yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1438)
    • medya (32)

    1438. hayatımı sadeleştiriyorum. ihtiyacım olmayan hiç bir şey almıyorum elimde olanı da elden çıkarıyorum. ama bunu yaparken ihtiyaç sadece yaşamak temel besin gıdası ve barınma değil. mutlu olmak da bir ihtiyaç. sadece artık dolabımda toz tutan şeyleri tutmuyorum mesela. varlığı yokluğu bir bana hiç bir mutluluk vermeyen şeylerden kurtuluyorum. yenilerini de almıyorum.

    dün 20:42

    1437. Tüketmek ve sahip olmak bence bambaşka kavramlar ve tüm hayatımız hep bir dönemin devamı olduğu için nasıl istiyorsak öyle yaşamalıyız. Ha bu demek değil ki, deli gibi israf yapalım, her şeyi tüketelim, yarınlar yokmuşçasına tasarruf yapmayalım, dikkat etmeyelim. Ama hayata da bir kere geldiğimizi ve bu hayatın ne zaman biteceğini bilmediğimizi de unutmayalım. Yarın diye bir şey olmayabilir de. 

    Ama bir şeylere sahip olmak bizi psikolojik açıdan iyi hissettirecekse bunun da kimseye zararı yok. Bu bana şey gibi geliyor, 'aman et yesen de doyacaksın, ekmek yesen de, zengin de olsan öleceksin, fakir de.' Demek gibi. 70 yaşıma geldiğimde yaşadığım hayata bakıp üzülür ya da mutlu olurum. Geriye dönüp baktığımda ya  iyi ki derim ya da keşke.

    Şimdi 32 yaşıma gireceğim ve hayatıma dönüp baktığımda çocukluğum, ergenlik zamanlarım hep yoklukla geçti. Çoğu zaman üstüme giyecek ekstra kıyafetlerim bile yoktu, ayakkabımla dalga geçilmişti lisede. makyaj malzemesi almak, güzel giyinmek yok gibi bir şeydi. Bir fotoğrafımız var, 14 yaşından sefalet akıyor. Özellikle lisede daha orta halli ve orta üst segmentteki insanlarla bir arada olunca ekstra üzücü olmuştu benim için. Şimdi içimde o kızın sahip olamadıklarını tamamlama isteği var. Ama ergenliğim, genç kızlığım bitti ve benim içimde her şey ukte kaldı. O kız o güzelliklere neredeyse hiç sahip olamadı. Gezemedi de tozamadı da. Kuru simit hariç çoğu zaman ekstra bir şey de yemedi herkes daha iyi şeyler yerken. Yok gibiydi bence. Ziyan olmuş bir 7-8 yıl. Ve esasen hayatın en toz pembe en gamsız olması gereken dönemleriydi. Şimdi genç kızlara bakınca hep çok üzülürüm o yüzden. 

    Ben 70 yaşıma geldiğimde en azından bu yaşlarımın mutlu ve istediğini yapmış olarak geçmesini isterdim. İyi şeylere sahip olup, iyi şeyler yapmış olarak. Ha hala yapamıyoruz, hala tam orta sınıf dahi olamadım. Ama hayat bir bütündür ve bizi bir ruj ya da bir tekonolojik cihaz mutlu ediyorsa onu almış olmak keşke dedirtmeyecektir benim düşünceme göre 

    dün 12:12

    1436. Bu konuyu uzun süredir düşünüyorum. Maalesef ki hayatımız "tüketiyorum, o zaman varım" durumuna dönüşmüş durumda. Halbuki 70 yaşımıza geldiğimizde dior rujumuzu ya da dyson airstrait'imizi değil, ne kadar anlamlı ve doyumlu ilişkiler, arkadaşlıklar yaşadığımızı, dünyayı ne kadar gördüğümüzü, neler deneyimlediğimizi hatırlıyor olacağız. Eşyaların verdiği mutluluk geçici, anılarınki kalıcıdır. Güzel anılar ve deneyimlerin bizi uzun vadede iyileştirme özelliği var, belki de tüm toplumun mutsuzluğu şu an hepimizin maddesel şeyler peşinde koşmasından kaynaklanıyordur. Dilerim yakın zamanda toplumsal bir uyanış başlar. 

