sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (86)
    • medya (5)

    1. dünyada doğuran tek kadın kendileridir ve insan ırkının devamı o çocuğa bağlıdır. sen kim köpeksin de 7 saatcik süren şehirlerarası otobüs yolculuğunda tam arkanda oturup 7 saat boyunca bağıra bağıra kendi kendine konuşan çocuktan rahatsız olacaksın! (kendi kendine diyorum çünkü kutsal çocuğundan rahatsız olmaya hakkımızın olmadığı kutsal anne yolculuk süresince çocuğuyla ilgilenmek yerine kulaklığını takıp müzik dinler)

    9 mayıs 2016 23:52

    2. kendilerine olağanüstü destek bekleyen terördür.

    tamam çocuklar tatlı küçük yaramazlar olabilirler. onlardan çok büyük adam gibi davranmalarını bekleyemem. ama annelerinden beklerim.

    çocuk seven bir insanım ama olmayadabilirdim. kimse senin çocuğunu sevmek,uğraşmak,katlanmak zorunda değil. övmek zorunda da değil. onu sen peydahladın ben değil. ben çekmek zorunda değilim ceremesini.

    ben o çocuğun eline sevdiğim kırılacak olan biblomu vermek zorunda değilim.cep telefonumu hele hiç gitsin oyuncağıyla oynasın. yada misafire gelen çocuğu pışpışlamak zorunda da değilim. bilgisayarda oynatmak zorunda da değilim

    ((genelde ben isterim getirseler keşke oynasam diye ama istemediğim anlarda olabiliyor,kafa bu çünkü))

    keşke şu anneler,babalar çocuklarını herkes onlar gibi sevip,beğenmeliymiş gibi yetiştirmeseler. hayır çocuk bunun farkına vardığı an zıvanadan çıkıyor çünkü.

    bizim ülkeye mi özgü bilmiyorum ama çocuğu herkese sorumlu kılmaya çalışıyor kadınlar. hayır insanlar kendi çocuklarını bile kardeşlerini,yiğenlerini bile yeri geliyor çekemiyor seninkini mi çekecekler?

    edit: söylemeyi unutmuşum özellikle şu bebek/çocuk arabasını her yere sokmayın daracık gratis koridorunda ne işi var çocuğun saatlerce o kuyruğu beklemesine ve bizimde yerimizin daralmasına.

    birde üstümüze sürmeyin şunu kaç kere ayağım eziliyordu.içinde çocuk yokken hani çocuk arabasının dışında yürüyüp oynarken gıcıklık olsun diye çarpasım geliyor. yavaş sürülebiliyor o ralli arabası değil.

    Not: bu girdi bu kadınlar adamlar anne baba olmasalar da kaba saba davranırlardı heralde ya da bencil olurlardı diyerek düşünülerek editlenmiştir. Sonradan okuyunca genelleme gibi olduğunu farkettim. İçinde çocuk olmayan çocuk arabası olmasa da çantasını çaat diye geçirirdi yani. Böyle düşünerek anne babalığa indirmemeye çalışacağım, bende bu yaşa direk gelmedim

    10 mayıs 2016 10:10 2 şubat 2017 03:15

    3. psikolog bir anne olarak benim de cümlelerim var.

