girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (6)
  • medya (0)

1. Uzun araştırmalar sonucu tabii bir de zilli kızlarımın kızışıp bize ve kendilerine zor günler yaşatması sebebiyle dün gerçekleştirdiğimiz olay.

dün bütün gece uyumadım bir tanesinin yalpalaması ve sersemliği geçmediği için sürekli kucağımda dolaştırdım. Yere bıraktığım anda sinirlenip bandajları ısırmaya başlıyodu çünkü. Ağlamaktan helak oldum. Gram uyku uyumadan sabahı ettim. O kadar zor bir süreçmiş ki. Sürekli bunu size yaptığım için özür dilerim diyebildim kedilerime sadece :(

Zor ama sağlıkları için inşallah en iyisi bu olacak. Kısırlaştırmak doğum yapmalarından çok daha iyi bana göre. Şuan yediklerine daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor çünkü kilo almaya meyilliler artık. Su içse yarayacak dedi vet. Bir de bandajlarını yalamasalar o kadar mutlu olucam ki. Bütün gün yalamasınlar diye elimi yaladıkları yere koyuyorum ama vazgeçiyolar mı tabii ki hayır.

Tecrübeli arkadaşların bu süreçle ilgili bilgilendirmelerini bu başlık altında tavsiyelerde bulunmalarını umuyorum. Benim ilk günlerde maceralarım bu şekildeydi ve berbattı. Umarım her şey yolunda gider.

21 aralık 2016 19:28

2. kedilerin sağlığı açısından son derece gerekli olan durum. ancak kızışma dönemlerinin tamamen biteceğini beklemeyin ya da eğer kızışırsa korkmayın. böbrek üstü bezlerinin salgıları nedeniyle benim oğlum sık sık kolumuzla bacağımızla aşk yaşıyor ama kısırlaştırılmadan öncesine nazaran tabii ki fark büyük. veterinerimizin söylediğine göre bu durum normal ve bir çözüm yok, oyalamak, oyun oynamak ve ilgisini/enerjisini farklı yönlere çekmek yapılabilecek tek şey.

kısırlaştırılmış erkek kedilerde idrar yolları problemleri daha sık görülebiliyor. kumunu kontrol edip çiş yapıp yapmadıklarını kontrol etmeye çalışın. biz bir kere bu durumu yaşadık ve sondaj yapıldı, kolay bir prosedürdü ancak dikkatimizi çekmemiş olsa sonuçları çok kötü olabilecek bir durum.

kısırlaştırma sonrası mama kalitesini arttırmanız gerekiyor. daha ucuz alternatifler çoğunlukla mamanın içine kedilerin damak tadına uyacak ancak besleyici değeri düşük ve yağlanma yapabilecek şeyler katıyorlar. kediler bu tip mamaları daha fazla tüketiyorlar ve sonuç olarak kilo alıyorlar. aslında besleyici değeri yüksek mama verirseniz daha az yiyerek daha çok doydukları için hem kilo almanın önüne geçebilirsiniz, hem kakaları daha az oluyor hem de daha az kokuyor. yani sonuç olarak aslında hem mamadan hem de kumdan tasarruf etmiş olursunuz, kedinizi sağlıklı tutmak ve olası sağlık problemlerini de engellemek de yine maddi manevi kazanç.

4.5 kilo(gizlinot: ideal kilo), 5 yaşında, sağlıklı(gizlinot: aman maşallah) ve şimdiye kadar yukarıda bahsettiğim problem dışında hiçbir şey yaşamamış olan bir oğluş annesi olarak diyeti şöyle ayarlıyorum:

sabahları, avuçiçi kadar azıcık tavuk ciğeri: yalnızca kuru mama yemeleri çok doğru değil, dişlerini et parçalayarak kullanmaları gerekiyor yoksa çürük oluşabiliyor. marketten tavuk ciğeri aldıktan sonra çok çok az miktarlara bölüp buzdolabı poşetlerine koyuyorum ve buzluğa atıyorum. her sabah bir cezvede bunlardan birini suda 10 dakika kaynatıp suyunu döküyorum, böylece fazla yağını da atmış oluyoruz. bayılarak yiyor.

gün içinde, tüplerde satılan saf malt ve taurin içeren püreler: malt ve taurin birlikte sindirim sistemine, gözlere ve kalbe iyi geliyor, kediler için vazgeçilmez besinler ve çok da seviyorlar.

