14.
yanlıştır. şimdiye kadar kiminle bu tartışmaya girsem "öff ne (gbkz: halt) yersen ye" seviyesine geldiğim için uzatmadan neden yanlış olduğunu açıklamaya çalışacağım.
bu konuda kaynağım (gbkz: tahıl beyin), (gbkz: ayşegül çoruhlu), (gbkz: canan karatay), (gbkz: ümit aktaş). Tahıl beyini yazan adam nöroloji uzman doktor, canan karatay kardiyolog, ayşegül çoruhlu ne uzman doktoruydu unuttum ama üstüne moleküler biyoloji masterı okuyup hücresel metabolizmaya odaklanmış, hücrenin mitokondrisine nasıl enerji sokarız diye kafa yoran birisi, ümit aktaş ise fitoterapi alanında uzman doktor.
hepsi de kendi alanında karşılaştıkları hastalıklarda şeker metabolizmasını suçlu olarak gösteriyor. örneğin (gbkz: tahıl beyin)'de demans (bunama), parkinson, alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklar ve şeker metabolizması üzerine çok ilginç çalışmalar anlatılıyor. aynı şekilde canan karatay damarı tıkayan şeyin yağ değil karblar, yani (gbkz: glisemik endeks)'i yüksek gıdalar olduğunu söylüyor, bunları bilimsel çalışmalara ve klinik deneyimlerinde elde ettiği sonuçlara dayandırıyor.
şeker metabolizması kabaca şöyle bir şey. hücrenin kullandığı enerji birimi glikoz. yediğimiz şeylerin glikoza (gbkz: nasıl) çevrildiği işi çok önemli, çünkü bizim bir endokrin sistemimiz var. o yüzden 1 kilo toz şeker yutunca bunun hücreye gireceğinin garantisi yok, hormonlar dur bakalım diyor. burda önemli kriter o besinin (gbkz: glisemik endeks)'i. glisemik endeks, 100 üzerinden puanlanıyor ve sofra şekerinin puanı tüm dünyada her alanda bir standart olarak 100 kabul ediliyor. glisemik endeks aslında alınan besinin kan şekerini yükseltme hızının bir ölçüsü. örneğin, 3 gr saf şeker içeren sofra şekeri yediğinizde şekeriniz aniden yükseliyor, o 3 gr'ı kanınıza (atıyorum) yarım saatte sokuyorsunuz. ama 3 gr saf şeker içeren patates'i yediğinizde, o 3 gr 45 dk'da kanınıza karışarak kan şekerinizi yükseltiyor. glisemik endeks o yüzden içindeki şekerin (gbkz: miktarına) göre değil, (gbkz: kan şekerini yükseltme hızına) göre belirleniyor.
bu kan şekerinin yükselmesi ve onu tetikleyen hormonlar, 2.cil yoldan hormonlarla tetiklenen başka hormonlar ve etkileri üzerine yukarıda bahsettiğim yazarların ve daha da fazlasının tonla çalışması var. sadece ilk aşamasının bir parçasından bahsedecek olursak; kan şekeri hızlıca yükseldiğinde vücut insülin salgalayarak kandaki fazla şekeri dokulara atmaya başlıyor. dolayısıyla, sizin enerjiye ihtiyacınız varken, örneğin beyninize daha az enerji taşınıyor. burada şeker sonrası gelen rehavet, yorgunluk ve uyku hali başlıyor. beyin dışında ise enerji gereken yerlere yeterince glikoz taşınmadığı, onun yerine insülin yüzünden depoya atıldığı için metabolizma hızınız düşüyor. kilo alıyorsunuz. ne yeseniz yarıyor çünkü yediğiniz şeyler vücut için çöp. genel enerjiniz düşüyor.
not: uzun yıllar boyunca kan şekerinizi böyle yüksek tuttuğunuzda, vücut sürekli salgılanan insüline alışarak insüline karşı bir direnç sergiliyor. tip 2 diyabet denen (gbkz: insülin direnci) bu şekilde ortaya çıkıyor. tabii ki kilo vermeyi engelleyen fizyolojik sorunların başında (gbkz: insülin direnci) geliyor.
kalori saydığınızda, yani harcadığınızdan daha az enerji almaya başladığınızda vücudu biraz hayatta kalma moduna sokuyorsunuz. o insülin hep var. onu depoya atmaya devam ediyor, ama sürekli ekside olduğu için mevcut depoları boşaltma yoluna gidiyor. tabii ki mevcut depoları boşaltma mekanizmasıyla kandaki şekeri kullanma mekanizması, 1.nin aleyhine bir şekilde farklı işliyor. örneğin, 1000 kalori yüksek glisemik endeksli beslendiğiniz zaman 1 ayda 5 kilo verirken, 1000 kalori düşük glisemik endeksli beslendiğinizde 1 ayda 7 kilo verip her yerden inceliyorsunuz. bonus olarak, yukarıdaki yazarların uyardığı hastalıklara yakalanma riskiniz azalıyor. damak zevkiniz değişiyor, enerjiniz yükseliyor. dolayısıyla sürdürülebilir bir değişime ilk adımı atmış oluyorsunuz.
hala 40 kalorilik çikolatayla 40 kalorilik fındığın aynı olduğunu, vücutta aynı şekilde muamele gördüğünü düşünüyorsanız, sori ama baya cahilsiniz. yıl 2018. geçen yıl ortaya çıkan bir bilimsel modelin insanlık tarihinin en kısa süresinde çürütüldüğü ve demode olduğu bir dönemde yaşıyoruz. 30 yıldır kalori sayan insanları dinlemeyin. yıllardır aynı şeyleri söyleyen kimseyi dinlemeyin. öptüm gıdınızdan.
edit: bazı yazım hataları giderildi, not eklendi.
10 mart 2018 17:57
10 mart 2018 21:50