yeni
popüler
    güncel
    popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    konu dışı
    # medya # dizi
    • linki kopyala
    • girdiler (11131)
    • medya (647)

    83. bende yeri bir başka olan dizidir. bu diziye seneler önce friends, seinfeld gibi 90'lar dizilerini bitirdikten sonra, boşta kalmış hissedip öylesine başlamıştım. o sıralar deli gibi aşık olduğum ilk sevgilimle aramız çok kötüydü, tüm gün içim içimi yerken sex and the city izleyerek oyalanırdım. yağmurlu bir kış gününde akşam üstü yatakta uzanarak, carrie'nin aşk acısı çektiği bölümlerden birini izlerken; terk edilmiştim. diziyi durdurup telefonumda o yazıyı görünce, öyle bir ağırlık çökmüştü ki göğsüme hala hatırlıyorum o hissi. evdekiler sormasın diye kendimi sokağa atıp yürürken hüngür hüngür ağlamıştım. şok etkisi yaratan ilk terk edilişimden sonra, bu dizideki aşk, ilişki mutsuzluklarını kendim yaşarmışcasına ağlayarak izlerdim. tüm karakterlerle empati yapıp, mutlu olduklarında mutlu olurdum. en kötü dönemimi yaşarken, tek bir arkadaşım bile yokken; o dört kadın karakteri arkadaşlarım gibi görürdüm. düşündükçe buruk bir mutluluk hissettiriyor bana sex and the city...

    bugün 04:01

    25. Tanım: netflix yapımı çizgi dizi.

    İzlediğim en iyi dizilerden biri kesinlikle. Geçen sene başlayıp birkaç bölüm sonra bırakmıştım. İlk bölümleri pek sarmıyor gerçekten de. Karantina günlerinde tekrar şans verip başından kalkamadığım bir dizi oldu. O kadar çok sevdim ki Bi altı sezon daha olsa izlerdim.

    En sevdiğim iki karakter var. Princess carolyn ve mr. Peanutbutter.

    ----spoiler----

    Mr. Peanutbutter: ben bu dizi sayesinde hayatımın aşkının bir labrador olduğunu öğrendim. Mr. Peanutbutter gerçek olmanı ve beni sevmeni o kadar çok isterdim ki... (gizlinot: Telefon zil sesine bayılıyorum bu arada swh) ne katrina ne jessica biel ne de diane hak etti seni. Hele o ergen sevgilini söylemiyorum bile ondan ayrılmana gerçekten çok sevindim.

    Todd chavez: seni sevmemin tek nedeni seslendirenin aaron Paul olması. Bojack'le arana mesafe koyman yaptığın en doğru hareketlerden biriydi.

    Princess carolyn: aahh benim hisli kedim. 25 seneni Bojack gibi biriyle harcamış olman tam benlik bir hareket. Zaten kendimi en çok sende buldum. Sarah Lynn olayı açığa çıktığında Bojack'in arkasını toplarken de dediğin gibi "böyle bir sevgiyi sadece genç ve aptal olduğunda hissedersin." sonunda bir aile kurmana o kadar sevindim ki. Yalnız ben kirpi değil kedi evlat edinsen sanki daha mutlu olurdum gibi (gizlinot: Swh)

    Diane nguyen: en nefret ettiğim karakter bu kadın olabilir. Sürekli bir histerik haller, tripler, bunalımlar. Hiçbir derdi de yok sırf şımarıklığından varoluş sancısı çekiyordu. Mr. Peanutbutter en büyük hayalini gerçekleştirip sana bir kütüphane hediye ediyor sen kavga edip ayrılıyorsun. Hiç mi mutlu olmaz Bi insan? Bari teşekkür etseydin. Ha bir de sinirlenince herkesin sırlarını ortaya dökmen de diğer bir iğrenç özelliğindi.

    Ve Bojack horseman: seni sevip sevmediğimi gerçekten bilmiyorum. Princess carolyn'i üzdüğün için sevmiyorum ama üzüldüğüm bir karakterdin. Sonunda herkesi kaybettin. Kimse bu kadarını hak etmezdi belki de. Bence de korkunç bir ailen vardı ama her hatanda bunun arkasına saklanamazsın.

