yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (33)
    • medya (0)

    33. iş hayatına başladığım dönemlerde erkek arkadaşım vardı, 1 yıl içinde çeyiz dizmeye başladım ve sonrasında dolabımı yenilemeye başladım. bu da 2018 yılına tekabül ediyor. bu süreçte bloğa denk geldim. aydınlanma yaşarım, biraz harcamalarımı kısarım diye düşünmüştüm ama hiçbir faydasını görmedim. ne geri dönüşüme ne de tasarrufa dair hiçbir öneri yoktu.

    bahsettikleri aktif çalışma hayatında ve yalnız yaşayan birine asla uygun değil.

    kendisi çalışmıyordu çünkü eşi çalışıyordu yani iaşeleri karşılanıyordu.

    gelelim biz mal türklere tavsiyelerine;

    telefonunu ve evdeki diğer elektronik aletleri ücretsiz kütüphanelerde şarj ediyordu. burada para verdiğiniz kafeler bile masalara kutu koymuş para atıp şarj ediyorsunuz.

    komşusunun kapısındaki paletleri gidip istemişti, kırıp, yakıt olarak bunu kullandılar bi süre. bu burada mümkün mü sizce? komşunuz size palet verecek?

    iç çamaşırlarını azalttı, ben her gün değiştiriyorum üstelik spora da gidiyorum -o, bunu da tasvip etmezdi gerçi- spora gitmem gerekiyor çünkü bisikletle güvenli yolculuk yapabileceğim bir yer yok, ne yapayım emekli amcalarla parkta mı spor yapayım da ellenmedik yerim kalmasın?

    kıyafetlerini tek renge indirdi, azalttı. zaten dolabı sıkış tıkış olan biri değilim. aynı tarz kıyafetler var ve beğendiğim çok fazla şey olmuyor oldu mu alıyorum. kıyafetler hemen eskimese de eski gibi görünmeye başlıyor. ben de uygun fiyata 2. el uygulamalarda satmaya çalışıyorum.

    biz türkler olarak geliş gidiş de seviyoruz. evde masa şart, o masa etrafında toplanılıyor. o masa her ne kadar yer kaplasa da maalesef evlerde oluyor. yeterli alan varsa olmasında bi sakınca da görmüyorum. bunun metrekare başına maliyetini hesaplamak net pintiliktir.

    güneş enerjisine de değinilmiş. burada kocaman şirketler bile henüz geçmemişken, neredeyse herkesin 30 daireli apartmanlarda oturduğunu da varsayarsak, imkansız bu şartlarda. dolayısıyla kendisi çok uçlarda yaşayan biri. bazen evet abarttığım konular oluyor ama en azından onun kadar uçta değilim. çizginin tam ortasında olduğumu düşünüyorum.

    dün aklıma geldi ne yapıyor diye bir bakmak istedim ama bulamadım hesabını bu sefer komple uçurmuş herhalde. keşke dursaydı da korku metni okur gibi okusaydım.

    19 ocak 09:44

    32. maalesef her hali ve tavrı ile bu hanıma benzeyen bir arkadaşım vardı, çok genç yaşlarda bir yabancı ile yurtdışına gitmiş ve küçümseyerek her konuşmasına siz Türkler diye başlayan bir arkadaşımdı. artık arkadaş değiliz:) hanımın adını da ilk defa burada gördüm, bazı konularda kesinlikle haklı olabilir ama üstten bakan tavrı tüm hayatına yansımış ve hoş durmuyor.