    Ekleme: arkadaşlar bahsettiğim şey üstünüz başınız dökülmeli, hiçbir şey almayın değil tabii ki. Zaten üç beş girdi okursanız başlığın amacının bu olmadığını da pekala anlayabilirsiniz. Bahsettiğim konu ihtiyacın olmadığı halde ait olmak için gereksiz onlarca şey almak, popüler kültürün dayattıklarını yaşamak zorunda hissetmek, gerçekten ihtiyaca odaklanamamak ve hayattaki tüm mutluluğun kaynağını satın alma davranışı olarak görmek. Hayatta esas olan dengedir, kaliteli yaşamak zaten bir ihtiyaçtır. Fakat 5 farklı marka allığınız olmadan da mutlu olabilirsiniz, eğer olamayacağınızı düşünüyorsanız zaten şu an yanlış başlıkta geziyorsunuz bence. Ayrıca bu ülkede çok da zengin bir ailede yetişmemiş herkes az ya da çok bir şeylerden mahrum kaldı bu bir gerçek. Ortalama bir memur çocuğunun her istediğine tamam mı denildi? Memur örneği verdim çünkü ülkedeki orta sınıfı iyi temsil eden bir grup. Çocukluğumuzda yaşadığımız eksiklikleri şu an fazla tüketim için gerekçelelendirmek de bence bir tür bilinçaltı savunma mekanizması. Gereksiz bir şeyi satın almak için insan kendine binlerce bahane bulabilir, zor olan şey sorgulamak ve gerçekten ihtiyaç analizi yapabilmek. 

    dün 11:52 dün 16:00


    1435. her ay bize farklı bir şeyler aşılıyorlar. önce "clean girl" aşıladılar aylar boyunca, işte çok makyaj yapmak mı kaldı, lip oil lip gloss kullan geç dediler. çok makyaj yapanlara pis gözüyle baktılar. şimdi de "mob wife" akımı çıktı, clean girl zaten sıkmıştı hepimiz çok özlemedik mi farlı rujlu makyajları diyorlar. önce bize zorla lip oil lip glosslar aldırdılar yok gibi makyajlar yaptırdılar, şimdi de zorla farlı makyajlar yaptırmaya çalışıyorlar. ben şahsen ikisine de hiçbir zaman uymadım, benim kendi zevkim ikisinin ortasında gibi bir şey. 2015-16 dönemi hariç hiçbir zaman koyu ruj fanı olmadım koyu far da pek kullanmazdım. ama yapılan korkunç bir şey. korkunç bir tüketim çılgınlığı var. 2022 başlarını düşünüyorum euphoria dizisi yüzünden hepimiz glitterlı makyajlarla geziyorduk ispanyol paça renkli taytlar falan giyiyorduk. ben şahsen öyleydim. şimdi dolabımda duruyorlar. ona vereceğim parayla keşke zamansız parçalar alsaymışım diyorum. hiçbir zaman anlık modalara uymayın. bence modası geçmeyecek olan tek akım "old money"dir ve zamansız parçalardır. şahsi fikrim budur. 10 tane polyester kazak yerine 2 tane kaşmir kazağınız olsun, 10 tane tüylenen oysho taytınız yerine güzel bir diesel pantolonunuz olsun. artık hiçbir akıma uymayacağım istediğim gibi makyaj yapacağım ve istediğim gibi giyineceğim. zamansız parçalar dışında şeyler almayacağım.

