sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (1)
  • medya (0)

1. İlk oyununu oynadım ve bitirdim. Oyun Miles Upshur isimli bir gazeteciye gelen bir mail ile başlıyor. Mailde Mount Massive Aslyum adlı akıl hastanesindeki şizofreni hastalarına bir tane şirketin (adını unuttum) üzerinde deneyler yapıp insanlara acılar çektirdiği yazıyor. Gönderici gazetecinin bunları görüntülemesini ve medyaya sızdırarak şirketin kapatılmasını istiyor. Buraya kadar her şey normal. Olay akıl hastanesine gidip kapıya gelince insana bayağı bir korku basıyor. Bu arkadaş malum gazeteci olduğu için silah kullanmayı falan bilmiyor. Tek yapabildiğiniz delilerden kaçabilmek, saklanabilmek ve onları kameraya alabilmek. Sonuç olarak tek alet de kamera. Oyun boyunca olan olayları kameralara almak zorundasınız. Ayrıca piller de mevcut. Karanlık bölgelerde kameranın gece görüş modunu açmanız gerek aksi takdirde delilerden birisinin gelip kafanızı koparma olasılığı yüksek. Bu da pil ömrünü harcıyor. Eğer biterse vay halinize çünkü öldünüz demektir. Bu arada çok kanlı vahşetlere şahit olabiliyorsunuz. Jumpscare çok fazla. Ek olarak müzikler efsane ve sizi gerçekten geriyor.

Kötü karakterlere gelecek olursak:

Chris Walker: Bu adam size gına getirecek Allah cezasını versin diyeceksiniz oyun boyunca. Çünkü bize saplantılı bir şekilde takık ve gördüğü her yerde öldürmeye çalışıyor. Yaklaştığı zaman uzaktan zincir sesi geliyor ve dar alanlardan geçemiyor kaçmanın tek şansı bu.

İkizler: Bunlardan nasıl kaçtığını hiç hatırlamıyorum taktik geliştirmedim hep şans eseri oldu. Bir taraftan kaçarken öbür koridordan öteki geçiyor gelirlerse sizi canlı canlı yiyorlar.

Peder: Allah’ın cezası peder yatacak yerin yok. Bu zır deli arkadaşımız bize yardım ediyor aklı sıra ama delidir ne yapsa yeridir. Sürekli bizi bir yerlere çağırıyor ve asla çağırdığı yerde olmuyor. Bizi hastaneden çıkaracak diye bu adamı arıyoruz. Bulana kadar her türlü gerilime maruz kalıyoruz.

Walrider: Bu deneyin sonucunda ortaya çıkmış hayaletimsi bir varlık. Delilerden birine deney yapıyorlar ona garip görseller izletiyorlar ve hayal ürününü gerçekleştiriyorlar. Bundan kaçmak aşırı zor. Çünkü çok hızlı hareket ediyor. Eline düşerseniz acımıyor.

Normal deliler: Bunlar klasik bazıları size saldırıyor bazıları hiç saldırmıyor. Deli oldukları için ne yapacakları belli olmuyor.

Oynanış ipuçları: Gündüz kamera açmak pil ömründen yemiyor açıp olayları kameraya çekmeniz daha mantıklı. Işık sizin en büyük düşmanınız çünkü deliler sizi ışıkta daha rahat görebiliyorlar. Çok fazla gerilmek istemiyorsanız saklanmak yerine kaçmayı tercih edin çünkü saklandığınız yerden sizi bulabilme ihtimalleri var. Kaçarken kapıları arkanızdan kapatın delilerin kapıları açması uzun sürüyor bu da size zaman kazandırıyor. Dolaba girdiğinizde eğer deli sizi görmediyse her seferinde sizin yanınızdaki dolabın kapağını açar asla sizin kapağınızı açmaz. Delilerle sizin koşma hızınız aynıdır bu yüzden sizi arkanızdan tutup yakalama gibi bir durumu yoktur. Pil ömrünü dikkatli kullanın. Gece görüşünü çok fazla harcamayın karanlık yerlerde pilsiz kalırsanız kesinlikle öldürülürsünüz.

Şu an aklıma gelen ipuçları bunlar. Whistleblower olanı da oynadım. Az çok benziyor ama ilk oyun daha güzel. Aksiyonlu, gerilimli, korkutucu bir oyun. Eğlenceli mi diye sorarsanız? Kesinlikle değil. Çünkü gerçekten psikolojik olarak çöküyorsunuz.

7 haziran 2018 02:19