sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (1)
  • medya (0)

1. çek-fransız asıllı, aynı gün doğduğum -1 nisan- en sevdiğim yazarlardan biri (gizlinot: ilk üçümü ayıramıyorum). okurken sakinleştiren o duru anlatımına, insan ilişkilerine bakışına, sunduğu farklı pencerelere hayranım. okuduğum her kitabı keşke bitmeseydi hissi oluşturur bende. bazen verdiği mesajlara katılmam, hayır böyle olmamalı, hayat böyle değil diye geçer içimden. kitaplarında katıldığım cümlelerin yanında katılmadığım pek çok cümle olur. ama beni sürekli düşündürür okurken, sanırım bunu seviyorum.

*var olmanın dayanılmaz hafifliği mesela, bence mutlaka okunmalı. bugüne kadar okurken kendimi yakın gördüğüm -bazen de bir o kadar uzak- karakterlerden biri terezaydı benim, ruh ve beden ilişkisine bakışı, vejetaryenlikle ilgili düşünceleri bazı şeyleri kafamda oturtmama çok yardımcı oldu. şu alıntıların bile merak uyandıracağını düşünüyorum.

" peki, ağırlık gerçekten nefret edilesi, hafiflik de göz kamaştırıcı mıdır?

yüklerin en ağırı ezer bizi, onun altında çökeriz, bizi yere yapıştırır bu ağırlık. öte yandan her çağda yazılmış aşk şiirlerinde, kadın erkeğin bedeninin ağırlığı altında ezilmeyi özler. o halde yüklerin en ağırı aynı zamanda yaşamın sağladığı en şiddetli doyumun da imgesidir. yük ne kadar ağır olursa, yaşamlarımız o denli yaklaşır yeryüzüne, daha gerçek daha içten olur.

işi tersten ele alırsak, bir yükten mutlak biçimde yoksun olmak insanoğlunu havadan hafif kılar; göklere doğru kanat açar insan, bu dünyadan ve dünyasal varlığından ayrılır, yalnızca yarı yarıya gerçek olur, devinimleri önemsizleştiği ölçüde özgürleşir.

hangisini seçmeli o halde? ağırlığı mı, hafifliği mi? "

"başkalarıyla olan ilişkilerimizin kaçta kaçının duygularımızın sonucu, kaçta kaçınınsa bireyler arasındaki sürekli güç oyunu tarafından belirlenmiş olduğunu hiçbir zaman kesinlikle saptayamayız. gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığıyla, özgürce ortaya çıkabilir. insan soyunun gerçek ahlaki sınavı, onun, merhametine bırakılmış davranışında gizlidir."

" hüzün, son duraktayız demekti. Mutluluk, birlikteyiz, demekti. Hüzün biçimdi, mutluluk içerik. mutluluk hüznün uzamını dolduruyordu."

*ya da gülünesi aşklar, ilişkilere, hayata dair düşünmeye iten öykülerden oluşuyor. kadınlar, erkekler sadakat, din, güzellik, çirkinlik.

"insan halinden memnun olunca, taşıdığı mutluluk dolu tatmin duygusuna güvenini pekiştirmek için, önüne çıkan fırsatları bir kendini beğenmişlik duygusuyla isteyerek geri çevirir."

"bir başkası onu hiç bu çirkin kadın kadar sever miydi? ama aşkın yanında güzellik ya da çirkinlik neydi? büyüklüğüyle mutlaklığı yansıtan bir duygunun yanında bir yüzün çirkinliği neydi?"

*yaşam başka yerde. sevgilimle çıktığımız ilk tatilin dönüşü, yorgunuz, otobüste başını göğsüme yaslamış dinleniyor, ben bu kitabı okuyorum. bu kitabın yeri çok ayrı benim için. kapağını görür görmez o ana gidiyorum.

"şiir, her söylenenin gerçek olduğu bir ülkedir. şair dün, yaşam gözyaşları kadar boş, dedi, bugünse yaşam kahkaha kadar keyifli diyor ve her ikisinde de haklı. bugün, her şey sona eriyor ve sessizlikte yitip gidiyor, diyor, yarın, hiçbir şey sona ermiyor ve sonsuza dek yankılanıyor diyecek; ikisi de doğru. şairin hiçbir şeyi kanıtlamaya ihtiyacı yoktur; tek kanıt duygunun yoğunluğunda bulunur. lirizmin dehası, deneyimsizliğin dehasıdır. şair dünyaya dair pek az şey bilir, ama ondan fışkıran sözcükler, kristal kadar kesin olan güzel eklemlenmeler oluşturur, şair olgun bir adam değildir, ama sözleri, karşısında kendisinin de eli kolu bağlı kaldığı bir kehanet havası taşır. şair, dizelerin ekranında kavranan yüzünün sevilmesi ve hayran olunması isteğiyle otoportresini dünyaya sunan kişidir."

"aşk ya her şeydir ya da hiçtir. aşk ya tam vardır ya da yoktur. gerçek aşkın yanında her şey solar, geri kalanın önemi yoktur. gerçek aşkın kulağı, dünyanın geri kalan bölümünün söylediklerine tıkalıdır, bu özelliğinden tanınır."

*ve okumayı istediğim daha pek çok kitabı, şaka, gülüşün ve unutuşun kitabı -bu kitaptan sonra çek vatandaşlığından çıkarılmış-, ölümsüzlük, bilememek.

biraz uzun yazdım sanırım ama bir başlığı olması gerektiğini düşündüm, sonra susamadım (gizlinot: swh). ayrıca (bkz: entry nick uyumu) (bkz: sözlük yazarlarının rumuzlarının hikayeleri)

Not: pinkoplaque uktesiymiş ayrıca bu başlık ^^

27 ocak 2017 15:21