    28 ocak 20:33

    1434. Simdi ara ara geldigim bu baslikta yeni farkina vardigim bir konudan bahsedecegim.

    Cok fazla maddeye yonelik yasadigimi anladim. Kultur olarak da buna maruz kaliyoruz diye dusunuyorum. Arkadas ortamina giriyorsun ne giyindin, makyaj malzemen hangisi vs gibi muhabbetler dolasiyor. Sosyal medyaya bakiyorsun ortam ayni, herkes aldigini ya da gittigi yeri gosteriyor. Insanlar surekli link soruyor 😊

    Ben aslinda boyle birisi degilim. Biri yapti diye yapmam ama bilincalti etkileniyor. Iste mesela biri yuz maskesi yapiyor, diyorum ben bayadir yuz maskesi yapmadim. Sonra gezerken kendimi maske alirken buluyorum. Ya da biri guzel pijama takimi paylasmis, o an almiyorum. Cunku pijamam var. Neden alayim ikincisini? Ama oyle olmuyor, aradan zaman geciyor bakiyorum yenisi aliyorum ve ilginc olan yeni aldigim pijama sosyal medyadan gordugum urune zevk veya tasarim olarak benzer ya da rengi ayni... bir sekilde bilincalti kirliligi olusuyor. Markalarin da bu yuzden sosyal medyayi bu sekilde kullanmasi iste influencerlar, onlara gonderilen bedava tanitim urunleri cok mantikli. Gercekten ise yariyor. o bedavaya aliyor ben hayatimdan calarak aliyorum.

    Bu yeni yilda sosyal medya kullanimi azalttim, reklam ve isbirligi hesaplarini takipten cikardim. Marka bagimlisi ve dis gorunus takintili arkadaslarimla iliskimi de azalttim. Artik hayattan keyif almaya odaklanacagim, alisveris odakli olmak yerine. Gezerek, okuyarak ve iyi insanlar ile vakit gecirerek... varsin ustumde basit bir esofman olsun, esyalarim eski olsun, makyajim olmasin... oldugu kadar olsun. Ikinci hedefim ise birseyi eskitmeden ya da bitirmeden almayacagim.

    27 ocak 14:48

    1433. tükete tükete tükendim o yüzden mecburi olarak ben de katılacağım bu işe. artık ihtiyacım olmayan şeyleri elimden çıkarıp geriye kalan demirbaşlarla devam etmek ve uzun süre bir şey almamak istiyorum.

    3 ocak 02:46

    1432. Dün youtube keşfette bir kanal çıktı karşıma ve buraya da iliştirmek istedim. Kanalın ismi "Melisa Tanrıkulu". Kendisi 2024 yılına girmeden önce son ihtiyaç alışverişlerini tamamlayıp, 2024 yılında no Buy year yapacağını söylüyor. Bunun için de her alanla ilgili neyin yıl içinde zorunlu olarak alınacağı ve neyin kesinlikle alınmayacağı ile ilgili ayrıntılı çalışması var. Hatta bir videosunda hilelerin önüne geçerek kuralları da saymış. Başlık başlık incelemiş. Benim çok hoşuna gitti. Tüketmiyoruz kampanyasına destek olacak ve ilham verecek içerikleri olduğu için de burada paylaşmak istedim. 

    25 aralık 2023 12:05


    1431. bugün reddit'te karşıma çıkan bir alışveriş bağımlılığı başlığı altındaki gönderi üzerine tekrar yazma gereği duydum.

    pek çok markanın reklamlarında kullandığı dil hem kadınları aşağı çekiyor ve bir nevi feminizmi kullanarak feminizmi öldürüyor.

    Hemen hemen her feminist; kadınların erkeklerin zevki için sürekli kıyafet/makyaj/cilt bakımı satın almasını ve kendimizi belirli bir şekilde göstermemizin beklenmesinin kadın düşmanı bir hareket olduğuna inanıyor. ama pek çok "ticarileşmiş feminizmin" fikir birliği, aslında makyaj/giysi/cilt bakımı satın almanın ve bunları erkekler için değil, *KENDİNİZ* için kullanmanın "güçlendirici" olduğu yönünde. Ayrıca şirketler feminist hareketleri "benimsiyor" ve cilt bakımı/makyaj/kıyafetleri "kişisel bakım" ve "güçlendirme" olarak pazarlayarak bunları ticarileştiriyor. Artık pazarlamaya göre, bir erkeği memnun etmek için makyaj/cilt bakımı/kıyafet satın almıyorsunuz; *kendinize* bakmak, kendinizi güçlendirmek için makyaj, cilt bakımı ve kıyafetler satın alıyorsunuz. Bu tür pazarlama stratejilerinin altında yatan varsayım: aşırı miktarda makyaj, cilt bakımı veya kıyafet satın almıyorsanız, kendinize bakmıyorsunuzdur.

