yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (5)
    • medya (1)

    1. 2020 yapımı 6 bölümlük netflix belgeseli. Gabriel Fernandez, 8 yaşında bir çocuk ve öldürülüyor.

    Onun davası, nasıl öldürüldüğü, kimler tarafından öldürüldüğü, mahkemesi, jüriler, karar, ihmalkarlıklar... hepsi her bölümde anlatılmış.

    Gerçekten çok yıpratıcı bir hikaye. ben ağladım, bölümleri izledikçe de sinirlerim iyice bozuldu ve hırsımdan ağladım.

    ona göre izleyin derim.

    Türkçe adı, gabriel fernandez'i kim öldürdü? idiydi, zaten ilk dakikalardan anlaşılıyor, niye bu ismi vermişler ki dedim ama izlerken anladım... fernandez'in ölümünün arkasında neler var görüyoruz.

    ------bayağı spoiler------ (her şeyi anlattım)

    Gabriel, doğduğunda annesi onu terk ediyor ve ilk yıllarında anneannesi, dedesiyle kalıyor. bir süre sonra dayısı ve onun erkek arkadaşı ile kalıyor ve bir zaman sonra, annesi ve onun sevgilisinde kalıyor. Bu kısa yaşamında defalarca yer değiştiriyor, bir kısmında öz babası var ama çoğu zaman babası da hapiste. Aynı babadan iki kardeşi daha var, abisi ve ablası. evin en küçük çocuğu bu.

    Gabriel, anlatılanlara göre kibar ve sevecen bir çocuk. hep sevilmek istemiş. Ama çileli hayatı annesi ile yaşamaya başlayınca oluyor. Annesi ve sevgilisi çocuğa kötü davranmaya eziyet etmeye başlıyor. Seçtikleri bir kurban var o da küçük gabriel.

    İzlerken, bu da olmaz diyeceğimiz her türlü işkenceyi o yavruya yapıyorlar. vücudunda kızgın kaşık söndürmekten, sigara izlerinden, kemer izlerine, her türlü yara ve kesik, saçlarının kesilmesi, kafasının her yerinin kabuk içinde kalması, boğulma izleri, bağlama izleri, yüzünde havalı tabanca ile vurulma izleri, mosmor olmuş göz altları, beyazı görülmeyecek şekilde kanlanmış gözleri, şişmiş dudağı, bezbol sopasıyla dökülmüş dişleri, yüzüne gözüne sıkılmış biber gazı...

    ölümü ise, bedenine 20 yumruk, kafasına 10 yumruk sonrası bayılması, nefesinin kesilmesi ve annesi ve sevgilisinin kan içinde bırakacak kadar tekmelemesi ile oluyor.

    8 ay boyunca! küçücük 20 kilolarda çocuk izbandut gibi annesi ve annesinin sevgilisi tarafından işkence ediliyor.

    otopsisinde, midesinde kedi kumu bulunuyor. çünkü gabriel'e yemek verilmiyor, kedi kumu yemesi isteniyor. gabriel'in bir yatağı yok çünkü bir dolapta yatırıyorlar, ellerini, ayaklarını bağlayıp, ağzına çorap sokup, gözlerini kapatarak... çocuk tuvaletini orada yapıyor, yemeğini (kedi kumu) orada yiyor.

    bazen ablası ile oynadığı için dayak yiyor, bazen sevgi dolu olması yüzünden. Gabriel 8 yaşında ama onu gay olmakla suçluyorlar (!). gay olmak elbette bir suç değil ama o daha 8 yaşındaydı. öldürülürken de yüzüne gay denerek öldürüldü.

    Sevgilisi, annesini sanki gabriel'den kıskanıyordu, bazı görüşlere göre gabriel'in işkencesi, annesi ve sevgilisinin önsevişmesiydi. Gabriel çok kötü şeylere maruz bırakılmıştı.

    Hikayenin bu kadarı zaten korkunç ve acı verici, fotoğrafları, yüzünün, vücudunun o hali ziyadesiyle can yakıyor.