akşamüstü, çok çok az miktarda, sırf iştahını bastırsın diye yaş mama: proplan'ın kısırlaştırılmış kediler için yaş mamaları var, onlardan memnunuz. 85gr'lık bir paketi 3 günde bitiriyoruz, öyle düşünün miktarı.

akşamdan sabaha kadar yalnızca kuru mama yiyor, kesinlikle başka bir şey vermiyoruz. sürekli aynı mamayı vermiyoruz ve bu duruma alıştığı için sıkıntı da çekmiyoruz. 3-4 gün orijen, 3-4 gün proplan sterilised yiyor. kuru mama bütün gün yerde durunca pek yüzüne bakmıyor akşamları başka mama istiyor bu yüzden bütün gün mama kabını tepeleme dolu tutmuyorum. çok az dibine koyuyorum acıkınca yesin diye, akşamları tüketmesi gerektiği kadar dolduruyorum. sabaha bitmiş oluyor.

21 aralık 2016 20:15 21 aralık 2016 20:18

3. kızım ikinci kere hamile. ocağın ilk haftası bebekleri bekliyoruz:)

ilk doğumundan sonra yavruları sahiplendirince kısırlaştırma niyetindeydim. ancak siyamlar aşırı duygusal bir ırk olduğundan bebekleri gidince depresyona girdi. zaten iştahsız bir çocuk, daha da yemez oldu, bir deri bir kemik, bir kenara gidip büzülüp oturdu. hiç konuşmadı (bilen bilir, siyamlar konuşuyor sürekli. her lafa cevap verir, durduk yerde insanın karşısına geçip birşeyler anlatır) depresyondayken hiç konuşmadı, normalde kucaktan inmezken bize sokulmadı :(

kendine gelemediğinden ameliyatı erteledik mecburen, o kadar zayıf ve keyifsizken ameliyat olamazdı. sonra azcık toparlandı ve bingo... hemen bağırmaya başladı. ilk doğumdan önce birkaç kez (maalesef) hormon iğnesi yaptırıp susturmuştuk azgın kızımızı. tekrar iğne yaptırmak istemedik ve kocasının yanına yolladık.

bu doğumdan sonra depresyona girmemesi için yavruları daha uzun süre tutmak ve yavrular gidince hızlıca kısırlaştırmak niyetindeyim.

iğne daha zararlı, kısırlaştırma yaptırmak lazım..

sorunun tam cevabı olmadı farkındayım, kendimi tutamayıp 1 yıl içinde 2. keredir yüklü olan kızımı anlattım:))

ama şunu da söyleyim: bir de iran kızımız var, yaşlı ve kısır: o da 2 kere doğum yapıp sonra kısırlaştırıldı. ameliyattan sonra bir gece veterinerde kaldı, ertesi gün aldık. yorgun ve uykulu gibiydi, o gece hep yattı, sonraki gün gayet iyi ve ayaklanmıştı. hiç bir sorun yaşamadık...

22 aralık 2016 14:31


4. Kendi kararını veremeyecek bir hayvanın vücut bütünlüğünü bozacak onun yavru sahibi olma hakkından edecek bir müdahaleye sonuna kadar karşıyım ben. Evdeki bir kedi bir köpeği barınaktan aldığımız için kısırlaştırılmış geldi. Şimdi bir oğlumuz daha var annem araştırdı onun için. O da duyduklarından sonra vazgeçmiş, ben bunu bir canlıya yapamam dedi. Hayvanların tamamen steril olabilmesi için yumurtalıklarını/ testislerini komple alıyorlarmış. Bu bana resmen canilik geliyor. Çiftleşme Zamanı ne kadar dayanabiliriz bilmiyorum ama umarım bir problem olmadan Yaşar bebeğimiz.

24 aralık 2016 13:13

5. Evimde bir dişi bir erkek kedi var. Kısırlaştırmazsam bu her sene en az 6 yavru demek. Ben o kadar kediye nasıl bakarım. Bakamazsam nasıl sahiplendiririm. Ayrıca kızışma döneminde sağı solu belli olmuyor bunların. Sabahlara kadar bağırıp duruyorlar. Sürekli stresliler. Hem doğacak yavru kediye hem de büyüğüne yazık

