları sağ olarak atlatabildiler ve bu zarı kendi çocuklarına geçirdiler. çok uzun süreçler bunlar, bugünden yarına kazanılmış bir özellik değil bu zar. ve bugün de kız çocuklarını ergenliklerine kadar kimi enfeksiyonlardan koruyan bir savunma mekanizması (bademcik gibi düşünün).

ancak elbette kadının bacakları arasında olan, sadece ona ait kalamayacağı için -ki (yazar: brenda chenowith) gayet güzel özetlemiş- bugün biz bu savunma mekanizması hakkında tereddütler yaşıyoruz. gündeliğimizde her gün üretilen bir şey bu; tecavüzlerin, cinayetlerin, pedofilinin en birinci meşrulaştırıcı metası günümüzde. ve ne yazık ki ülkemizde geldiğimiz noktada hukuk bile biz kadınları bu zihniyetten korumuyor.

şimdi, bunun önemsiz olduğunu savunan insanlar basmakalıp şekilde hep derler ya "bekaret iki bacak arasında değil" diye. ben buna hiç kafa yormamıştım kendim daha hiç cinsel ilişkiye girmemişken. öyle bir ihtiyaç hgissetmemiştim o güne kadar; çünkü benim için kişisel olarak o kadar da önemli bir konu değildi. etrafımda olanların farkında değilmişim demek. sonra bir gün ampul yandı başımın üzerinde: cinsellik hakkında düşünmeye başladığım, hormonlarımın coştuğunu fark ettiğim, bir erkeği arzuladığım (hatta onunla öpüşmeyi sevişmeyi hayal etmeye başladığım) anda bekaretim sona ermişti. bundan oldukça uzun süre sonra ilk cinsel deneyimimi yaşadım ama aklımdan geçenler benim gözümü açmıştı bile. pratikte ve teoride "el değmemiş" kızdım hala ama bunu yaşamayı arzuluyordum ve aklım artık o eski çocuksu halinde çalışmıyordu. ilişkilerin farklı bir boyutunu görebilmeye başlamıştım.

o nedenle, benim düşündüğüm anlamda bekaretin yok olması masumiyetin kaybı değil, cinsiteyini anlamak ve kendini tanımakla ilgili bir durum. kız çocuğu olmaktan çıkıp kendini kadın gibi hissettiğin ve öyle davranmaya başladığın an. yoksa orda burda 12-13 yaşında evlendirilen kız çocukları gerdek gecesinin ertesi günü birer kadın gibi davranmaya başlarlardı. ama o çocuklar arasında hala bebeğine sarılıp uyuyanlar var.

1 ağustos 2014 07:48

3. brendanın bahsettiği tüm açılara katılıyorum. her zamanki gibi duyurucu bir analiz.

ben duruma içinde bulunduğumuz zamana, maalesef ki henüz değiştiremediğimiz, değiştirmek için uğraştığımız bakış açılarını göz önüne alarak yaklaşmak istiyorum.

biz, her ne kadar bekaret önemli değil, namus değil, şu- bu değil diye çırpınsak da dışarıda çocuklarımızı bekleyen bu düşüncelere sahip olmayan yada hala bu düşüncede yetiştirilmeyen bir güruh -kadınlı erkekli toplum- var ve çocuklarımız kendi eşlerine o güruh içinden rastlayacaklar.

bekaretini kaybetmek evlilikle olmak zorunda değil.

ancak belli bir yaşa kadar korunması gerektiğini düşünüyorum.

benim çocuğum yok. 2 tane güzeller güzeli yeğenim var. biri ergenliğe yeni ulaştı. o kadar güzel, o kadar saf ki. su gibi. bakmalara doyamazsınız. onu gözümden sakınıyorum. boy pos, endam, saçlar, gözler... allah nazarlardan saklasın.

hal böyleyken; şu yaşında bile, pedofili manyağı kaynayan dış dünyada aklım çıkıyor biri ona kötü yaklaşır da, herhangi bir taciz -sözsel, fiziksel- onun tüm geleceğindeki kadınlık psikolojisini etkiler diye. elimden geldiğince, dilim döndüğünce ve onun anlayabileceği kadarıyla besliyorum onu. ve bu böyle de devam edecek. erkek arkadaşlarının olmasının normal olduğunu, olacağını, insanların nasıl bebek sahibi olduklarını, bedeninde olan olacak olan değişiklikleri vs. anlatıyorum.

