sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (3)
  • medya (1)

1. Oğuz atay'ın sekiz hikayeden oluşan kitabının adı.

Oğuz atay ile tanışmam 7-8 sene önce kütüphaneden aldığım 'oyunlarla yaşayanlar' adlı tiyatro kitabıyla olmuştu. Hatta defterime bitirdiğim kitapların tarihini yazıyordum. Bu kitabı tam tarihini yazdığım anı hatırlıyorum. Zaman ne çabuk geçiyor. Oyunlarla yaşayanlar'ı çok beğendiğim için hemen başkasından ödünç alarak 'korkuyu beklerken' kitabını okumaya başladım.

kitap okurken ya kütüphaneden alır ya da yakınlarımdan ödünç alırdım. Kitabın benim olması çok önemli değildi. Lakin bu kitabı bitirdikten sonra o kadar benim olmalı dedim ki. Kitabı bitirip aldığım kişiye iade ettikten sonra koşa koşa kitapçıya gidip kendime benim için baş yapıt olan bu hikaye kitabını aldım.

Sekiz hikayede birbirinde etkileyici ama ben kitaba da ismini veren korkuyu beklerken hikayesini çok beğenmiştim. Şu an tam önümde açık duran babama mektup hikayesinde ise çok duygulanmıştım. O zaman nasıl bir etki yarattıysa bu kitabı elime aldığımda ilk bu hikayeyi açıp okuyorum(gizlinot: Galiba baba konusunda benim de ufak ufak yaralarım var.). İlk cümleleri bile ben de bir burukluk oluşturmuştu.

"Sevgili babacığım, belki hatırlamazsın ama bugün sen öleli tam iki yıl oldu. Ne yazık ki bu süre içinde ben daha iyi ve akıllı olamadım; bu fırsatı da kullanamadım. Oysa yıllar önce, bazı zamanlar, sen olmasaydın birçok şey yapabileceğimi düşünürdüm. Şimdi artık suçun kendimde olduğunu görmek zorundayım"

27 ağustos 2018 01:02

2. okuduğum kitaplar arasında beni en çok etkileyen kitaplardan biri. kitap sekiz ayrı birbirinden etkileyici hikayeden oluşuyor fakat 'beyaz mantolu adam' ve 'korkuyu beklerken' adlı hikayeleri ayrı bir etkileyici. çoğu hikayede kişinin kendine ve topluma karşı yabancılaşması incelenmiş.

kitabı biraz hassas bir dönemimde okumuştum ve daha üçüncü sayfasından benim gözlerden yaşlar şakır şakır akmaya başladı. kitapla birlikte bir paket mendili de bitirdim. o kadar çok cümlenin altını çizdim ki, sanırım kitapta altı çizili olmayan cümle sayısı daha az şuan.

"Ben ucuz bir romandım. Hayır, kötü bir edebiyatın bile bir gerçekliği vardı: Can sıkıcı taklitçilikleri bile benden gerçekti. Ben yoktum; hatta ben yokum, olmadım diyemeyecek bir yerdeydim; kelimeler bile yan yana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi. Ne olurdu benim de kelimelerim olsaydı; bana ait bir cümle, bir düşünce olsaydı. Binlerce yıldır söylenen milyonlarca sözden hiç olmazsa biri, beni içine alsaydı! Çok insan için söylendi ama, sana da uygulanabilir denilseydi. (Bu sözleri başkalarıyla paylaşmaya razıydım. Başka çarem yoktu.) Kendime gerçekten acıyabilseydim, gerçekten ümitsiz olsaydım. (Olumlu durumları aklıma getirmeye cesaretim yoktu.) Sonra yavaş yavaş, adım adım doğrulurdum."

12 ocak 01:01

3. "Seni çok mu yalnız bıraktılar sevgilim?"

12 ocak 21:41