sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (6)
  • medya (0)

1. Orijinal ismi ''lord of the flies" olan william golding eseri. Yanlış hatırlamıyorsam uçak kazası sonucu adaya düşen bir grup erkek çocuğunun başından geçenleri anlatır. çocuklar için yazılmış olduğu zannedilen bu kitabın çocukken okunması durumunda travma yaşanmasına sebep olabilir, on sekiz yaşındayken okumama rağmen psikolojimi bayağı bir sarsmıştı. Türkçe çevirisini okuyacaklara tavsiyem çevirmenin önsöz kısmını kitaba başlarken okumamaları olacaktır, çünkü ciddi spoiler içerir. Orijinal versiyonunu upper-intermediate seviyesindeki biri rahatlıkla okuyabilir.

Ukte sahibi: (yazar: tubilokko)

3 ocak 2016 02:06

2. Birkaç hafta önce okuduğum kitap. Acayip etkilendiğim bir kitap oldu. hayata bakış açımla paralel, bu yüzden oldukça beğendim. Bana çok gerçekçi geldi, sanki oradaydım ve bu dehşetin içindeydim.

Bence de kesinlikle bir çocuk kitabı değil ve çocuklara okutulmamalı.

3 ocak 2016 02:35 2 mart 2018 21:29

3. "genç werther'in acıları" kitabı gibi sarsıcı ve etkileyici bir eser olduğundan ergenlik sonrası okunması gerçekten de daha iyi olabilir diye düşünüyorum.

3 ocak 2016 02:46

4. Her zaman masumluğun simgesi sayılan çocukların bir adaya düşerek vahşileşme sürecini anlatır kitap. İnsan ayrımı yapmayı, domuz avlamayı, statü oluşturmayı hatta katil olmayı nerden öğrendi bu çocuklar?

Yetişkinler olmadan bir adada çocuklarla yaşama fikri ilk başta çekici gelse de yetişkinlerin dünyasına özlem duymaktadırlar. Adada ateş yakarak kurtarılmayı beklerler. Bir de deniz kabuğu vardır. Şeytan minaresi de diyolar deniz kabuğuna. O statü göstergesidir bir nevi gücü elinde bulunduran kişiye aittir.

William golding ikinci dünya savaşı'da gördüğü vahşetlerden sonra bu kitabı yazmıştır. Çocukların bile ellerine fırsat geçince ne kadar korkunç bi dünya düzeni yaratabileceği anlatır.

3 ocak 2016 05:16 3 ocak 2016 05:16

5. william golding in 2. dünya savaşının ardından yazdığı alegorik yani simgesel anlamlara sahip bir öyküdür.tüm dünyayla bağlantının koptuğu bir adada çocukların başından geçen olaylar ve çocukların nasıl aşama aşama değiştiği, vahşileştiği anlatılır. edebiyatta insan doğası karanlık bakış açı ve iyimser bakış açı olarak iki şekilde ele alınmıştır. karanlık bakış açısına göre insan doğuştan kötüdür, iyimser bakış açısına göre insan doğduğunda saf ve temizdir sonra kötüleşir. sineklerin tanrısında karanlık bakış açısına göre konu işlenir.üstlerinde okul üniformaları ile savaştan kaçarken issiz bir adaya düşen çocukların hiçbir yetişkin olmadan hayatta kalma savaşı başlamıştır, iktidar olma ve gücü elinde tutma arzusu olanlar olduğu gibi, kan dökmek için dünden rağzı olan ve yönlendirilmeye çok açık olanlar da vardır içlerinde. öyküde geçen school boys tabiri otoriteyi, eğitimi ve devleti simgeler. vahşi insan doğasının eğitim ve otorite ile kontrol edilebileceğini söyler golding. çocukların tamamının erkek olması, ada ve içerisinde bulunan bitki örtüsü, diğer canlılar ise dişiliği, savaşların sebebinin daha çok erkekler olduğunu bundan zarar görenin daha çok kadın ve çocuklar olduğunu sembolize eder.

