sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (14)
    • medya (0)

    1. halk arasındaki diğer adıyla, "elalem ne der?"

    (gbkz: yargılamak) konusuyla oldukça alakalı bir konu bu. başkaları için yaşamaya çalışırken kendi hayatımızın tadına varamadan ölüp gitmemizin sebebi.

    ben üniversitedeyken sınıfta yapılan mahalle baskısı içerikli bir tartışmada, sınıfta diğer insanlara "yargılayıcı" konuşmalar yapmasıyla tanınan bir arkadaşımız söz istedi; mahalle baskısı denen toplum tavrından çok bunaldığını ve bunun sona ermesi için mücadele edilmesi gerektiğinden bahsetti. yerine oturduğunda sınıftaki diğer öğrencilerin de onu onayladığını görebiliyordum. onaylanması gereken güzel bir konuşmaydı da zaten, yaptığı gözlemde yanlış bir ifade yoktu. ancak soruna yaklaşım tarzını uygun bulmamıştım, zira kendini bu toplum tavrından uzaklaştırıp bir mahalle dolusu görünmez insana suç biçiyordu.

    söz istedim, söz hakkı verildiğinde direkt bu konuşmayı yapan arkadaşa döndüm ve "peki, sen ne kadar elalemsin başkalarına?" diye tek bir soru sordum.

    düşünmek lazım, biz ne kadar mahalle baskısı yaratıyoruz başkalarına?

    mahalle baskısı, sadece bir kişinin yakasına yapışıp "böyle giyinmeyeceksin", "böyle düşünmeyeceksin", "böyle hissetmeyeceksin" demekle olmaz. mahalle baskısına maruz kalanlar, ilk önce kendisini yalnız hisseder. içten içe dışlandığınızın farkında olursunuz, yargılayıcı bakışlar ve fısır fısır konuşmalarla onaylanmadığınızı hissedersiniz. maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşi'sini açıkladığım girimde de bahsetmiştim; onaylanma, kabul görme, sevilme ve saygı duyulma ihtiyacınızın olduğu basamaktaki açlığınız doyurulamazsa mutlu olamazsınız. zamanla sırf bu doldurulamayan boşluğu sevgi ile doldurmak uğruna giyiminizi, düşüncelerinizi, kendi tarzınızı çevrenize uyarlar ve onların arasına karışmaya çalışırsınız.

    mahalle baskısı sonucu tek tipleşmemek için, önce yargılamayı ortadan kaldırmak ve hoşgörüyle herkesi olduğu gibi kabul etmek gerekiyor.

    birbirinin aynı düşüncede buluşan insanlar ise (link: http://www.youtube.com/watch?v=qwqadUlUDyg sadece kukladır.) (özellikle 40. saniyeden sonrasını mutlaka izleyin)

    27 eylül 2014 01:50 27 eylül 2014 01:56

    2. Üstüne vazife olmayan insanların, üstüne vazife olmayan konularda ahkam kesmesidir.

    Duvar kelime belirlemek belli bir oranda işe yarayabiliyor. Özellikle bir kaç kere aynı soruya maruz bırakan aynı kişide.

    "Hayırlısı"

    "Kısmet"

    "Bakalım"

    Israrcı bir şekilde üzerime gelinirse can yakabiliyorum.

    1 kasım 2014 00:39

    3. herkesin her şeyi çok bildiğini sanması sorunsalıdır.

    1 kasım 2014 00:41

    4. kilolulara şişmansın denilerek, zayıflara "çöp gibisin" denilerek, ne bileyim, tayt giyenlere "o taytı nasıl giyebildin koca kıçınla" denilerek, koca dudaklıya "kırmızı ruju nasıl sürersin" falan denilerek, inançlılara "saçma sapan şeylere inanıyorsunuz" denilerek, inanmayanlara "cehenneme gideceksiniz" denilerek (örnekler arttırılabilir) yapılan baskı çeşidi.

    özetle bir düşünce kalıbını beğenme, herkesi o kalıba ittire ittire sokmaya çalışma, kendi gibi düşünmeyenleri eleştirme, o kalıba girmek istemeyenlere baskı kurma durumu falan. herkes tek tip olsun bence, rahatlayalım.

    29 aralık 2015 15:01

    5. Kahve, bakkal tarzi yerlerin önünden geçmem gerekiyorsa yolun diğer kısmından yürürüm. zira önlerinden geçsem üstüme atlayacak gibi bakan amcalara zevk vermemek gerek.

    29 aralık 2015 16:44

    6. Sözlükteki youtuber taşlama baskısı. Hele bi duygu özaslan konusunda iyi bir şey yazın, en az 20 eksi. Ama kötü bir şey yazın, kızı yerden yere vurun. Sizden iyisi yok. İlginç kafalar...

