yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (137)
    • medya (1)

    137. Yaşar Kemal'in sesinden ama

    Y alnızlık

    Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin,

    Su olsan kimse içmez,

    Ölür de susundan

    Yol olsan kimse geçmez,

    Sarp kayalara uğratır da yolunu

    Elin adamı ne anlar senden?

    Çıkarsın dağ başına,

    Bir ağaç bulursun

    Tellersin pullarsın

    Gelin eylersin.

    Bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün

    Köpürmüş gelen bulutları

    Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı

    Tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı..

    22 mayıs 20:44

    136. "Sonra aramıza şehirler girecek, hiç karşılaşmayacağız. Tesadüfler bile bir araya getiremeyecek. Sonra belki birimiz öleceğiz, diğerimiz hiç bilmeyecek..."

    -Nazım Hikmet Ran

    12 aralık 2022 13:34

    135. Can Yücel, Hasan Ali Yücel'in oğlu. Bir çevirisi yüzünden hapse atılmış. Az bulunmuş Sonra Adana'ya 1973 yılında sürgüne gönderilmiş.

    Ailesi onu görmeye Adana'ya her geldiğinde Nebil Özgentürk'ün ailesi, Can Yücelin ailesini evinde misafir etmiş.

    Onlar geldikçe evinde misafir ederler, bir hafta sonu can yücel'in eşi can Yücel'in sardunya çiçeği istediğini söyler. Nebil Özgentürk'ün ailesi çiçeği temin eder, çiçek görüşmede can Yücel'e eşi Güler tarafından can Yücel'e verilir.

    O hafta dönerler İstanbul'a Güler ve ailesi, ancak gelecek hafta görüşme için tekrar gelirler. Görüşmeden dönerken hepsinin yüzü asık, moralleri bozuk ve Can Yücel için üzülmüş haldedirler. Çünkü başgardiyan , hapiste Çicek mi olur diye sardunya çiçeklerini fırlatıp artmıştır.

    Bir metafor bir duygu yeter şaire, aracı yapmış şiirlerini. Yıllar sonra şiir kitaplarında can Yücel imzalı bir şiir bulunur;

    İkindiyin saat beşte

    Başgardiyan Rıza başta

    Karalar bastı koğuşa

    Ikindiyin saat beşte

    --

    Seyre durduk tantanayı

    Tutuklayıp sardunyayı

    Attılar dipkapalıya

    İkindiyin saat beşte

    --

    Yataklık etmiş zaar

    Suçu tevatür ve esrar

    Elbet bir kızıllığı var

    Ikindiyin saat beşte

    --

    Dirlik düzenlik kurtulur,

    Müdür koltuğa kurulur

    Çiçek demire vurulur

    İkindiyin saat beşte

    --

    Canların gözü yaşta,

    Aklı idamlık yoldaşta,

    Yeşil ölümle dalaşta

    İkindiyin saat beşte

    12 aralık 2022 00:27


    134. İyilik dolu akşamlarım olsun istemiştim.

    Başım bir kristal avizeye çarpmış gibi şıngırdasın

    Şimdi bazı akşamlar kırmızı çiçekli başımı

    İşten yeni dönmüş yorgun yastığımla karıştırıyorum.

    Kendim Ettim Kendim Buldum

    Güzel günlerimiz oldu.

    Ne parantez açmak isterdim ne bir virgül koymak.

    Onlara ne söylemeliyim.

    Bir şey söylemem gerekir mi?

    İnsanlar aradığında gelmezler, aramadığında keşke beni çağırsaydın derler.

    Didem Madak

    28 haziran 2022 04:43

    133. maviye

    maviye çalar gözlerin,

    yangın mavisine

    rüzgarda asi,

    körsem,

    senden gayrısına yoksam,

    bozuksam,

    can benim, düş benim,

    ellere nesi?

    hadi gel,

    ay karanlık...

    itten aç,

    yılandan çıplak,

    vurgun ve bela

    gelip durmuşsam kapına

    var mı ki doymazlığım?

    ille de ille

    sevmelerim,

    sevmelerim gibisi?

    oturmuş yazıcılar

    fermanım yazar

    n'olur gel,

    ay karanlık...

    dört yanım puşt zulası,

    dost yüzlü,

    dost gülücüklü

    cıgaramdan yanar.

    alnım öperler,

    suskun, hayın, çıyansı.

    dört yanım puşt zulası,

    dönerim dönerim çıkmaz.

    en leylim gecede ölesim tutmuş,

    etme gel,

    ay karanlık...

    13 mart 2022 15:37

    132. Biliyorum, kolay değil yaşamak,

    Gönül verip türkü söylemek yar üstüne;

    Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,

    Gündüzleri gün ışığında ısınmak;

    Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,

    Yan gelebilmek Çamlıca tepesine...

    -Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-

    Her şeyi unutabilmek maviler içinde.

    Biliyorum, kolay değil yaşamak;

    Ama işte

    Bir ölünün hala yatağı sıcak,

    Birinin saati işliyor kolunda.

    Yaşamak kolay değil ya kardeşler,

    Ölmek de değil;

    Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.