3 ocak 2016 17:33 3 ocak 2016 17:37

6. lime lime olmasına rağmen hala sakladığım ballantyne'in mercan adasıyla mekan, olayların başlangıcı, kültürler vb. açılardan benzeştirilen (-ki hem ana karakterlerin isimleri ile, hem de kitabın sonunda direk benzetme var) ancak tamamiyle farklı bir yol izleyen;

çocukların aslında sandığımız gibi %100 pure/saf olmadığını veya (yaş konusunu dışarıda bırakarak) toplumların demokratikleşmek yerine vahşileşmeye yatkın olduğu düşüncesini işleyen kitaptır.

(gbkz: mina urgan) ingiliz edebiyatı'nda tartışılmaz bir çevirmendir ancak 17 sayfalık inceleme ve spoiler dolu önsöz, kitabı okuma hevesini ne yazık ki öldürüyor. ama bazı alegorik benzetmeleri de önsözün yardımı olmadan yakalamak zor olurdu.

edit buraya gelecek: sevgili (yazar: all that solid)'in haklı isyanı üzerine yazdığımı düzeltiyorum. yayın danışmanları ve editörler keşke mina urgan'ın yazısını sonsöz olarak yerleştirseydi kitaba. bu arada bendeki 2004 basımı.

kitaba gelecek olursak; kullanılan dil oldukça sade. kolay okunuyor. yer betimlemeleri uzun uzadıya sıkmadan, gerektiği kadar kullanılmış. ancak çocukların karakterleri üzerine daha fazla şey okumak isterdim. ya da iç dünyalarına dair. bazı durumlar üstünkörü geçilmiş. mesela Roger'ın neden saf kötü olarak adlandırıldığı gibi. ya da jack'in iyi yanlarını, domuzcuk'un kötü yanlarını yakalayabilmek adına bazı olaylar/konuşmalar/iç sesler detaylandırılabilirdi.

çocukların yetişkinler hakkında konuşmasına oldukça gülmüştüm:

Domuzcuk "büyükler bilirler." dedi. "Karanlıktan korkmazlar. Bir araya gelirler, çay içerler, tartışırlar. o zaman işler yoluna girer..."

"Onlar adayı ateşe vermezlerdi. kaybetmezlerdi de..."

"Onlar bir gemi yaparlardı..."

Üç çocuk karanlıkta durdular; boşuna uğraştılar, büyüklerin yaşamının görkemini anlatabilmek için:

"Onlar kavga etmezler..."

"Benim gözlüğümü kırmazlar..."

"Canavardan söz etmezler..."

(sf.123)

Domuzcuk'un kendini önemli bir ana/konuşmaya hazırlaması aynı ben:

"Elimde bu denizkabuğuyla ona gideceğim. Denizkabuğunu uzatacağım. Bak, diyeceğim, sen benden daha güçlüsün; benim gibi astımın da yok. Sen görebiliyorsun, diyeceğim; iki gözün de görebiliyor. Bana bir iyilik yap da, gözlüğümü geri ver demiyorum, diyeceğim. Sen güçlüsün diye efendice davranmanı da rica etmiyorum, diyeceğim. Doğru olan doğrudur. Doğruyu yapman için sana bunu söylüyorum diyeceğim. Gözlüğümü bana ver; gözlüğümü bana vermek zorundasın diyeceğim."

(sf. 217)

ve şef/jack'in öldürdüğünü bildiği halde küçükleri yine "canavar"la korkutması. çünkü bilirsiniz; iktidar bazen de yönettiklerinin korkusunda yükselir:

"Şu da var: Belki canavar yine gelmeye kalkar. sürüne sürüne nasıl ortaya çıktığını hatırlıyorsunuz..."

(sf.203)

sonunda çocukları bulan subayların damarlarında dolaşan asil ingiliz kanının (!) verdiği beklenti ile gördüklerinin uyuşmaması üzerine yaptığı yorum:

"ben de sanırdım ki, bir yığın britanyalı çocuk... Hepiniz britanyalısınız, değil mi? sanırdım ki, bundan daha iyi idare edebilirlerdi durumu... yani demek istiyorum ki..."

(sf. 253)

27 şubat 2016 23:36 1 mart 2016 03:36