yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (28)
    • medya (2)

    1. (yazar: all that solid ) e içerik olarak katılsam da başlık anlamında katılmıyorum. Zaten ülkenin %80'i olayları çoktan unuttu hayatına olduğu yerden devam ediyor. Fakat ekonomik boykot yanlış bir başlık. Benim ekonomik boykotdan anladığım paraların yastık altında tutulmasıdır. Tabii bankada tuttuğunuz para her türlü kullanılır, piyasaya sürülür. Bankada para tutmak ekonomik boykot değildir, harcamaktan farkı yoktur. Sadece sizin heran alabileceğiniz bir paranız vardır. Ekonomik boykot bizim hayatımızı zorlaştırır, kriz, işten çıkarmalar... vs olan yine bize olur. Hoş herkes normal hayatına devam ederken başarıya ulaşması da mümkün değildir.

    All that solid' in çağrısına katılıyorum. Bildiğimiz yanlı markaları yazalım, alternatiflerini yazalım biz bilinçlenelim ki çevremizdekileri de bilinçlendirelim. 10 yaşında kardeşimiz varsa ona da anlatalım ki bilinçli insanlar yetişsin.

    Bende az önce bilet rezervasyonu için Thy'dan bilet aldım. Siteye girer girmez yazılan çıkan uyarıyı görselde paylaşıyorum. Hemen çıkıp diğer firmalara baktım fakat maalesef almak istediğim yönde uçuş sadece thy olduğu için içim acıyarak aldım bileti. Alternatifiniz varsa almayın. Çanak tutanlara biz de çanak tutmayalım.

    17 temmuz 2016 15:37

    2. Kimin ekonomisini boykot edeceğimizle alakalı mantıklı olma ihtimali değişecektir.

    Ülke içinde Ekonomi bir bütündür, bir tarafı destekleyip bir tarafı boykot etmek genel tabloda iyi yönde bir değişikliğe sebep olmayacaktır.

    Üretimi destekleyip, tüketim toplumundan özellikle yabancı sermaye desteklemekten sıyrılmak daha iyi bir gelecek için bence en mantıklı hamledir. Aksi halde gavur malı diye ülkeye girmiş cocacola'yı satın almayan insanın zihniyetinden bir farkı yoktur.

    17 temmuz 2016 16:07

    3. (no:310877)

    yukarıdaki girimi de dikkatinize sunarım sülüler.

    almayalım, yeterdir desteklediğimiz bu iğrençlikleri.

    17 temmuz 2016 20:57


    4. Kısa vadede belki birazcık etkili olabilir, olmasa da bireysel bir tavır aldığımız için vicdanımızı rahatlatacaktır. Bu kadar.

    Asıl işe yarayacak olan için(bkz: grev)

    Yapılmışı da var (bkz: yunanistan)

    Onbeş gün bütün üretim ve hizmeti durdurun. Üzerine bir de boykot ekleyin, herkes bankalardaki tüm parasını çeksin, evinden çıkmasın sakız dahi almasın, bir ay kimse hiçbir vergisini, kirasını ödemesin. O zaman görürsünüz nasıl değişiyor devran. Ülkenin muhalif olan en eğitimli ve kalifiye kesimi 15 gün üretim ve tüketimi durdursun o çomarlar amip gibi 5'e 10'a bölünse yine sizin ekonomiye olan katkınızın yaratacağı ani boşlugu dolduramazlar.

    Kolay demiyorum, çok zor bunu yapmak. Ama hem en demokratik hem de en etkili sonuç verecek yol bu.

    Ha sonrasında ütopik bir hükümet gelmez başa, yine sıkıntılar olur ama emin olun bu kez gelen gidenden kötü olmaz. Bu adamlar istisnalar için bile istisna oldu.

    18 temmuz 2016 05:02 18 temmuz 2016 05:02

    5. Ülke o kadar bölünmüş durumda ki bir araya gelip boyle bir boykot yapabilir miyiz başarabilir miyiz bilmiyorum. Ama son umudumuz bu olabilir. Bu başlığı yukarı taşıyalım her gun, lütfen.

