yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (2)
    • medya (1)

    1. başrolünü juliette binoche'nin oynadığı 1993 yapımı Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieślowski imzalı yapım.

    Krzysztof Kieślowski, bu yıllarda üç renk temalı üç film çekiyor. ilki, üç renk: mavi. ikincisi üç renk: beyaz ve sonuncusu da üç renk: kırmızı. bu üç renk fransa bayrağının üç rengini simgeliyor. mavi özgürlüğü temsil ederken beyaz eşitliği, kırmızı da kardeşliği simgeliyor.

    bahsi geçen film de, ilk film. mavi.

    kocasını ve küçük kızını trafik kazasında kaybeden bir kadın portresi görüyoruz filmin en başında. o kurtuluyor kazadan. fakat mutsuz. umutsuz. bir düşünün zaten. kazada kocanız ve kızınız ölüyor, siz yaşıyorsunuz. onun getirdiği yıkım ile empati kurmak bile çok zor. julie intihar etmeye çalışıyor. bu acıdan tamamen kurtulmaya. geri dönmeye. fakat olmuyor. ölmekten korkuyor. ve geriye bir tek yaşamak kalıyor.

    julie, eski ailesine dair ne varsa satıyor. hatta kocasından kalan paraya bile dokunmak istemiyor. kendi parası ile yetinebileceği bir apartman dairesinde yaşamaya başlıyor. fakat bundan önce yaptığı bir şey var. aile dostları olan oliver ile sevişiyor. bunu neden yaptığı ile ilgili bir fikrimiz yok. fakat ben bunu özgürleşmenin ilk adımlarından biri olarak görüyorum. tabusunu kırıyor çünkü. o apartman dairesine taşınırken de oliver'ı dahi siliyor.

    bağlanmanın bir tuzak olduğunu söylüyor julie. bizi tutsak eden bir tuzak. fakat geçmiş insanı bırakmıyor. annesine gidiyor konuşmak için. fakat her şey değişmiş. diyalogları değişmiş. annesine gitmesini çoğu eleştirmen "anne karnına dönmek" olarak algılıyor. her şeyin başına. mutluluğun, mutsuzluğun... tuzakların... her şeyin başına.

    apartman dairesinde de bağlanmak zorunda kalıyor julie. bir komşusuna. komşusu onu bırakmıyor ve onun arkadaşlığını istiyor.

    aslında filmin birçok yorumu var. uzun uzun açmak da mümkün. yazmadığım birçok şey var spoilera girmesin diye. fakat görüyoruz ki, bu tuzaklardan kaçamıyoruz. bir şeylere bağlı oluyoruz sürekli. tutsağız. aslında hiçbirimiz özgür değiliz. olamıyoruz.

    julie de sonunda kendini tutsaklığa bırakıyor. bağlılığa. fakat bu bağlılık da bir nevi kurtuluş. bir nevi özgürlük.

    usta yönetmenin çok etkilendiğim bu filmini herkesin izlemesini tavsiye ederim. müzikleri halen aklımdan çıkabilmiş değil. Zbigniew Preisner gerçekten dahi bir sanatçı, müzisyen.

    zamana meydan okuyan, okuyacak olan filmlerden. üç renk: mavi. özgürlük.

    ilgili medya:
    1
    27 mayıs 2018 23:28 27 mayıs 2018 23:36

    2. karantina boyunca her gün bir film izlemeye çalışıyordum, 1 mayıs gecesi de bu filmi izledim. 12 gündür başka bir film izlemedim, izlemek istemedim. hayatımın bu döneminde izlediğim için mi bu kadar etkilendim bilmiyorum ama beni çok etkiledi. son yarım saat hariç filmin bana verdiği his hatırlamanın ağırlığıydı. hastanede hemşireye yakalandığı sahne, havuz sahneleri beni çok yoğun bir hüzne boğdu. gündelik hayata devam etmeye çalışırken anımsamak istemediğin şeylerin hiç beklemediğin anda o müzik ile beynine dolması bana biraz kendimi hatırlattı. filmin son yarım saati beni filmin geri kalanı kadar hüzünlendirmediği için belki de onun kadar etkilemedi. ama julie özgürleşti ve o yüksek ve güzel müzik ile bütünleşti.

    13 mayıs 2020 15:04