2.
öğrenciyken yaptığım bir çok ek iş oldu hepsinden artıları ve eksileri ile kısa kısa bahsetmek isterim;
-butik eğitim kurumunda öğretmenlik&etüd hocalığı : en stresli işimdi, altı ay kadar dayanabildim. haliyle sigorta filan olmaksızın köpek gibi çalıştırıyorlar sizi. hafta sonları 5-6 gibi kalkıp yedi buçuktaki seviye tespit sınavlarında gözetmenlik yapar, ardından yemek bile yiyemeden derslere girer, bazen gelmeyen hocaların yerine de girer, akşam da etüdde birebir ders anlatırdım. genelde sorumlu tutulduğum öğrenci grubu neredeyse benimle aynı yaşta olan bir grup abaza ve dokuzuncu sınıf öğrencileriydi. dokuzuncu sınıflar, inanılmaz tatlıydı, resmen bütün stresimi alıyorlardı fakat mezun grup, eğitmenliğe atadığım tüm kutsiyetleri kafamdan silmeye yetecek kadar mal ve sorunluydu. çalıştığım eğitim kurumundan son bir kaç ayın maaşını alamamam da cabası. bu arada dersanenin müdürünün torununa da bazı akşamlar özel ingilizce dersleri veriyordum (ücretsiz). tam bir sömürü düzeniydi yani.
-kafede garsonluk : çok yorucu fakat keyifli bir işti.bayağı büyük bir cafe&restoran olduğu, işlek bir yerde bulunduğu ve müşteri portföyünün inanılmaz geniş olduğunu söyleyeyim. fiziken tükendiğim için çalışmayı bıraktım, yerime başka bir arkadaşı soktum. çalıştığım kafenin sahibinin 50 yaşının üstünde ve torun torba sahibi olup, gelen geçen tüm üniversite öğrencisi kızlara y*vşaması, içecek filan ısmarlaması dışında bir sorun yoktu. (bonus olarak; dershaneden aldığımdan daha fazla para alıyordum, sigaram, yemeğim, yolum bedavaydı.)
-ajans/ajansa bağlı bilumum işler : neredeyse g*t altına giriyordum, bu ajans işlerine temkinli yaklaşmanı tavsiye ederim. ben sadece stand hostesliğini kabul etmiştim, ücreti b*k gibiydi. sadece öğle yemeği desteği alıyordum. gittiğim hemen hemen her şubede mağaza müdürlerinin y*vşamalarına maruz kaldım (aslında y*vşama teşebbüslerine demeliyim, çünkü ben her seferinde sınırımı çekiyordum, neyle karşılacağımı bildiğim için).
bütün gün bir standda dikilmek ve insanların saçma talep ve kaprislerine karşı hr daim güleryüzlü ve çözümcül görünmek bana göre değildi.
-petshop: çok az para alıyordum ama zaten tanıdık bir abinin yeriydi, çok rahattım, nispeten mutluydum. gelen gidenle, diğer esnafla güzel ilişkiler/arkadaşlıklar kurdum, çevrem bile genişledi diyebilirim. hayvanlar da vardı tabi, biraz kaka bok temizlemek canımı sıkmıyordu.
-serbest çeviri işi: yine oldukça yorucu (terimsel çeviri nedeniyle) ama keyif aldığım bir işti. her bölümden çeviri geldiği için yeni şeyler öğreniyordum bir taraftan. bir süre sonra sürmenaj denilen durumu yaşamaya başladım ve aldığım paraya değmediğini düşündüm. ondan sonra sadece eşe-dosta referansla, hatır gönülle yapmaya başladım.
-dövmecinin yanında çalışmak: güzel bir tecrübeydi. leş bir ortam, ne istediğini bilmeyen ergenler ve stüdyodaki bitmek bilmeyen idrar-bira karışımı koku dışında bir sorun yoktu.
ha, bu arada tamamen keyfe keder, rica üzerine çalıştığım bir yerdi. para almıyordum ama her türlü yemem-içmem sigaram vs onlardandı.
-pazarlamacılık: telefon pazarlamacılığı ve kapı kapı pazarlama yaptım. hayatımda çok net bir biçimde ölmek istediğim günlerdi. yani, bir kaç gün.
bu arada;
konum: türkiye'nin büyük şehirlerinden biri
öğrenim: örgün öğrenim
yıllar: 2018 öncesi