    19 temmuz 2016 10:17

    6. keşke yapılabilse, keşke başarılabilse dediğim ama nedense çok umutsuz olduğum girişim. neden umutsuz olduğumu çok geriye gitmeden açıklayayım: 2013 yılı. gezi olaylarının ardından herkes kızılkayalar, mado, saray muhallebicisi vb. yerlere gitmeyecekti sözde. boykot edecektik. yıl oldu 2016. bu üç yıl içerisinde çok çaresiz kaldığım için (çok açtım ve etrafta et içermeyen yemek satan başka hiçbir yer yoktu) bir kez mado'da yemek yemek zorunda kalmam dışında hiçbir şekilde bunlara gitmedim. ama her gördüğümde bu mekanlar hınca hınç doluydu. bu millet tüketmekten vazgeçmez arkadaşlar. daha hayvan deneyi yapan markalardan bile vazgeçemeyen insanlardan ekonomik boykot bekliyorsunuz. inanın tüm kalbimle destekliyorum sizi, elimden geleni de yapacağım bu konuda ama kapitalizmin dünyayı esir aldığı bir zamanda bu girişim bir süre sonra başarısız oluyor.

    dediğim gibi elimden geleni yapacağım. umarım bu kez işe yarar.

    19 temmuz 2016 14:43 19 temmuz 2016 23:30

    7. Yaklaşık 1 sene önce böyle bir karar vermiştim. %100 uyguladım diyemem ancak eskiye nazaran gayet azalttığımı söyleyebilirim. Kendi yaptıklarımdan bahsedeyim özellikle evde yaşayanlar için. Biraz uzun olacak baştan uyarayım.

    İlk konu su. Bu mevsimde dışarı çıkıp da su içmemek mümkün değil. Mümkün olsa bile sağlıklı değil, kaybettiğimiz suyun haddi hesabı yok. Musluk suyunun içilemediğini düşünerek söylüyorum ki damacana almak yerine önce bir su arıtma cihazı alırsanız bir kez ödeme yaparak hem damacana haberlerinden uzak hem sucuyu her allahın günü zengin etme derdinden uzak, gönlünüzce kullanacağınız temiz suyunuz olur. Ve dışarı çıkarken asla su almamış olursunuz. Bunun için de tupperware olur, bir başka içeceğin cam şişesi olur. Bu iki seçenek de dışarı her çıktığınızda suya 50 kuruş - 2 lira arası para vermemeniz demek. En kötü ihtimalle tupperware'i 20 liraya edinip senelerce kullanacağınızı düşünürsek burdan güzel boykot çıkar. Oturduğunuz bir mekanda su almayacak olmanız da bu konuya dahil.

    Diğer konu paketli ürünler ve hazır yemekler. Sadece düzenli olup pazardan sebze meyve, küçük şarküterilerden de şarküteri alış verişinizi yapar kendi sağlıklı yemeğinizi hazırlarsanız hem daha temiz ve sağlıklı sindirim sisteminize hem de mis gibi gıda boykotuna kavuşursunuz. Burada en önemli nokta dışarıda da bisküvi kraker gibi atıştırma alışkanlıklarını bırakmanız. (yazar: storm ) lunch box kullanmaktan bahsetmiş, son derece mantıklı buluyor ve ekliyorum, 1-2 porsiyon meyveniz veya küçük işletme sayılabilecek fırınlardan aldığınız galetanız yanınızda olursa o şeker deposu şeylerden de kurtulmuş olursunuz.

    Giyim konusuna değinmek istiyorum biraz da. Bazen dolabımızın köşesinde 1 mevsim unuttuklarımız oluyor. Kıyafet iç çamaşır ayakkabı. Bunun için bir kez güzel bir düzenleme yapıp öncelikle bir gün giyinirim diye 3 sene beklettiklerimizi bağışlıyoruz. Bağışlamak bana kalırsa bu işin en önemli noktalarından biri. Daha sonra uygun kombinleri bir araya koyup neyimiz var neyimiz yok öğreniyoruz. İç çamaşırlarımız yeterli diyelim, 3 sene hiç almamak gibi bir kural koyuyoruz ve indirimleri görmeden duymadan 3 sene tek bir parça almıyoruz. Mavi kotumuzun 1 ton koyusunu görünce almıyoruz mesela. Ve önemli parçalar eskimeden asla yerine yenisini almıyoruz. Diğerlerinden bahsetmiyorum bile, bana kalırsa hiç birimizin 15 tane basic tişörte ihtiyacı yok. Durduruyoruz bunu da. Ancak düğün nişan gibi olaylarda mecbur(!) kalıyoruz onu da biliyorum. Ben mesela elimdeki 2 3 elbiseyi defalarca kez ödünç verdim gitmediğim düğüne giden arkadaş ve kuzenlere. Bu tarz şeylerin sayılı kullanıldığını bilerek, paylaşıyor ve paylaştırıyoruz. Çünkü Yine hiç birimizin 8 tane abiyeye ihtiyacı yok. Bir kez ayağımızı vurdu diye giyinmeyi bıraktığımız ayakkabıları toplayıp ayakkabı tamircisine götürüp hayata döndürüyoruz. Hem o emekçi amcaya iş çıkıyor hem bize senelerce yetecek ayakkabılar. Ben öyle 4 tane kullanmadığım ayakkabımı kullandım ve eskittim de.