    yeni nesil annelerin geldiği döneme bir göz atarsanız, popçuların ve topçuların yüceltilip "kısa yoldan para" elde etmenin revaçta olduğu yıllara denk gelirsiniz. bu yeni nesil anneler kendilerini geliştirmek bir yanda dursun, var oluş sebeplerini dahi bilmiyorlar. üniversite okumanın artık çok kolaylaştığı ülkemizde (gizlinot: apartman daireleri dahi vakıf üniversitesi oldu) öyle böyle bi bölüm bitirip ofiste kahve fotoğraflarıyla sosyal medyaya giriş yaptıktan sonra starbucks kahve kartonlarında bir isim olarak ilk varlıklarını hissettiler. biri isimlerini haykırıyordu; "pelinsu hanım light mocka'nız hazırrrr".. sonra sevgilileriyle var oldular, sonra nişan yüzüklerinin carat'ıyla ve daha sonra "yeni gelin evleri"yle.. derken gün geldi, hepsi herkeste olmaya başladığında "hamiş" oluverdiler! ve birden bire yeniden "özel" ve "biricik" hissettiler. çünkü sabah bulantılarını bir tek onlar çekti, "yiyemediler" (gizlinot: kimse yokken mideye indirdiklerini aldıkları kilolardan anladık) derken "premses"ler ve "şehzade"ler doğuverdi ve onlar "an-ne" oldular. kutsal, dokunulmaz, eşsiz, biricik, bla bla bla!

    özetle, "anne" sıfatını almadan önce kendine bir sıfat ekleyememiş kadınların çırpınışıdır bu terör. gücünüz yetiyorsa yardım eli uzatın ama dediğim gibi geldikleri döneme bakarsanız malumun ilanı oldular.

    üstten üstten konuşuyorum çünkü "ben bunlardan olmicam" dedim, hamile kalır kalmaz bloglar, ahkam kesmeler, her boku doğal olsunlar bıdı bıdı yapmicam dedim, yapmadım! etrafımdakiler çoğu zaman hamile olduğumu dahi unuttu. elbette bebeğim için en doğalını tercih ettim, hamileliğim boyunca tavuk yemedim malum sebeplerden ötürü, devletin bedava dağıttığı d vitamininin içinde bhs, demirin içinde paraben olduğunu gördüğümde vermedim, isviçreden getirttim, her şeyi mevsiminde yedirdim, şekerle tanışmasını geciktirdim, kreminden şampuanına, bezinden kıyafetlerine, beşiğinden arabasına her şeyini özenle seçtim, ama bunu bağıra bağıra yapmadım, etrafımdakileri darlamadım, o "benim" özelim, kıymetlim, dünyanın geri kalanın da aynı hissetmesini beklemedim. başka hiç bir bebeğe değişmesem de doğum fotoğraflarını reklam ajanslarına yollamadım, zira siyah saçlı açık tenli standart bir bebek, öyle aman aman bir ekran yüzü de yok, kaldı ki olsa ne bu bambaşka bir konu! çok uzattım, buraya kadar okuduysanız dahi teşekkür ederim. sadeleştirmeye çalışıyorum ama öfkem çabamı zorlaştırıyor.

    evet "annelik" sıfatı gelince sizin nezdinizde diğer sıfatlarınızın, hatta yıllar verdiğiniz mesleki sıfatınızın dahi önüne geçip daha önemli olabiliyor ama bu sadece "sizin nezdinizde". dünyanın geri kalanı için de böyle olmasını bekleyemezsiniz, ne ilk doğuransınız ne de son olacaksınız. sakince hayatın akışına bırakın kendinizi, sonra bu şekilde yetiştirdiğiniz narsistik çocukları kolejde (gizlinot: mantar gibi biten verimsiz özel okullar da sizin eseriniz!) dahi okutsanız "biricik" olmadığını hissettiği anda depresyona giriyo, siz de bu terörünüzü yeni yetme atanamamış bir öğretmenin üstünde sürdürüyorsunuz! etmeyin!

    10 mayıs 2016 11:20

    4. Çocuğu olduğu için kendini dokunulmaz zanneden kadındır. Kusura bakmayın bizim annemiz de çocuk büyütmüş, el kadar kuzenlerimiz yeğenlerimiz var bazı kadınları ayırt edebiliyoruz. Kimse çocuğu olan kadınlara eve kapanın sokağa çıkmayın demiyor olayı dramatize etmeye gerek yok. Sadece düşünceli olun. Bebek arabasıyla avmden çıkıp minibüse metrobüse binince kalabalıktan şikayet etmeyin mesela. Ben kimsenin sizi bebeğinizle zorla alışverişe gönderdiğini zannetmiyorum. Ya da her an oflayıp puflamayın. 4 yaşındaki çocuğu bir zahmet kucağına al da yandaki koltuğa başka birisi otursun yarım saat rahatsız ol. Bu yaptıkları bencillikten başka şey değil. Büyük konuşuyorum asla ama asla böyle bir anne olmayacağım, bu tip hareketler kişiliğimde yok çünkü