    ...

    İyi ki doğmuşsun.

    13 nisan 2021 14:39 13 nisan 2021 14:40

    131. Bir ayak sesi duymayayım

    Kapıya koşuyorum

    Gelen sen misin diye

    Bir sarı saç görmeyeyim

    Yüreğim burkuluyor

    Ağlamaklı oluyorum

    Her şey bana seni hatırlatıyor

    Gökyüzüne baksam

    Gözlerinin binlercesini görürüm

    Bir rüzgar değse yüzüme

    Ellerini düşünmeden edemem

    Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer

    Tadı senden gelir

    Yediğim yemişlerin

    İçtiğim içkilerin

    Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı

    Bu emsalsiz hüzün

    Seni beklediğim içindir

    Resmine bakamaz oldum

    Uykulardan korkuyorum artık

    Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan

    Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor

    Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni

    Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

    Ve şu saat geldiğin anda

    Durabilir sevincinden

    Zaman çıldırabilir

    Çünkü benim dünyamda

    Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.

    Bir çocuk doğmayı bekler

    Bir ağır hasta ölmeyi

    Bitkiler yağmur ve güneşi bekler

    Yalnız bir kadın sevilmeyi

    Ve düşün ki bir adam

    İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi

    Seni bekler

    Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

    Sen gelinceye kadar

    Pencerem kapalı duracak

    Rüzgar gelmesin diye

    Artık perdeleri açmayacağım

    Gün ışığı girmesin diye

    Sonra kahrolacağım

    Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta

    Ve günlerce gecelerce haykıracağım

    Nerdesin diye, nerdesin diye

    Bir gün bu kapıdan sen gireceksin

    Biliyorum

    Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek

    Yıllarca sonra

    Öldüğüm gün bile gelsen

    Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup

    Çocuklar gibi sevineceğim

    Kalkıp sarılacağım ellerine

    Uzun uzun ağlayacağım

    ümit yaşar oğuzcan

    13 kasım 2020 18:14 13 kasım 2020 18:16


    130. gelir dalgın bir cambaz.

    geç saatlerin denizinden.

    üfler lambayı.

    uzanır ağladığım yanıma.

    danyal yalvaç için.

    aşağıda bir kör kadın.

    hısım.

    sayıklar bir dilde bilmediğim.

    göğsünde ağır bir kelebek.

    içinde kırık çekmeceler.

    içer içki üzünç teyze tavanarasında.

    işler gergef.

    insancıl okullardan kovgun.

    geçer sokaktan bakışsız bir kedi kara. ,

    çuvalında yeni ölmüş bir çocuk.

    kanatları sığmamış.

    bağırır eskici dede.

    bir korsan gemisi! girmiş körfeze.

    9 kasım 2020 03:02

    129. Sokağa bir diyalog gibi çıkıyorum

    Umrunda değilim gecenin. Gece

    Yarınki gecedir ve tanrıdır

    Tanrının umrunda değilim..

    Kimileyin seviyorum. (Sevmek kuşların

    Bir an boş bıraktıkları ağaçtır)

    Ve yalnızlığın kırmızı yapraklara

    Çalan büyüsünü duyuyorum: Ey cesaret

    Hep dolu tut bardağımı. Sevgi ve umut

    Birdir, yalnızlık ve cesaret bir.

    8 kasım 2020 18:35

    128. Ben

    senden önce ölmek isterim.

    Gidenin arkasından gelen

    gideni bulacak mı zannediyorsun?

    Ben zannetmiyorum bunu.

    İyisi mi, beni yaktırırsın,

    odanda ocağın üstüne korsun

    içinde bir kavanozun.

    Kavanoz camdan olsun,

    şeffaf, beyaz camdan olsun

    ki içinde beni görebilesin...

    Fedakârlığımı anlıyorsun :

    vazgeçtim toprak olmaktan,

    vazgeçtim çiçek olmaktan

    senin yanında kalabilmek için.

    Ve toz oluyorum

    yaşıyorum yanında senin.

    Sonra, sen de ölünce

    kavanozuma gelirsin.

    Ve orda beraber yaşarız

    külümün içinde külün,

    ta ki bir savruk gelin

    yahut vefasız bir torun

    bizi ordan atana kadar...

    Ama biz

    o zamana kadar

    o kadar

    karışacağız

    ki birbirimize,

    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz

    yan yana düşecek.

    Toprağa beraber dalacağız.

    Ve bir gün yabani bir çiçek

    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse

    sapında muhakkak

    iki çiçek açacak:

    biri sen

    biri de ben.

    Ben

    daha ölümü düşünmüyorum.

    Ben daha bir çocuk doğuracağım.

    Hayat taşıyor içimden.

    Kaynıyor kanım.

    Yaşayacağım, ama çok, pek çok,

    ama sen de beraber.

    Ama ölüm de korkutmuyor beni.

    Yalnız pek sevimsiz buluyorum

    bizim cenaze şeklini.

    Ben ölünceye kadar da

    bu düzelir herhalde.

    Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?

    İçimden bir şey :

    belki diyor.

    8 kasım 2020 18:28