    Kozmetik konusundan daha önce çok bahsettim ancak yone söyleyeyim. Denemek için kozmetik ürünü almamamız gerektiğini düşünüyorum. İlla deneyecekseniz haftaiçi erken sakin saatte gidin çalışanlardan sizi taciz etmemelerini rica edip testerlar ile sakince deneyin. Ve örnek vereyim 1 fondöteniniz olsun. Memnun kaldığınız bir ürün olsun ve bitince gidin aynısını alın. Bu kadar.

    Bir de boykot demişken değinmek istediğim bir konu var. Büyük şehirlerde bilinimeyebilir ama nispeten daha küçük bir yerde yaşıyorsanız sigortasız işçi çalıştıran mekanlardan da uzak durmak en güzeli. Yaşadığım şehirden örnek vereyim. Çok büyük ve iyi çalışan bir cafe&patisserie var. Buradaki Özsütü falan 5e katlıyor. Ürünleri de hem taze hem lezzetli mekanı da çok güzel ve tahimin edersiniz deli gibi zengin sahipleri var. İşçiler sigortasız çalışıyor para basan yerde. Hepsi de mecbur kalan insanlar. Bunu duydum duyalı gitmiyorum, zaten kafe olayını da bitirdim. Arkadaşlarla ya evde kendi güzel çay kahvemizle yayılıyoruz rahat rahat, ya da yaz aylarında çay bahçesi tarzı hem temiz hava hem daha ferah hem ucuz yerleri tercih ediyoruz.

    Bu kadarını okuduysanız teşekkür ediyorum. Uygulamak inanın zor değil. Herkes kendi boykotunun gücüne inansa zaten yapar da. Büyük markaların her zaman ayakta durabilmek için her şeye rağmen iktidara yakın durduklarını unutmayalım.

    19 temmuz 2016 16:10


    8. Koç markalarını kullanma kararı aldığım boykottur. Bu başlık altında uzak durulması gereken markaları ve hizmet şirketlerini paylaşırsak daha iyi hedefe ulaşacağını düşünüyorum.

    Orn. Golden rose ürünlerini bir daha kullanmayı düşünmüyorum.

    19 temmuz 2016 23:30

    9. Olay çok güzel. Ben elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum. Hatta ilkokul hocam ülkerin iyi bi marka olmadığını küçükken din ve devlet işlerini ayırmadıklarını söyleyerek basitçe anlatmıştı. O zamandan beri ülker değil de eti alırım en basitinden.

    Bi ülkenin ekonomisi zarar gördüğünde çürümeye başlar, her şeyin başı paradır kısaca. Böyle bir şey başarılırsa çok iyi olur.

    Bi süslü su almayalım da sucuyu zengin etmeyelim gibi bir şey yazmış. Mesela benim babam bu işle uğraşıyor, neden böyle bir şey yazmış anlamadım. Her sucu hükümet yanlısı mı olacak. Bunu yapalım derken esnafın ocağına incir ağacı dikmek de olmaz. Bence biraz daha kapsamlı yani büyük firmalarla işe başlanmalı, esnafla değil.