    10 mayıs 2016 11:49

    5. Gratis mevzuu geçmişken şahit olduğum olayı anlatayım. İndirim dönemi gratisteyim ama resmen pazar yeri gibi tıklım tıklım, malum. 2 tane de çocuk rafların önüne geçiyor, bişeyler falan kurcalıyor annelerinin umrunda değil dikkatimi çekti. Neyse bişey demeden uzaklaştım kadın birden bağırmaya başladı. Meğer yanındaki kız arkadaşına(bakın kadının kendisine bile değil) "çocukları neden getirirler ki" gibi bir şey demiş. Kadın bir başladı bağırmaya "çocuğumu sokağa mı bırakayım, sen ne anlarsın terbiyesiz, çocuğun yok tabi evde kalmışsın kıskanç kız kurusu. Gelin çocuklar dolasıcaz daha çıkmıyoruz buraya gelin"(gizlinot: yazdıklarımın fazlası yok eksiği var) falan ama inanın dinlerken utandım. Kızcağız da hiçbir şey demedi bu terbiyesizliğe, "arkadaşımla konuşuyordum size noluyor" dedi geçti.

    Şimdi bu terbiyesizliği de savunacak mıyız ana o kadın diye?

    Tanım:insanları bezdiren terör.

    10 mayıs 2016 11:50 10 mayıs 2016 12:09

    6. çocuk sahibi olmayanların daha çok yorum yaptığı başlık olmuş. bir de avrupa'da böyle değil denmiş. avrupa'da bebek arabasından rahatsız olmuyorsun çünkü kaldırımlar, otobüsler ona göre dizayn edilmiş. kendileri için ayrılmış alanlar var. fakat türkiye'de geçtim otobüste özel alanı kaldırımda bile o arabayı süremezsin. markete gidene kadar defalarca arabayı kucaklayıp taşımak zorunda kalırsın çünkü ya taşları kırıktır ya çukurdur ya da arabanın geçemeyeceği kadar yüksektir. ha niye arabayla gidiyorsun marketi daraltıp alışveriş keyfimi bozuyorsun diyenler olabilir. onlara da tavsiyem evdeki 19 litrelik damacanayı kucağına al dışarı çık, alışverişini yap gel ben o bebek arabasını yakar küllerinden senin heykelini yaparım.

    edit: ekşi sözlükte de benzer bir başlık vardı. sanırım başlığı açan oradan esinlenmiş. ekşi sözlük giderek cinsiyetçi bir hal aldığından orada yazılanları pek takmıyorum. ama burada yazılanlar beni şaşırttı.

    bazı yazarlar çocuklu kadınlar oraya gitmesin, buraya gitmesin gidecekse çocuğunu birine bıraksın demiş. çocuklu kadınların gidebileceği mağazalar sıralı tam listesini açıklasınlar da biz de ona göre gidelim. kimseyi rahatsız etmeyelim. çocuğunu birine bırakabilme şansı olan zaten bırakır. o kadar akıl herkeste vardır sanırım. insanlar zevkten değil zorunluluktan alışverişe çocuğuyla gidiyor.

    biri demiş ki prenses sendromu var o yüzden bebek arabası ile gidiyorlar ben kangru ile taşır kimseyi rahatsız etmem. iyi arkadaşım ileride olacak nur topu gibi lomber disk herninle sana mutluluklar dilerim. benim o çocuğa bakabilmem için vertebramın sağlam olması lazım. prenses değil normal bir insanım sadece sağlığımı düşünüyorum. ( prensesim ya! havalı olsun diye böyle yazdım. yoksa demek istediğim fıtık olursun fıtık bacım!)