25 aralık 2016 11:04

6. kısırlaştırmadığınız kedileriniz doğurduğunda onları sahiplendirdiğiniz her evin, aslında bunun yerine sokaktaki bir canı sahiplenerek onun hayatını kurtarabilecek olduğu aklınızda bulunmalı. sokakta tir tir titreyen, ısınmak için girdikleri araba motorlarında parçalanarak ölen kediler varken mesele kedileri kısırlaştırmayıp doğanları sahiplendirmekle bitmiyor, keşke bitseydi. hepimiz sokaktakiler için sorumluyuz çünkü onları biz evcilleştirdik sonra da bu betonları biz yığdık.

tanım: evini bir kediyle paylaşan her sorumluluk ve bilgi sahibi insanın yapması gereken eylem. hatta gücü yetenlerin sokakta baktıkları canları da kısırlaştırması yapabilecekleri büyük bir güzellik olur. bu konuda muhtarınızla konuşabilirsiniz, mesela bizim muhtarımız kermes yapıp para topladı geçen baharda, bulabildiği her hayvanı kısırlaştırdı. senelerdir düzenli olarak sokak hayvanlarına bakan bir insan olarak bulduğum kedi cesetlerinin ciddi oranda azaldığını söyleyebilirim.

hala daha kedilerin sokakta yaşamasına alışkın hisseden, onların "doğal" ortamının bu olduğunu düşünen varsa size yıllardır yaptığım gözlemlerimi aktarayım.

kediler, köpekler kadar geniş bir alanda yaşamaz, hep yakın çevrelerde takılır, yalnızca kızgınlık dönemlerinde biraz daha uzaklaşmayı göze alırlar.

peki, bir sokak kedisi ölüme nasıl yaklaşır?

öncelerde korkar, hep korkak yaşar. arabadan, insandan, köpekten korkar. bir sokak kedisinin insancıl olmaması ve korkak olması büyük bir avantajdır çünkü onu hayatta tutar. tekme yemesi, soğukta tepesinden aşağı su dökülmesi, çocukların elinde oyuncak olması gibi olasılıklar azalır çünkü.

ancak hep saklanarak yaşayamaz çünkü mama bulması gerekir. bu da risk almak demektir; çöpten yemeye çalışırken panik ve şüpheyle etrafına bakınan kedileri hepimiz görmüşüzdür. çöpe attığımız keskin konserveler, cam kırıkları, bozuk yemekler onları yaralar, hasta eder, enfeksiyona sebep olur, kemikler boğazlarına batar. ya da en basitinden günlerce yiyecek bir şey bulamazlar. hayvanın gücü düşer.

gücü düştüğü zaman daha da korkaklaşır, ama korkaklaşmaması, yine de risk alıp yiyecek bulması gerekir. bu durumda ne olur biliyor musunuz? normalde almadığı riskleri almaya başlar çünkü durum acildir, beslenip iyileşmesi gerekir, kendisine sıcak bir ortam bulmalıdır. kendisini trafiğe daha fazla atmaya başlar, köpeklerin havlamalarını duymasına rağmen saklandığı yerden çıkmak zorundadır, insan kalabalıklarının arasına korksa da girmek durumundadır. ya risk alacaktır ya da hastalıktan ve açlıktan kırılacaktır.

bu durumda aldığı riskler gittikçe büyür. dikkatsiz davranır çünkü acısıyla ve açlığıyla zihni dönmüştür. bu dikkatsizliklerden birinde de can verecektir.

yaklaşık 9 senedir bulunduğum mahallenin kedilerini kışın her gün, yazları gün aşırı besliyorum. sizi temin ederim ki hiçbir kediyi en fazla 1.5 seneden fazla görmedim, %70'inin ölüsünü kendim topladım. yetemiyorum çünkü ve üstüne basarak söylüyorum, sokaklar onlar için değil! kediler 20 sene yaşayabilen hayvanlar. bu da daha çocuklukları bile bitmeden ölmeleri anlamına geliyor. sokakta can kavgası var, sokakta en az bizim kadar acı çekebilen varlıklar korkunun ve acının her türlüsünü yaşıyorlar. ve bunlar bizim onları mahkum ettiğimiz yaşam koşulları nedeniyle gerçekleşiyor.

"amannn çok tatlı" diye evine kedi alıp, 3 gün sonra "ama ben sömestr'da memlekete gidecektimmm" benzeri bir bahaneyle sokağa atan binlercesi varken, kedilerinizi kısırlaştırın. izin verin de sokaktakiler yuva bulsun.

25 aralık 2016 12:54 25 aralık 2016 13:13