    20 temmuz 2016 00:19

    10. Merhaba sevgili süslüler,

    kendi yaşım ve konumum itibari ile ben de sizlerle kendi hayatımda uyguladığım ekonomik politikalardan örnekler vermek istedim. Öncelikle sizlere şunu ifade etmek isterim ki ben bunu boykot olarak değil, bir hayat ve yaşam tarzı haline getirerek çocuklarım için daha iyi bir yaşam kurabilmelerine yardımcı olmak amacıyla yapıyorum. Üstelik şunu da unutmamalıyız ki bazı şeyler yaş ve tecrübe ile öğreniliyor. Yani şu an yaş ve tecrübe itibariyle tüketmeye daha çok meyillisiniz. O yüzden bu verilen örnekleri adım adım gerçekleştirebilmeniz sizi daha birkaç gün sonra gerçekleşebilecek olan "kıtlıktan çıkmış gibi alışverişe saldırma" olayından da kurtarabilecektir:

    1- Bence en büyük mesele kredi kartı. Bu konuda ödediğim borçların haddi hesabı yok. Hepsini kapattırdım ve bir tane kullanıyorum. Onu da inşallah kullanmayı bırakınca kapattıracağım.

    2- Çocuklara oyuncak günü düzenliyorum. Her gittiğimizde çocuklar doğal olarak bir sürü şey istiyorlar. Küçük küçük aldığınız şeyler bir bakıyorsunuz cebinizi yakmış. Çocuklarımla bir anlaşma yaptık. Oyuncak günü yani maaşımı aldığımız gün eşimle 50tl ye kadar birşey almalarına müsade ediyoruz. Onun dışında başka hiçbir gün çocuklara oyuncak alınmıyor. Ayrıca oyuncak gününden bir gün önce de hem kızım hem oğlum oyuncakları olmayan kardeşlere verilmek üzere artık sevmediği ve oynamadığı bir oyuncağı ayırıyor. Ben de bu oyuncakları toplayıp ihtiyacı olan çocuklu arkadaşlarıma veriyorum.

    3- İkinci el kıyafet ve eşya olayı. Önceki girdilerime bakarsanız görürsünüz. Evime taşınırken epeyce eşyayı bağışladım. Aynı uygulamayı kıyafetlerim için de uyguladım. böylece hem evim hem kafam rahatladı. Ayrıca arkadadaşlarım da çocuklarının küçülen kıyafetlerini getiriyorlar. Böylece kıyafet masrafım azalıyor. Ayrıca arakadaşlarla giymediğimiz veya sıkıldığımız kıyafetlerimizi değiş-tokuş ediyoruz. böylece kıyafete para ödemeden farklı kıyafetlerimiz olmuş oluyor.

    4- evde temizlik ve bulaşık makinesi parlatıcısı yerine elma sirkesi kullanıyorum. Çünkü parlatıcı hem pahalı hem de kimyasal olduğu için bulaşıkların üstünde tabaka gibi kalıyor. Biz de su içtiğimiz bardakta ve ya yemek yediğimiz tabak ile bu kalıntıları mideye gönderiyoruz. Elma sirkesini ilk başta marketlerden satın alıyorsum. sonra kendim kurmaya başladım. hem çok kolay hem ekonomik hem de sağlıklı. Sadece elmaların kabuklarını çekirdeklerini koyuyor, üstüne kaynatılmış soğutulmuş su ekliyorsunuz. cam bir şişede ağzı kapalı bir şekilde birkaç ay bekletiyorsunuz. hazırladığınız bu sirkeyi 1/3 orasında su ile karıştırıp çamaşır yumuşatıcısı olarak da kullanabilirsiniz. merak etmeyin çamaşırlarınız kokmuyor :)

    5- Hazır kahve yerine çekme kahve tüketmek meselesi var bizde. eşimle ben iflah olmaz kahve tutkunlarıyız. herşeyi inceledik ve kendi kahvemizi kendimiz çekmeye ve hazırlamaya karar verdir. eşim kahveciden çekilmemiş kahve çekirdekleri alıyor. kilosu 24 tl. halbuki bir fincana en az 5 tl veriyorsunuz. Biz kahvemizi evde kahve değirmeni ile çekiyoruz ve demliyoruz. hem taze hem de 1 kilo kahve bize 2 ay kadar gidiyor.

    6- Çamaşır ve bulaşık makinesini gece 22:00'den sonra çalıştırıyorum. Bizim elektrik sayacımız akıllı diye geçiyor. dolayısıyla en ucuz kullanım saatleri bu saatler. o yüzden makineleri geceden çalıştırıp yatıyorum.

    7- geri dönüşüme gidebilecek çöplerimi normal çöplerden ayrıştırarak atıyorum.