    biri demiş ki ülke koşullarını anne olunca mı anladın? hayır canım anne olmadan önce norveç'te yaşadığımı sanmıyordum. ama ülke koşullarını eleştirmek yerine o koşulların anne olup olmama hakkını belirlemesi gerektiğini düşünüyorsan bence sen durduğun yeri tekrar değerlendir.

    biri demiş ki kaldırımlar kötüyse bu seninle belediye arasındaki husumet beni ilgilendirmez. güldürdün beni çocuksuz kadın! o kaldırımlar bir tek bana değil, engelliye, yaşlıya, hastaya da kötü. ayrıca o kaldırımların kötü oluşu senin vergilerinin de boşa gittiği anlamına geliyor. yani bak senin de husumetin. bu mantığı kurabilmek çok zor olmasa gerek. bireycilik elbetteki bir yaşam biçimi olabilir. hayatta hiçbir toplumsal sorunu takmayan bir yaşam formu olabilirsiniz. ama tutarlı olun bu duruşta. başkalarının sorunlarına bana ne diyip kendinize gelince ama bizim haklarımıza saygı demeyin. cevap bana ne senin haklarından olacaktır.

    birisi demiş ki sürekli yardım talep ediyorlar bunu hak görüyorlar. daha önce ingiltere ve amerika'da yaşadım. bunu, ben oraları bilirim havasında yazmıyorum. benden önce atıf yapılmış o yüzden gördüklerimi söylemek istedim. orada bebekli kadın yardım talep etmiyor çünkü gerek kalmıyor. otobüs şoförü bebekli kadını gördüğünde bebekli ve engelliler için olan platformunu açıyor, kadın otobüsün bebek arabası için ayrılmış bölüme geçiyor, kendisine ayrılmış katlanır koltuğu açıp bebeğinin yanında seyahat ediyor. bizde ise kadın bir elinde çocuk bir elinde araba otobüs ya da dolmuşun merdiveninde kalıyor. ben gördüğümde arabayı kadının elinden alıyorum. çünkü prenses gibi değil külkedisi gibi görünüyor o sahne bana. ama sen bana ne dersin o da senin hayata karşı duruşun.

    bazı girdilerde yazılanlar gerçekten nezaketsizlik. ama ülkedeki genel nezaketsizlik sorunu çocuklu kadın terörü diye genellenmiş.

    neyse benim içimi dökesim varmış. biraz uzun oldu kusura bakmayın.

    10 mayıs 2016 12:08 11 mayıs 2016 01:42

    7. çocuksuz kadınların tabi daha çok yorum yaptığı çünkü her gün maruz kaldığı terördür.çocuklu olanlar savunmaya geçiyor iyi güzel de bu savunma ama genşler de yapıyor herkes yapıyor ona niye kızmıyorsunuz şeklinde ya hu ona da kızıyoruz onun başlığında da ona saydırırız.

    kimse kimseye çocuğun varsa dışarı çıkma demiyor diyemez ne haddine.şimdi okuyorum siz bilinçli annelersiniz belli ki ama çocuk bu bir anı bir anına uymaz sizi zor durumda bıraktığı mutlaka oluyordur ha işte siz utanıp karşınızdakinden özür dileyebiliyor, medeni halinizi koruyarak çocuğunuza hakim olmaya çalışıyorsunuz ya işte bu teröristler onu yapmıyor biz bundan rahatsızız biliyorum siz de rahatsızsınız.