    Ama sinir olduğunuz yer aslında burası değil. Sistem!

    Gabriel defalarca yardım çığlığı atıyor, gördüğü herkese, gittiği her yere. ama kocaman bir sıfır. ölüme terk ediyorlar onu.

    Polis departmanından tutun, aile içi şiddet kurumu, sosyal hizmetler... hepsi ama hepsi yalnız bırakıyor gabriel'i. hiçbir şey yapmıyorlar, hiçbir şey. herkes kaçma derdinde. kimse işini düzgün yapmamış. Polisler defalarca gitmiş ama rapor tutmamış, sosyal hizmetler gidiyor ama anneye soruyor anne de yapmadım diyor ve konu kapanıyor, çocuğu gören yok, muayene ettiren yok... öğretmeni arıyor ama çocuk artık istemiyor çünkü her sosyal hizmetten gelen görevli sonrası çocuğa yapılan şiddet artıyor. hiçbir şey işin usulüne uygun yapılmıyor. ve gabriel, küskün ve yalnız şekilde bu dünyadan acı çekerek gidiyor.

    ölmeden bir hafta önce anneler gününde hala annesine proje yapacak kadar sevgiye aç bir çocukmuş gabriel. annesine tüm o yaralı hallerine rağmen seni seviyorum ve iyi bir insan olacağım diyor.

    zaten küçük olan abisi, ablası, akrabası kimse yardım etmiyor. onlarca ihbar var ama ne polis ne sosyal hizmet, kimse ilgilenmiyor. Ben bu noktada hırsımdan ağladım, o çocuk yardım dilenmişti ama kimse elinden tutmadı.

    kötülüğün yanındaki kocaman bir ihmalkarlık, yoldan çıkmış sistem gabriel'i öldürdü. sadece onu da değil ondan sonraki 150 çocuğu da!

    Savcı, gerçekten çok etkileyici bir adamdı, adamcağız ağladı, uğraştı, tehditler aldı... ama başardı.

    gabriel fernandez'in annesi müebbet, annesinin sevgilisi de idam cezası aldı. Savcı, bu karar sonrası rahatlamış ve ağlamıştı.

    Sosyal hizmet uzmanları da yargılandı ama dava düştü, suçsuz bulundular.

    Hakim, normalde böyle şeylerde sessiz kalmasına rağmen, gabriel'in annesi için vicdan azabından ölürsünüz'e getirdi konuyu.

    Çoğu kişi hayatlarında gördükleri en acı verici olay olduğunu söylüyordu, aradan yıllar geçmesine rağmen, ilk yardım ekibi, öğretmeni... herkes ağlayarak ve kendini suçlayarak olayı anlatıyorlardı. bazıları hariç.

    Gabriel fernandez'in davasından 2 hafta sonra, savcıya bir telefon geldi. benzer şekilde sosyal hizmetlerin ihmalkarlığı nedeniyle bir çocuk daha yine gay olduğu gerekçesiyle öldürülmüştü yine annesi ve annesinin sevgilisi tarafından. o da korkunç işkenceye maruz kalmıştı. ardından bir çocuk daha! ihbar gelmiş, yargıç tarafından karar çıkmıştı çocuğun aileden alınması için ama sosyal hizmetler bunu yapmadı ve 2 hafta sonra 4 yaşındaki çocuk öldürülmüştü.

    sisteme karşı güven kalmamış...

    belgesel de böyle bitiyor.

    ----spoiler---

    canım gabriel ve diğer çocuklar! yavrular... ruhlarınız huzurdadır umarım artık. ve siz milat olursunuz da o yozlaşmış sistem düzelir.