    Bu arada Sarah Lynn'in britney Spears olduğunu düşünen bir tek ben miyim? Sonun benzemesin britney bitch!

    ----spoiler----

    ilgili medya:
    1
    dün 23:58

    82. *spoiler*

    jeneriğini telefonumun zil sesi yapacak kadar sevdiğim bitmesin diye gıdım gıdım izlediğim ancak karantinada can sıkıntısına yenik düşüp bitirdiğim ikonik dizi. bir de üşenmeden dizi hakkında bilinmeyen gerçekler tarzında bir kaç köşe yazısı okudum. kesinlikle şimdiye kadar izlediğim en sürükleyici ve en eğlenceli diziydi. bence bizi diziye en çok bağlayan şey karakterlerin arasındaki gerçek arkadaşlık bağı. kendime en yakın bulduğum karakter hep Miranda oldu ve bir noktadan sonra miranda ve carrienin konuşmalarına dikkat ettikçe kendi hayatımda arkadaşlarımı ne kolay yargıladığımı ve aynı şekilde onların yanlışlarıma karşı ne kadar sert olduklarını üzülerek fark ettim. bir şekilde olaylara bakış açımı değiştirdi ve diziyi bitirdikten sonra farklı biriydim artık. ara ara izlemeye devam edeceğime eminim. ve söylemeden geçemeyeceğim aidan>mr. big... bu arada dizide aidenın çocuğu olarak gördüğümüz ufaklık sarah jessica parkerın oğluymuş haha

    *spoiler*

    dün 22:25


    4. hakkında güvendiğim birkaç kişiden güzel yorumlar okuduktan sonra seveceğimi tahmin ederek başladığım hulu ortak yapımı dizi.

    Dingin, gerçek, kusurlu, çıplak. Galiba birkaç sıfatla tanımlamam gerekirse öncelikle bunlar olurdu. Bir oturuşta bitti. dünyasına hızlıca aldı, hiç yadırgatmadı.

    marianne ve connell isimli iki karakter üzerinde ilerleyen bir hikaye. Öyle hikayenin akmasına yardımcı yan karakterler, yan hikayeler yok. Baştan sonra bu iki karakterin büyümesini, düşmesini, kalkmasını izliyoruz. karakterlere kızıyorsunuz izlerken, bazı hareketlerine anlam veremiyorsunuz. Çünkü adı üzerinde, "normal" ler. Kusursuz iyi veya kötü değiller. Bizim gibi ilişkide bazen batırıyorlar, pişman oluyorlar, kendilerine kızıyorlar. Hareketleri ve sözleri büyük büyük değil, aynı gerçek hayatta olduğu gibi.

    Kendilerini bulma, kendilerini sevme, hayatın nereye gideceğini bilememe, ait hissetmeme anlarını kendimle çok bağdaştırdığım için bir tür terapi gibi geldi bana.

    Dalgalı, entrikalı, büyük büyük şeyler yaşanan bir hikaye isteyenler muhtemelen beğenmeyecektir. Hiç durmadan netflix yapımları izlediğim bu dönemde bana çok iyi geldi ve o yapımları anlamsızlaştırdı gözümde.

    İyi ki izlemişim, marianne ve connell'ın hayatlarının bir kısmına şahit olmuşum. güzel bir deneyimdi en kısa özetle.

    dün 17:02

    9. Bir çırpıda izlenebilen , akıcı ve sürükleyici 6 bölümlük netflix dizisi. Dizi kurgu anlamında lost dizisine benziyor.lost ile benzer şekilde yine bir yerde kısılı kalan her milletten insanları , birbirleri ile mücadelelerini , uçağa binmeden önceki durum ve hayatlarını flashbacklerle gösteriyor .Havacılıkla ilgili tutarsızlıklar var ama görmezden gelinebilir . Müziklere ve ayaz karakterine de bayıldım.

    dün 08:03

    4. nanette adlı gösterisiyle klasik stund-up anlayışının dışına çıkmış sanatçı. Ilk bir kac dakikasinda itici geldiysede, özellikle gösterisinin ikinci kısmındaki kimliğini sahiplenme, erkek egemen dünyaya dair yaptigi esprilerle, nitelikli bir dram örneği sergilemekte. Bir yandan dövüyor, bir yandan güldüyor ama kesinlikle insanda bir aydınlatma yaşatıyor.