    çocuğunuz var diye ama şöyle zor böyle zor diyorsunuz ya aynı muameleye siz maruz kalsanız vereceğiniz tepki çocuksuz bi kadınla aynıdır.yapmayın etmeyin sırf çocuğu var diye hoşgörülmeyi bekleyen kadınlara hak vermeyin başkasını rahatsız etmelerini normalleştirmeyin.hele çocuğun olursa anlarsın demeyin benim annem 3 tane yaramaz çocuk büyüttü ama biz bilirdik başkasını rahatsız etmeden koşturup oynamayı bir zahmet onlar da insan içinde çocukların nasıl davranacağını uygulamalı olarak anlatsın gerçi anası babası medeni değil ki el kadar bebek nasıl olsun.

    öte yandan mağaza ve yolların bebek arabalarına ve tekerlekli sandalyelere uygun olmadığını hepimiz biliyoruz onu konuşacağımız yer ayrı.ancak hiçbir şekilde ay burası dar o zaman bırak da çocuğum sana vursun ortalığı yıksına ulaşabileceğimizi sanmam.

    benim de küçük kardeşim ve kuzenlerim var onlarla gratise watsonsa her bi mağazaya girerim gayet azmandırlar ama girmeden önce söylerim ben şunu şunu alıcam 10 dakika sürecek olur mu diye sonra gireriz mağazaya ben alırken onlar sessizce janjanlı ilginç şeylere bakarlar almak istedikleri bi şey olursa bunu alabilir miyiz diye sorarlar çıkarız sonra hoplamaya zıplamaya devam.çocuğum yok ama çocuğuyla dışarı çıkan kadınları anlayabiliyorum çocuklarıyla iletim kurmayı geliştirmeleri gerek.

    10 mayıs 2016 13:04

    8. Aslında (bkz: çocuklu ebeveyn terörü ) olması gereken başlık. Öncelikle şunu belirteyim çocuk sahibi değilim, çocuk sahibi olmayı da düşünmüyorum. Bu kararıma rağmen birgün çocuğum olursa ben anne olduğum kadar partnerim de baba olacaktır.

    Başlıkta ki tüm girdileri okudum ve zaman zaman hepimizin şahit hatta daha doğrusu maruz kaldığı durumlar. Ama benim asıl dikkatimi çeken bu denli kültürlü, kadın erkek eşitliğini benimsemiş kadınların çoğunlukta olduğu bir sözlükte bu durum nasıl sadece kadınlara yüklenir? Çocuk yetiştirme görevinin anneye ait olduğunu kabullenmemize sebep olan toplumsal kodlardan mı? Bebek arabasıyla ayağımı ezen bir babada olabilir. Bir yapı markette çocuğu ile gezerken herşeyi karıştırmasına müsade eden bir babada olabilir. Toplu taşıma da yanındaki koltuğu üç yaşında kızıyla işgal eden bir baba da olabilir. Durak merdivenlerinde tam ortada durup oğluna su içirip kalabalığın yürümesine mani olan bir babada olabilir.

    Bu terörü ebeveynler yapabilir. Çocukları ile ilgilenmesi gereken ebeveynleridir. Sadece anneleri değil. Bu yüzden sadece kadınlara olmamalı tepkimiz.

    Çocuk sahibi olmaya nasıl beraber karar verdiysek onunla da birlikte ilgileneceğiz. Ve toplum kurallarına aynı şekilde ayak uyduracağız. Anne ve baba olmak bizi diğer insanlardan ayırmaz. Modern dünyanın gerektirdiği belli kurallar var. Çocuklarımızla sosyal hayata birlikte karışıyorsak anne ve baba olarak toplum kurallarına birlikte aynı şekilde uyalım. Lütfen. (gizlinot: konudışı ama o sadece sizin çocuğunuz değil bırakın partnerinizde o çocuğa babalık yapsın. ) (gizlinot: eve ekmek getirmekle, iş dönüşü iki sevmekle baba olunmaz. )

    (yazar: zeyfashion) un mesajı üzerine editleme gereği duydum çünkü kendimi doğru ifade edememişim.

    sadece kadınlara yüklenilmesini yanlış buluyorum. gündelik hayatta sadece çocukları ile ilgilenenler anneler ve bu yüzden bu tarz durumlarda onlarla karşılaşıyoruz. eğer babalarda anneler kadar çocuklarıyla sosyal yaşama karışsalar onlarla da bu tarz sorunlar yaşarız bu nedenle kadın yerine ebeveyn densin ki hem anne hem babaların yaptığı terörü ifade etsin başlık. bizler toplumun çocuğu anne yetiştirir dayatmasını kabullenmeyelim demek istemiştim. yoksa elbette anne ebeveyndir ayrıca belirtmeye lüzum yoktur.