    8- çöplerim içindeki atık yemekleri ayırarak sokak hayvanlarına vermek için ayrıştırıyorum ve çöplerin yakınına bırakıyorum yiyebilsinler diye.

    9- kozmetik diyeti yapıyorum. artık eskisi kadar kozmetik kullanmak yerine cilt bakımına yöneldim. mesela kışın cildim çok kurur. pahalı kremler yerine hindistan cevizi yağı, organik zeytinyağı, kayısı çekirdeği yağı gibi kendi hazırladığım karışımları sürüyorum. Yazın da bu karışımları iki günde bir uyguluyorum. şimdilik yüzümde yağ butonları oluşmadı. peelinglerimiz de yukarda bahsettiğim kahvenin çekirdeklerini gül suyu ile karıştırarak yapıyorum. gereksiz artık kullanmadığım tüm kozmetiklerimi de arkadaşlarımla takas yaptım.

    10- okumak istediğim kitapları kütüphaneden temin ediyorum. Çocuklarıma da kitap almıyorum fazla. ben de çocuklarımda kitaplarımızı kütüphaneden seçiyoruz. böylece hem paylaşmayı hem de sorumluluk almayı öğreniyorlar.

    11- alışverişe çıkmadan önce buzdolabımdaki not kağıdıma not aldığım ürünlerin fotosunu çekiyorum. böylece alışverişe giderken ne almam gerektiğini bildiğimden gereksiz birşey almıyorum.

    12- çocuklarım adına bireysel emeklilik başlattım. Önceden belli bir yerde biriktiriyordum paramı. ancak gördüm ki en ufak bir sıkışıklıkta elim o birikime gidiyor. Ben de hesap açtırdım ve yaptığım sözleşmeye göre aylık düzenleme yapıyorum. böylece paraya ihtiyacım olsa bile o paraya dokunamıyorum.

    13- evde çocuklarıma tasarrufu öğretmeye çalışıyorum. bir gün evde elektrikler gitmişti. birkaç saat karanlıkta kaldık. çocuklarıma "elektriğimizi çok kullandık, bitti." dedim. şimdi bir odadan çıkarken "elektriğimiz bitmesin" diye ışığı kapatıyorlar. Aynı şeyi su için de söylüyorum. Çok kullanırsak suyumuz biter diye. bu arada bizim suyumuz kartlı. gerçekten çok kullanırsak suyumuz bitiyor :)

    14- dışarıdan mümkün olduğu sürece pet şişede su almıyorum. çocuklarımın sulukları var. dışarı çıktığımızda onlara su doldurup suyumuzu yanımızda taşıyoruz.

    15- hem maddi anlamda durumumuz müsait olmadığından hem de çok masraflı olduğundan arabamız yok. kasko, vergi, benzin...vs. derdinden araba almıyoruz. her yere toplu taşıma aracıyla gidiyoruz. çok lazım olursa taksi kullanıyoruz veya yürüyoruz. ayrıca mesela gitmem gereken bir avm varsa servisi varsa onu kullanıyorum. ancak arabanın rahatlığı tartışılmaz ona diyecek bir şeyim yok :)

    16- Aile büyüklerimiz ziyarete geldiğinde bize buzlukta saklanabilecek yemeklerden yapmalarını rica ediyorum. Mesela katmer, börek, sarma...vs. böylece zor zamanlarda yemek sorunumu çözmüş oluyorum.

    Tüm bunları yapmama rağmen maddi durumum o kadar da rahat değil. bunun çeşitli nedenleri de var. bazen eşimle biz kaptırıp alışverişi fazla kaçırabiliyor veya evde hiç beklemediğimiz bir ihtiyaç çıkabiliyor. yine de arada bir kendimizi kaybedip gereksiz şeyler alabiliyoruz. ama asıl gereken cebinde paran varsa harcaman yoksa harcamaman. inşallah ev kredim ve kredi borçlarım bittiğinde biraz daha rahatlayacağımı düşünüyorum. sizler daha yolun başındasınız. belki söylediklerimle biraz olsun sizlere faydam dokunmuş olur.

    tüm süslü kardeşlerimi sevgiyle kucaklıyorum...

    not: iş bu girdi yazarın aklına bir şeyler geldikçe yenilenecektir :)

    20 temmuz 2016 14:52