    Not: duygu fanı değilim, herhangi birinin fanı olacak yaşı geçtim.

    29 aralık 2015 19:00

    7. Yakın zamana kadar üzerimde ailem ve akrabalarım tarafından çokca hissettirilendir. O kadar sindirmişlerdi ki, benim benle alakam yoktu öyle diyim. Bir insanın her şeyi mi yargılanır, her yaptığı mı batar? Oje sürmeyi seviyorum, hafif tırnak uzatıyorum diye o***pu mu olmadım, dar pantolonlar giymeyi seviyorum diye ahlaksız mı denmedi, korkudan makyajın m'sini yapamazdım ya ben. Arkadaşlarım sadece kendi cinsiyetimden olmadığı için yaftalandım, okul harici arkadaşlarımla bir yere gitmek bile kızsın otur oturduğun yerde millet ne der lafı yememe sebep oluyordu annem tarafından. O zamanlar ne kadar üzülürdüm, hiç sesimi çıkarmazdım. Yorganın altına girip kaç gece nefessiz kalana kadar ağladım bu yüzden. Boğulduğumu hissediyordum ama elimden bir şey gelmiyordu.

    Sonra yavaş yavaş uyandım mı diyeyim ne diyeyim bilmiyorum. Ama susmadım. Bana dayattıkları ne varsa teker teker ellerine geri verdim. Düşüncelerimi istediğim gibi ifade edebiliyorum, kendim gibi davranabiliyorum. Evet yadırganıyorum hiç olmayacak sebeplerden dolayı halen. Ama asıl önemli kısım inanın ki artık umrumda değil.

    Kimsenin istediği şekilde olmak zorunda değilim, değiliz. Bunun için en başta yapmamız gereken boyun eğmemek. Bu bizim hayatımız değil mi? Bırakın kırmızı rujunuzu yadırgasınlar, düşünceleriniz garipsensin, mini eteğiniz yüzünden ters ters baksınlar,ahlak bekçiliği yapsınlar. Boyun eğdiğimizde de var bu baskı eğmediğimizde de. Niye boğulalım ki medeniyetsizliğin içinde? Bırakalım insanlar mutlu olduğu gibi yaşasın, bırakın olduğumuz gibi yaşayalım. Kimsenin özel alanına müdahale etmeyecek şekilde tabi. (gizlinot: Biraz dağıldı mı sanki konu.s )(gizlinot: Swh)

    29 aralık 2015 20:37

    8. milli bayramlarda pencerenden, balkonundan, evinin görünen herhangi bir yerinden bayrak sallandırmanı bekleyen, eğer göremezse üşenmeden gidip muhtardan aldığı bayrağı getirerek hediye eden(gizlinot: ?!) mahallelinin uyguladığı tacizin genel adı.

    29 ekim 2016 20:53

    9. 23 senedir aynı mahallede yaşıyorum ve başıma belki bi defa gelmiştir ama geçtiğimiz haftasonu yaşadığım beni bayağı bi sinirlendirdi.

    Üst tarafı gayet kapalı yarasa kol ve arkasi uzun onu kisa ama dizimin altında bi elbise giymiştim. Yanımda da ablam vardı. Benden bi nebze daha "açık" giyinmişti. Elbisesi daha kısaydı ve kolları acıktı.

    Daha önce görmediğim bi kadın biz yürürken kafasını camdan çıkartıp

    "Kızlar siz nerde oturuyorsunuz?" Diye direkt soru sordu. Ablam ve ben doğal olarak şaşırdık. Bunun sokakta laf atan erkekten ne farkı var?

    Ben sinirlendim ve "niye sordunuz?" Dedim kadın da anladı ve lafı çevirdi "yo hiç sizi daha önce görmedim de" dedi

    Ablam da "biz senelerdir burda oturuyoruz" dedi

    Hic cevap vermedi sonra kadın. Lafı cevirmese başka bi şey dese yemin ederim o eve girer onun o soruyu burnundan getirirdim.

    Aklınca bize "siz buraya nerden düştünüz" demeye getirdi.

    Kafasinda kara çarşaf camdan bakarken perdeyi de örtmüş kafasına tepesine inesice.

    Hala o kadar sinirliyim ki. hayatımda ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım.

    kimsenin hal hatır sorar gibi bu şekilde davranmaya hakkı yok!

    O sığ gözlerinizi kokuşmuş evlerinizde saklayın bize değmeyin.

    30 temmuz 2017 01:54

    10. Elalem ne der kaygısıyla boğuşurken, “Allah ne der” kaygısına erişemedik cümlesini aklıma getirdi. Bu elalemi Allaha havale ederek sen kimsin ki beni eleştirme yetkisindesin diyorum. Git bir okka mum al da derdine yan.

    28 aralık 2017 16:57 28 aralık 2017 16:59