istiyorum ki, o yada bir gün sahip olursam kendi evladım-buna erkek çocuk da dahil-, kendine inandığında, kendine malik olduğunda yaşasın ilk cinsel deneyimini. evli olmak zorunda değil. aşkla yaşasın, kafa karışıklığıyla yada sömürülme tehtidi- riski altında değil. o zamana kadar da korusun kendini. çünkü erken yaşlarda bilinçsizce yaşanan cinsel deneyimler genç kadınların ruh sağlığına ciddi ölçüde zararlar veriyor.

ha bu yaş kaçtır, neye göre kime göredir, görecedir. illa bişey söylemek gerekiyorsa 22-23 kafama yatan rakamlar. seçip yaşadığı olayın arkasında durabilecek ,başka herhangi bir nedenden o kişiyle ilişkisi bittiğinde, kendini eksik, kullanılmış, kötü hissetmeyecek bir kendine maliklik.

15-20 yaş aralığında,bir arabanın arka koltuğunda yahut kim kime olduğu belli olmayan arkadaş ortamlarında olmasın, yaşamasın. yahut bekaretimi koruyacağım adı altında cinsel ilişkinin, yan kısımlarıyla başlamasın sekse(gizlinot: anal, oral seks gibi. ).

seks harika birşeydir.

bu harikalığı; utanılmayacak, çok eğlenceli, aşk dolu, şehvet dolu, kadınlığının yüceldiği-yüceltildiği bir paylaşım olarak algılasın. sağlıklı çocuklar doğursun.

bağlıyorum; bunu yapabilmesi için, bilinçle, kendini korusun.(gizlinot: ben anlattığım gibi- olmasını istediğim gibi yaşadım.)

1 ağustos 2014 08:51 1 ağustos 2014 08:58

4. namus metaforu.

çok güzel açıklanmış zaten bir daha detaylı anlatma gereği duymuyorum. hoş bilimsel konuşamam zaten, yalnızca deneyimlerimi gözlemlerimi paylaşabilirim.

1 ağustos 2014 11:23 1 ağustos 2014 11:24

5. dinle yoğrulmuş toplumların, bireylerin olmazsa olmazı.

tarih boyunca süregelen tüm savaşlar, katliamlar, çekilen acılar ve bastırılmaları düşündüğümde inançsız biri olarak aklıma gelen ve tekrar tekrar dinlediğim parçayı açıyorum http://www.youtube.com/watch?v=DVg2EJvvlF8

ergenken, abimin arabada kız arkadaşından yengeme söz edişini, ve şunu eklediğini hala unutmuş değilim;

"seviyorum ama bakire değil, evlenebilir miyim bilmiyorum." bu ve bunun gibi bir çok şeye şahit olduğumdan, cinselliği yaşamaktan korktuğumdan-tabu haline getirdiğimden, bu lanet et parçasından geç yaşta kurtuldum ve ne yazık ki ilk yıllar "sevişmek" denen güzel eylemden hiçbir zevk alamadım.

annem bakire olmadığımı duysa ne yapar bilmiyorum. modern görünümlü doğulu bi ailenin batıda yetişmiş çocuğu olarak, ilk gençlik yıllarımda hep arada kaldım; sorguladım, anlayamadım, eşitsizlikler ve daha bir çok şey yüzünden inançlarımdan uzaklaştım.

iyiliğe, güzel ahlaka inanıyorum ben. kadın ya da erkeğin keyifleri için yaşadıkları şeylerden çok toplum içindeki duruşları, diğer canlılara olan davranışları ilgilendiriyor beni. aynı sokakta yaşadığım kadının her hafta başka bi adamla olmasına değil, her gün elinde mamalarla 4 ayrı yerde kedileri doyurmasına bakıyorum. geri dönüşüm yaptığını biliyorum. içindeki güzelliği görüyorum o insanın ve seviyorum onu.

ekseni erkek cinsine kayık bir toplumda bazı şeyler hakkında ne kadar tartışırsanız tartışın sonuç anlamsızdır. bekarete sahip olmayan, evlenmeden bunu yaşayan kadın her zaman birilerine göre "ahlaksız" olarak görülecektir. kadın ve erkeğin karşılıklı aldığı zevkse her nasılsa erkeğin kadını kullanmış olması olarak tanımlanacaktır.

her kadın, duygusal olarak bağlanmadığı erkeğe cinselliği yaşar yaşamaz aşık olmaz ve bağlanmaz oysa.