    10 mayıs 2016 13:08 10 mayıs 2016 14:22

    9. çocukken dahi maruz kaldığım terör. evet, çocukken dahi. yani bunu yapan kadınlar başkalarının çocuklarını iplemiyor. göz göre göre çocuk arabası başka çocuğa mı çarpmış, ayağını mı ezmiş, umurlarında olmayabiliyor. böyle bencillerdir.

    çocuklu kadınların elbette hepsi böyle değil. kendi bencil olan kadınlar, anne olunca daha da bencilleşiyor. ve burda bu durumun olmadığını inkar eden, kendilerini haklı gören kadınları görünce, gerçekten hiç de "terör" derken abartılmadığını anlamış oluyorsunuz. "hep bana zihniyeti", her yerde.

    10 mayıs 2016 14:31

    10. 9 yaşında bir çocuk annesiyim. ben de sadece çocuklu olduğu için etraftan imtiyaz gösterilmesini bekleyenlerden hoşlanmıyorum. çünkü ben de bunu hiç beklemedim ve hatta neredeyse görmedim diyebilirim. 50 kere otobüse bindiysem 5inde yer verilmiştir anca. kaldırımda pusetle ilerlerken yol daraldığında arabayla yavaşladığımda önüme 10larca kişi geçti birçok defa. yani imtiyaz beklemiyorum asla ama toplum kurallarına uymayıp hani başkalarının önüne geçmeye bayılırız ya, bari çocuklulara yapılmasa bu.

    otobüste 3 kişilik yerde kendisi ve çocuğu ile oturan anne, herhangi bir yerde sıra beklenirken çocuğu olduğu için öne geçmek isteyen anne vs.. bunlardan hiç olmadım, olanlardan hoşlanmıyorum asla.

    bir çocuk ile umumi bir yerde bulunduğunuz zaman başkalarını rahatsız etmemelisiniz. kimse sizin çocuğunuzun rahatı için kendi rahatından ödün vermeye mecbur değildir.

    ancak, eğer mesele çocuk arabası ile gratise alışverişe neden gelmiş e gelirse, pardon da bu biraz hadsizlik olur. istediği gibi pusetiyle istediği yere girer istediği yerden alışverişini yapar, ister avm ye gider ister pazara gider. benim çocuğumu bırakacak hiçbir yerim yoktu ve yapmam gereken alışverişleri ya da başka işleri çocuğum ile yaptım. bu kimseyi ilgilendirmez.

    yine tekrar etmek isterim, bu demek değildir ki çocuğuyla ya da pusetiyle başkalarını rahatsız etmek, puseti abuk bir yerde bırakıp insanların hareket özgürlüğünü kısıtlamak, ya da çocuğun etrafı rahatsız etmesine seyirci kalmak asla doğru değil. çocuğun ve pusetin sorumluluğu ebeveyne aittir.

    çocuk susamışsa çocuğu ağlatmak yerine merdivenin ortasında durup su içirilmesi kadar normal bir şey de düşünemiyorum. burada hoşgörü hatta insanlık devreye giriyor sanırım.

    ve hatta çocuğu ile x bir yere neden gelmiş sorusuna da ne cevap verilirse verilsin, çocuğun etrafı rahatsız etmemesine çalışıyorsa ebeveyn, soranın bu cevapları hak ettiğini düşünüyorum.

    10 mayıs 2016 15:40