    14 ekim 2020 12:32

    31. daha önce de başlığını görmüştüm ve şöyle bir girip bakınca aşağıdaki yazıyı gördüm, paylaşmak isterim;

    ....... "Kısaca normal çalışan davranışları gösteremediğim için sadece 3 ay çalışıp işten ayrıldım. Bir kere daha başımın üstünde çatı olduğuna, beni aç bırakmayacak kadar gelirim olduğuna şükrettim. Bunlar olmasaydı beyaz yakalı bir köle olarak yaşamak zorunda kalırdım. İstesem de istemesem de çalışmak zorunda olurdum."

    aramızda işinden başka geliri olmayan çok insan var; hele hele kadın olarak ayırırsak süslü de olduğumuzu düşünerek epeyce çoktur. bunun yanı sıra hem işine hem evine hem eşine hem çocuklarına koşmaya çalışanlar. fakat yukarıdaki tabiri gerçekten çok düşündürücü geldi bana.

    para kazanmak zor olduğu gibi kaybetmenin-harcamanın da oldukça zor olduğu dönemlerdeyiz ve herkesin fikri önemli tabi. fakat bu türden düşünceler arasında birinin para hakkında doğru-düzgün kullanım hakkında fikir beyan etmesi, açıkçası beni tatmin etmedi.

    13 ekim 2020 16:49


    30. nedense aklıma geldi, bakayım dedim hala aktif olarak blogunda yazılar yazıyor. hatta korona süreciyle ilgili de yazıları mevcut blogunda. kendisi hakkında ne düşüneceğimi bilemiyorum, ondan öğrenebileceğimiz, ilham alabileceğimiz şeyler de var ama genel olarak paraya bakışını sıkıntılı buluyorum. rahatlıkla tlc'deki aşırı pintiler programına çıkabilir gibi geldi bana. parayı nasıl yönetmeli, nasıl tasarruf edilmeli, israftan nasıl kaçınılmalı bunları herkes öğrenmeli bence ama 7 gün 24 saat para para para diye düşünmek, her şeyi buna göre ayarlamak ne bileyim... mesela yazmış ki çocuklara vereceğiniz en önemli eğitim parayla ilgili eğitimdir. çocuğuna otizm teşhisi koyulmuş, kendisinde de belirtiler görüyormuş çocukluğundan beri, ama bir doktorla görüşüp teşhis koydurmaya gerek yokmuş çünkü boşa masrafmış ne gerek varmış. (gizlinot: swh)yani bedava olsa yaptıracak ama para gitmesin diye yaptırmıyor. bilemedim ya ama okumaya değer ilginç şeyler yazıyor o kesin.

    13 ekim 2020 13:44

    29. öncelikle yaptığı tasarruf falan değil düpedüz sinekten yağ çıkarmak. kendisi pintilikte master degree bir abla. ömür boyu parayı dert etmeden nasıl yaşayacağını anlatıyor güya ama ömür boyu kuruşu kuruşuna tüm derdi para. minimalizmmiş, veganlıkmış peeh bırakınız efendim.

    yazılarında yer yer kendisine katıldığım noktalar var. yazdığı şeyler az eşyayla nasıl yaşanır, insanın ihtiyacı aslında bu kadar, sağlıklı nasıl beslenilir falan göstermek olsaydı amenna. ama kendisi "ben böyle yapıyorum çünkü aksi halde şu kadar para harcayacağım, siz yapmıyorsunuz çünkü aptalsınız, ben akıllıyım, en akıllı benim, siz kuçusunuz" minvalinde şeyler yazdığı için öhhhh dedirtmiştir.

    yanlış anlaşılmasın birikim güzel şey, insanın sadece ihtiyacını alması da öyle. ama bu demek değil yani. kendisi sistemi çözdüğünü iddia ediyor ona göre çalışmak aptallık, çalışan insan köle. bu sistemde işini kurup keyfine bakacaksın diyor fakat herkesin böyle yaptığı takdirde kapitalist sistemin işlemeyeceğini kestiremiyor sanırım. bunu sistem içinde alternatif yaşam olarak anlatabilirsin lakin böyle yapmayan insanlara aptal dersen kendine güldürürsün ablacım.

    ayrıca blogunun fikir olarak çalıntı olmasının yanısıra leş gibi de bir dili var. çevreye duyarlı, vegan olmaya karar vermiş birinden bu denli kadın aşağılayıcı itham duymak da şaşırtıcı doğrusu. çünkü bir sömürü sisteminin farkına varıyorsun ve bir şey oluyorsun sonunda. bunun farkına varan biri acaba hemcinsiyle hiç mi ortaklaşıp da empati yapamıyor? bu kadar mı toplumsal cinsiyet meselesinden bir haber mesela?

    bayan değil kadın para hanım. kadınlar alışveriş delisi değil sistem onları birçok yönden ezerek tüketerek mutlu olacağını düşündürür para hanım. seni okuyanların birçoğu kadındı ama mal değildi para hanım. ama sen bu denli tüketim karşıtı olup bunu göremiyorsan belki de sen öylesindir para hanım.