"kullanmak" denen çirkin tabir iki taraflıdır fakat kimse bunu böyle değerlendirmek istemez.

işin bir de bunu yaşamadan evlenmenin getirdiği trajik durumlar var ki o konuya değinmek istemiyorum açıkcası. bir insanı sevmek ne yazık ki çoğu zaman iyi bir cinsel yaşamla sonuçlanmadığından ömrü zehir olan insanların sayısını bilmek istemez kimse eminim.

asla çocuk sahibi olmak istemediğimden, farklı bir birey yetiştirme şansım olmayacak belki ama, bir kızım olsaydı onu oldukça özgür ve şu cümleye göre yetiştirirdim:

" your naked body should belong only to those who fall in love with your naked soul " ( charlie chaplin'in kızı geraldine'e yazdığı mektupta geçen cümle ).

1 ağustos 2014 12:47 1 ağustos 2014 12:59

6. Kadının bakireliğinin bozulmasını "namus" temalı argolarla tanımlarken,erkeğin hala bakir olması "hala milli olmadın mı" sözleriyle eleştirilir. Bekaret sadece bir töreden ibarettir.

1 ağustos 2014 13:51

7. Bunu hala bu kadar sorun eden erkeklerin olmasını kafam almıyor. Bir zarın varlığı herşeyi kanıtlar nitelikte olabilir mi? Ne kızlar tanıdım neler neler yapıp sonra bekaretimi kocama saklıyorum diyen. Ne kızlar tanıdım yana yakıla diktirmeye Dr arayan. Bu ancak kadının kararı olmalı ister yapar ister yapmaz. Bundan erkeklere ne. Neyi kanıtlıyorsunuz namus cinayetleriyle. Ayrıca nasıl bi dürüstlük ki bu kendinizde her şeyi yapamaya hak görürken bakire kadın arayabiliyorsunuz.

1 ağustos 2014 17:10

8. ömrü hayatında cinsel ilişkiye girmemiş olmayı anlatır.

azı karar çoğu zarardır. evet evet çoğu zarar.

çocuk yaştan cinselliği yaşamanın psikolojik ve fiziksel zararlarından bahsedilirken gençliğinin sonunda hala cinsel ilişkiye girmemiş olmanın getireceği sorunlardan neden bahsedilmiyor bilmiyorum.

peki ne zaman çok derseniz, cinsel hayatın getirdiği zevkler kadar yüklere de katlanabilecek güç ve olgunluğa ulaşıldığı andan itibaren çok beklememek lazım derim.

edit: burada cinsel ilişkiden kasıt tam vajinal ilişki başta olmak üzere cinselliğin tamamıdır.

2 ağustos 2014 00:19 2 ağustos 2014 00:26

9. türkiye gibi "gelişmekte olan" denilmesine rağmen aslında hiç gelişmeyen bi ülkede olabilirdi ancak böyle bi olayın sorun olması,hiçbi zaman gündemden düşmemesi.bazı gerizekâlılar bunu kadına bi ceza olarak görürler.hatta tanrı kadınlara güvenseydi zar koymazdı gibi zırvalıklar bile okumuştum. erkek yaptığında sırtı sıvazlanıyoken,kadın yaptığında namussuz olarak görülemez.görülmemeli. birinin yapıp yapmadığı belli oluyo diye mi tüm bu saçmalıklar? tek derdiniz bu mu ya?hiç mi sevginin sadakatin bi önemi yok?vazgeçsinler artık kadını obje olarak görmekten.

zaten kadınlar çok eski zamanlardan beri ezilmekte,ikinci sınıf muamelesi görmekte.bu bakirelik sorunuysa en büyük dertlerden biri heralde. düşünsenize hamile birinin kız çocuğu olduğunu öğrenince bile çoğu insanın tepkisi şu:olsun ya sağlıklı olsun,üzülme. bu kadar işte,kadın daha anne karnında başlar ikinci sınıf insan muamelesi görmesine.

ve belki biraz farklı bi şey ama konuyla alâkası olduğunu düşünüyorum:

nasıl bi yerde yaşıyoruz ki tecavüzcülere,sapıklara,pedofililere gereken ceza verilmiyor da bizler kız çocuklarımıza "çığlık atmayı" öğretiyoruz. şunu bilin ki kızlarınızı baskılamak değil yapmamız gereken,erkek çocuklarınızı güzel yetiştirmek.

3 ağustos 2014 01:27

10. Turk erkeginin evlenmeden once onune gelen her kadinla birlikte olup evlenecegi kadinda aradigi en onemli seydir bekaret!! Namusun kafada degil bacak arasinda oldugunu dusunen kesimlerde sonuc cinayetle sonuclanabilir...

4 ağustos 2014 15:20