    Güçlü, bağımsız, kariyer odaklı, belirli bir makyaj markası/markalı kıyafet vb. giyen bir kadınların olduğu reklamlar görüyoruz. bu reklamlar, temel olarak ürünün kadının başarısına katkıda bulunduğunu öne sürüyor . Bu sadece GERÇEKTEN FEMİNİST OLMAMAKLA kalmıyor, aynı zamanda sizi aşırı satın almaya teşvik ediyor çünkü ürünün size bu tür bir hayat yaşama gücü vereceğini düşünüyorsunuz. Eğer satın alabilirseniz mutlu olabileceğinizi ve başarılı bir kariyere sahip olabileceğinizi düşünüyorsunuz. Reklamlardaki efsanevi kadın için hayat kolaydır; hiçbir baskıya maruz kalmaz ve yalnızca çok çalışarak, hiçbir engelle karşılaşmadan "güçlü, bağımsız bir kadın" haline gelir. Reklamlar sizi, ürünü satın alırsanız "kendinizi güçlendirebileceğinize" ve o hayata da sahip olabileceğinize ikna eder.

    burada kişisel bir deneyim paylaşmak istiyorum. tasarım okurken vitrin tasarımı dersleri alıyordum ve çoğu zaman vitrinleri tasarlarken alıcının kendilerini içinde hayal edebileceği hayat tarzları yaratmamız isteniyordu. mesela havalimanı stili kombinleri. iki cinsiyete de hitap eden mükemmel bir konsept fikri çünkü havayolu ile seyahat hem pahalı, hem de sadece çok az zamanı ve çok işi olan insanların iş için tercih edeceği bir ulaşım türü. hayatı düzenli, işleri tıkırında, şık ve lüks içinde yaşayan insanları havalimanı loungeları ve stilleriyle eşleştiriyoruz. o şekilde tasarlanmış bir vitrin de otomatikmen hem kadınları, hem de erkekleri cezbediyor.

    fakat olay şu: hiçbir ürün bizi "güçlendiremez". Pek çok reklam, "kendimizi güçlendirmenin" ve "bağımsız bir patron" falan olmanın bireyin sorumluluğu olduğu fikrini öne sürüyor. Ancak bu ticarileştirilmiş feminizmin göz ardı ettiği şey, bir ürünle güçlenemeyeceğimizdir; ancak gerçekten insan haklarına sahip olarak güçlenebiliriz. Ataerkillikten çıkış yolunu satın alamayız; Ataerkillik toplumsal bir sorundur,kişisel bakımla çözülebilecek bir sorun değildir. Hiçbir zaman reklamlardaki kadın olamayız çünkü reklamlar toplumun baskıcı yapısını bir şekilde aşabileceğiniz, kapitalizmden / ataerkillikten kaçınabileceğiniz sahte bir dünyada var oluyor. Ancak bireysel düzeyde hiçbir sıkı çalışma, baskıdan kaçınmanıza yardımcı olamaz ve kesinlikle bir ürün satın alarak baskıdan kaçamazsınız. maalesef Kadınlar her geçen gün haklarını azar azar kaybediyor.

    Alışveriş bu noktada bizim için dikkat dağıtıcı rol oynuyor. Çökmekte olan bir dünyada kendimizi rahatlatmanın basit yollarını arıyoruz. Ancak bu dikkat dağıtma kişisel bakım olmuyor. Tam tersi, makyajın/giysilerin/cilt bakımının mali durumumuzu ne kadar tükettiğinden yakınıyoruz. Bu kesinlikle bir sorun. Diğer bir sorun ise evlerimizde kapladığı alan: hayatlarımızı karmaşıklaştırıyor, zihinsel alanımızı işgal ediyor ve ZAMANIMIZI tüketiyor. bu ürünler bir nevi içimizdeki boşluğu dolduruyor fakat bunun mali bir zararı da var. biz kadınları yoksulluk sınırına yaklaştırıyor. Erkeklerin tüm bu "saçmalıkları" satın almasına gerek yok ve bu nedenle önemli ölçüde daha fazla harcanabilir gelire sahip olabiliyorlar. Kendimizi özgür bırakmayı öğrenmemiz gerekiyor. yoksa yüzleştiğimiz çifte standart makası, her ne kadar modern çağ ile daraldığını düşünsek de, git gide açılmaya devam edecek.