    26 eylül 2018 23:16 26 eylül 2018 23:28

    28. Sol frame’de görünce yine neler sallamış acaba diye bakmak istedim ve yanılmadım. Veda yazısı yazmış, blogu kapatmaya karar vermiş. içinden çok bayıldığım(?!??) bir kısmı kopyalıyorum: 

     “Bu bloga Türkiye’deki insanları düşünerek başlamadım ve onlar için yazmadım, ancak okuyucu kitlemin %90’ı Türkiye’den gelmeye başladı. Her nedense okuyucularımın büyük kısmı kadınlardı ve bu kadınların büyük bir kısmı maalesef maldı. “ 

     

    Para Hanım ismiyle ve Türkçe içerik yazınca kim gelecek zannediyordu eskimolar mı, kamboçyalılar mı bilmiyorum ama gerçekten aşırı komik bi insanmış kendisi. Bence blogunu kapatacak kadar onu boğan asıl derdi şu: yorumları kapatarak insanların eleştirilerinin önüne geçeceğini sandı, ancak google’da para hanım diye aratınca 1. Sırada süslü sözlükteki başlığı geliyor, ve burada yazdıklarının çalıntı olduğundan tutun da, mantıksızlığına kadar bir çok eleştiri var (yani o bahsettiği mallar resmen biz oluyoruz!) bunlara da mani olamayacağı için “küsüp türklere türkçe yazmamaya” karar verdi. aklınca temiz bir başlangıç yapmaya çalışıyor, ama bence Belçikalı da saçma sapan fikirlerine prim vermez :) 

    22 ağustos 2018 07:05

    27. sözlükte başlığı görünce merak edip baktım. birkaç yazısını okudum. veda yazısıyla ilgili olan hakkında bir şey demeyeceğim çünkü aşağıda çoğu süslü güzelce ve yeterince eleştirmiş. benim eklemek istediğim farklı bir şey var. gezinirken etiket kısmında, yaşadığım şehir olan çanakkale hakkında bir şeyler yazdığını gördüm,merak ettim,okudum. okumasaydım keşke. evet güzel bir noktaya değinmiş. çanakkale'de yeşil alanların bazılarında çekirdek kabukları,çöpler olabiliyor ancak üslup denen bir şey var. sen bir yerde gördüğün çekirdek kabuklarına bakıp bütün çanakkale halkına pis diyemezsin. hele ki bebek arabası konusunda konuştuğun insanları da dahil edip yine bütün halkı küçümseyemezsin. madem rahatsız oldun çiftin sorusuna cevap vermeseydin sonuçta bizi sevmiyorsun değil mi? bu ülkeyi sevmiyorsun. o zaman derdin ne? konuşma tarzını da düşünme tarzını da beğenmedim.

    düzeltme: imla

    20 ağustos 2018 21:34 20 ağustos 2018 21:35


    26. sayfasından sözlük sayesinde haberim oldu. son yazısı hariç, (blogu türkçe yazıp okuyucuların türklerden oluşmasına şaşırmak, bunu istememek. sinirle yazıp oradaki tutarsızlığı farkedemediğini düşünüyorum) ben yazılarını beğendim. keskin bir tavrı var, yukarıda yorumlardan birinde siyah beyaz hiç arası yok denmiş,katılıyorum. mesela evini sadeleştirmeye giderken olan eşyalarını atmış. eskileri atabilir ama sadeleştirme yapacağım diye elinde hiç eşya bırakmamış. mesela işe başladığı için kendine yeni eşyalar almak zorunda kaldığından bahsetti. oysa fazlalık eşyalarını atarken kullanılabilir durumda olan en az bir takım iş eşyası ayırabilirdi. ya da sadece 5 bardakları olduğundan bahsetmiş. bırak misafir gelmesini su kesilse temiz bardak yok evde. yaşadığı şehirde su kesilme ihtimali hiç yoktur orasını bilemem ama fazlasına karşı olmakla sıfıra yakın eşya bırakmak aynı şey değil. bunların dışında evini gayet ferah buldum, çok eşya hem göz yoruyor hem temizliği zor . onlara ayırdığı zamanı fazla bulması normal karşılanabilir.