    28 mart 2020 21:49

    2. yukarıdaki süslü olayları çok net bir şekilde anlatmış. ben de bir şeyler eklemek istiyorum çünkü gabriel'in melek gibi yüzü aklımdan çıkmıyor, aklıma ne zaman gelse ağlıyorum, bu girdiyi yazarken de ağlıyorum. yaşanan her şey o kadar acımasızca ve iğrenç ki! küçücük çocuğa bedeninin kaldıramayacağı işkenceler dile kolay 8 ay boyunca sistematik olarak devam etmiş, öğretmeni defalarca sosyal hizmeti aramış, toplamda 60 kez şikayet edilmiş, bu nasıl bir sorumsuzluk aklım hayalim almıyor, bu küçücük çocuğa nasıl kıydılar? nasıl kimse onun yardımına koşmadı? çocuğun dayak yediğini gördükleri halde nasıl hiçbir şey yapmadan durabildiler? çocuğun bisikletten düşüp de kafasının her yerini paramparça etmesine nasıl inandılar? her yeri sigara yanığı olduğu halde ilgi çekmek için bunları söylediğine nasıl inandılar? çocuğun yalan söylediğini düşünüp polis arabasına bindirip "yalan söylemeye devam edersen seni hapse atarız" nasıl dediler, hiç mi vicdanları sızlamadı? o kadar çok nasıl, neden soruları geçiyor ki aklımdan. daha fazla yazamayacağım, çok üzgünüm.

    ilgili medya:
    1
    12 mart 2021 23:06

    3. Beni de çok derinden etkilemişti. Aslında yabancı bir durum değil tıpatıp aynısı bizim ülkemizde de yaşanıyor. Sistemin parçası olan insanların görevlerini layıkıyla yapmamasından dolayı; koca şiddetine maruz kalan kadınlar kocalarıyla barıştırılıp eve geri gönderiliyor. Çocukların yaşadığı istismar göz ardı ediliyor. Çoğu zaman iş işten geçtikten sonra haberimiz oluyor. 

    Çocukla yolu kesişen herkesin suçu var. Aileden sonra okuldaki öğretmen, kolluk, sosyal hizmet uzmanı, avukat, hakim vs..

    Bir olay gördüğümüzde sosyal medyada paylaşmak yetmiyor, yetmez. Çocuklar için iş işten geçmeden önlem almak zorundayız. Bu meslek grubuna dahil olanlar olarak kendimizi çokça geliştirmeli, tıkanmış sisteme rağmen görmezden gelmemeyi öğrenmeliyiz. Başka yolu yok. 

    13 mart 2021 00:12 13 mart 2021 00:13


    4. Gerçekten ruhumun derinliklerini sızlatan bir belgesel. 

    --spoiler içerebilir-- diyeceğim ama bu çocuklar gerçek, senaryo değil, hikaye değil. Bakın her ülkenin sistemi yozlaşmış, mide bulandırıcı bir sisteme dönüşmüş. O kadar çirkinleşmiş ki fazla mesai yapamayız, özelleştirme yapalım cebimiz dolsun kim ölmüş kim kalmış bizim sorunumuz değil deyip duruyor dünya resmen. Bizim ülkemizde Şiar kılıç başka bir ülkede gabriel fernandez ve daha niceleri.. gerçekten bir şeyler yapabilmek, bir şeyleri değiştirebilmek için herşeyimi verirdim. İzlediklerimden aldığım en ama en büyük ders; neresi olursa olsun gördüğüm her çocuğa çok dikkatle bakacağım, şiddete uğramışsa da kesinlikle peşini bırakmayacağım.

    14 mart 2021 21:44

    5. nerdeyse tüm bölümleri ağlaya ağlaya bitirdiğim netflix belgeseli. küçücük bir çocuğu günah keçisi belleyip türlü işkenceler edebilen bir anneden başlayıp o küçük çocuğu önemsemeyip ölmesine sebep olan sisteme kadar uzanan bir hikaye. bütün bu işkenceleri kendi çocuğuna yapamazsın, hiçbir çocuğa yapamazsın. gabriel'in 8 yıllık ömrünün sevgisiz, kimsesiz ve karanlıkta, korkunç bir acıyla bittiğini düşününce o kadar üzülüyorum ki. en acısı da ona karşı zerre sevgi beslemeyen annesine karşı ölene kadar sürdürdüğü sevgi. çok üzücü çok.

    27 mayıs 2021 20:28