    15 ekim 2023 11:16 15 ekim 2023 11:22

    1430. bugün öğrendiğim bir şeyi paylaşmak istiyorum sizlerle: nostalji, mevsim ve deneyimlerin/yaşanmışlıkların metalaştırılması. yani sizler için tüketilebilecek ya da satın alınabilecek bir biçime sokulması.

    sonbaharın gelmesiyle birlikte pek çoğunuzun sevdiği starbucks pumpkin spice latte piyasaya tekrar sürüldü. "tekrar" diyorum çünkü her sene belli bir zamanda satışa koyulup sonrasında kaldırılıyor, onun yerini de noel zamanı yaklaştığı için takdir edersiniz ki yeni yıl ve noel temalı ürünler alıyor. şimdi, bunun ne alakası var diyebilirsiniz, bekleyin ve dinleyin. insanların sonbahar mevsimiyle bağdaştırdığı şeylere gönderme yapıyor bu içecek, yaz sonrası gelen soğuk havada tüketilecek "bir bardak sıcak içecek" olması, içinde mis gibi kokan aroması ve de en önemlisi reklam görsellerinde öne çıkan sonbahar göndermeleri.. insanı cezbetmiyor mu? denemek istiyorsunuz, bir de hoşunuza giderse içmeye devam etmek istiyorsunuz. ama bu içeceğin sınırlı süre için satışta olması, zamanınız dolmadan elinizden geldiğince çok içmeniz gerektiği anlamına geliyor. yani çabuk olun, her an sonbahar bitebilir ve ocak ayında psl içemeyebilirsiniz! bu kısıtlamanın adı da "mevsimsel kıtlık" aslında. benzeri üstte de belirttiğim gibi noel de, hatta psl ile paralel seyreden cadılar bayramı teması için de söylenebilir. (gizlinot: eminim bizim coğrafya ve kültürümüzde de benzer örnekler bulabiliriz.) bu dönemlerde yaşanılan deneyimler, reklamcılık ve türlü beyin yıkama yöntemleriyle (insta görselleri, paylaşımlar vs.) somutlaştırılıyor ve küçük pumpkin spice lattecikler halinde bizim para harcamamız, somut bir nesneyi tüketmemiz olarak geri dönüyor bize. alın size metalaştırmak! bir de bunu yıldönümü gibi senede 1 olan bir olay haline getiriyorlar ki işte o zaman içimizdeki nostalji duygusuna oynanıyor. "ah ne güzel geçen sene arkadaşlarla psl(!) alıp atkılarımıza sarılarak parkta yürümüştük. şimdi tekrar gelmiş psl, hadi bi buluşma ayarlayıp tekrarlayalım!" hayır, bu düşüncede bir yanlışlık yok, zaten hafta 1-2 içtiğiniz kahveyi bu sefer farklı bir türde tercih edip arkadaşlarınızla zaman geçirebilirsiniz, fakat bu marketing stratejisinin arkasında "hadi psl satıştan çıkmadan birkaç kere daha buluşalım!" demeniz amacı var. bu yüzden biraz farkındalık, biraz gözü açıklık, biraz uyanıklık, eee azıcık da tüketmiyoruz kampanyası lazım.

    1 ekim 2023 22:49

    1429. dışarıda yemek yemeyi bırakmak. kafe restorant yerine sahile, parka gitmek veya birinin evinde toplanmak. yoğurt, reçel gibi gıdaları evde yapmak.

    29 eylül 2023 16:01