    Ayrica, netflixte yayınlanan konusu cinsel kimlik üzerine olan 'please like me' nin de bir kaç bolümünde yer almaktadir.

    dün 04:35

    3. çok güzel, çok zeki kadın. şuan netflix türkiye'de iki stand-up komedisi olan nanette ve douglas bulunuyor, nanette daha çok kuir bir kadın olarak kendi deneyimini anlatmak üzere. dendiği gibi odak noktasını travmalardan alıyor, hatta nanette'nin de fikrini, travmalarımı sadece gülünecek bir şey olarak anlatmam yanlıştı, çünkü onlar benim hikayem ve onları daha doğru/ciddi anlatmayalım gibi bir şeyden yola çıkarak alıyor, yarı storytelling'lik yarı komedi yapıyor. bence şovlarının farklı yanı da bu, sürekli kahkaha odaklı olmaktansa üzüntüyü anlatıp sonra onu şakaya vurmak daha yakın, daha sohbet havasında geliyor bana. stand-upları genelde 1 saat civarında ve asla sıkmıyor, şiddetle tavsiye edilir.

    29 mayıs 21:36


    8. Son günlerde yine aklıma düşen muhteşem dizi. Çağan ırmak tam bir başyapıta imza atmış. Çok naif, bir o kadar da hayatın içinden. Bazı sahnelerde ağlamaktan içim çıksa da her yıl mutlaka bir kere izlerim. Herkese de tavsiye ederim mutlaka bir şans verin, pişman olmayacaksınız. Son olarak Mecburi sebeplerden sevdiklerimizden ayrı kaldığımız bu zor günlerde yurdanurdan gelsin; 

    “İnsan dediğin sevdiğini yanında istiyor işte. Sevdiği herkesi. Tüm mesele bu..”

    29 mayıs 20:45

    18. YouTube kanalı varmış girip baktım, Duygu Özaslan'la aynı drama queen'lik gerçekten... Konuşma tarzları, olayları edebi bir şekilde anlatma çabaları, aynı ağza oturmayan ingilizce aksan...

    29 mayıs 18:58

    4. 8 bölümlük mini dizi. 2 günde bitirdim ve herkese tavsiye ediyorum. 

     -spoiler-

    cinsiyetçi olduğumu düşünmeyin ama meslek gruplarında kadının varlığının ne kadar önemli olduğunu tokat gibi çarpan bir dizi. tecavüzün etkisinin ne kadar yıkıcı olduğunu yine en iyi kadın dedektifler anlıyor. Erkek dedektiflerin mağdurla konuşma tarzı bile başlı başına yeni bir mağduriyet doğururken iş hayatlarında hepsi birer demir lady olan kadın dedektiflerin şefkatli bakışlarını görmek ekran karşısındaki beni bile yatıştırdı. zaman zaman sevgili marie'ye kızsam da yine de hiç sevilmemişliğini, yalnızlığını ve çaresizlik hissini çok iyi anladım. Ona köpek maması yediren ruh hastası annesi, istismarcı ve güvensiz koruyucu aileleri, aşağılık seri tecavüzcü, dosyanın bir an önce kapanması için marie'nin yalan söylediğini kabul etmeyi tercih eden dedektifler, zorba arkadaşları, iş yerindeki akbabalar ve dahası kırk yerden kırdılar bir gencin kanatlarını.  Dizinin finalinde bile içim soğumadı. Bizde tecavüze uğrayan kadınların ne giydiği tartışılırken bir kez daha gördük ne giyim ne ırk ne  de yaş hiçbiri bir gerekçe olamaz. sapıklık sapıklıktır.

    -spoiler-

    ilgili medya:
    1
    29 mayıs 18:53 29 mayıs 19:11