    bir diğer konu iş konusu. evine, çocuklarına ve kendine ayırdığı zamanı az bulduğu için çok da sevmediği işini bırakmış ama bu bir lükstür. herkesin kolaylıkla yapacağı bir şey değil. hali hazırda eşinin gelirinin bu aileyi finanse edebilecek yeterlilikte olması gerekir. bu değilse mecbur çalışacaksın. bu çoğu kişi için bir tercih değil. ama kendi blogu tavsiye veriyor uyup uymamak okuyucuya kalmış. sadece bu kadar keskin olmamalı. fikirler temelde güzel, o arınma halini hissetmekle birlikte kendisini biraz gergin buldum. yazıları okunabilir, akıcı, öğretici olmuş. keşke devam etseymiş.

    20 ağustos 2018 17:44

    25. dünden beri eskiden yeniye kendisinin blog yazılarını okuyorum, çünkü yapacak daha iyi birşeyim yok, çünkü hayatsızlık, çünkü süslüsözlükspor.

    aslında ilk yazılarını okurken kendisine hak verdiğim noktalar oldu. evde ekmek yapmak, az eşya sahibi olmak gibi. ancak kendisini ifade edişinden mi desem, bir başkası yazsa mm minimalizm <3 sağlık ponçiklik olacak konular nedense tutumluluğun dark side'ına kayıyor ve iliklerime kadar cimri hissettiriyor. mesela evdeki fiskos masasınının hacminin ev kirasının kaçta kaçına denk geldiğini hesaplamak gibi fantastiklikler yapıyor(gizlinot: swh) ayrıca fiskos masası mı kaldı(gizlinot: bunu yazarken bilin bakalım fincanım nerede duruyor swh)

    hedefi çalışmak zorunda kalmamak erken emekli olmak gelecek kaygısı duymamak, tamam güzel. zaten biraz aklı başında olan ya da kiloyla kredi kartı borcu ödeyip akıllanan insanlar bir yerden sonra harcamalarını mantıklı yapmaya başlıyor. birikim de güzel şey. bunu yapmayan/kendince yapamayan da borçla yaşamaya devam ediyor.ama gelip de maaşlı insanlar "kuçu"dur, aptaldır, kafanı kullan bak bana hayalindeki hayatı yaşıyorum aptallll değilim gayrimenkul bee diye haykırarak t ü r k ç e blog yazmak ve hay allah hep de türkler okuyor demek neden? bizi sevmiyormuş zaten :'( düzeni çözmüş aklı olan iş kurarmış, e her mühendis iş kursa sen kimden para kazanacaksın? ben iş kuracak seviyeye gelene kadar zaten emeklilik yaşıma gelmiş olurum, napayım diplomayı yırtıp atayım mı? ya da 10 yıl çalıştım dünyalığımı yaptım sonra evde mi yatayım? bence de evde yatan kültürlü olmak aptallık? her adımında havanın kaç metreküpünü soluyup enerjiye çevirdiğini ve bunu bedava yaptığını düşünmek de aptallık o zaman? bak böyle yazınca hiç hoş olmadı değil mi? belki ben yanlış düşünüyorumdur haldır haldır yazdım hep, ama ne bileyim? hayat boyu parayı dert etmemek için hayat boyu parayı dert edinmiş kendine.

    20 ağustos 2018 14:35

    24. Veda yazısı için diyebileceğim tek şey

    (bkz: Doğal seleksiyon)

    Türkçe anlamazsa diye hemen belirteyim

    (bkz: Natural selection)

    20 ağustos 2018 11:32

    ilginizi çekebilecek benzer başlıklar