1.
Maalesef bu durumu doğduğumdan beri yaşıyorum. Küçükken de sürekli anne ve baba kişilerini üzerime doğru kışkırttırdı yahut bu kişiler beni döverken beni kurtarmak yerine zevkle izlerdi baya bayaa ben dayak yedikce keyiflenirdi. Tabi ben bu durumu liseye kadar filan anlamlandıramadım. Sonra lisede bir arkadaşım ablasının kendisini kıskandığını anlatmaya başladı tabii o anlattıkça ben aydınlandım ne diyeceğimi bilemedim çünkü anlattığı şeyler birebir benim yaşadıklarımdı. O sayede bir şeyleri farkettim, anlamlandırabildim. Ve maalesef biz bu kişiyle aynı evde yaşıyoruz. Anne baba desteği de çabası. Ben iletişimimi en az seviyede tutmaya çalışırken o hiç bir şey yapmasa anne ve baba olacak kişileri üzerime kışkırtıyor.
2.
Benim de kız kardeşim var değil dışardakiler annem babam bir laf söylese ilk beni geçmeleri lazım.
Etraf kötü başına bir şey geldiğinde paylaşacağı, güvenebileceği birileri olsun diye hiç yargılamadan yol gösteririm. Aynı şekilde o da bana.
Ablanız fark etmeden gelecekte koşulsuz güveneceği belki de tek kişinin kalbini kırıyor. Biraz zaman geçince, birbirinizden ayrılınca anlar değerinizi de iş işten geçer.
3.
Anonim 3 aksine ben doğduğumdan andan beri istenilmeyen, sevilmeyen çocuktum. Ki anne ve baba kişileri bunu hâl ve hareketleriyle belli ederlerdi.
Sizin söyleminize göre onun beni değil benim onu kıskanmam gerekirdi.
4.
Açıkçası olayı tek taraflı duyduğumuz için kısmen a3e katılıyorum çünkü kardeşime gösterilen tolerans bana gösterilmedi, ne yapsa desteklendi, suçlu bile olsa alttan alındı fakat kendisi bunların hiçbirini görmeyip annem ve babam ablamı seviyor beni hiç sevmiyorlar, hep kötü davranıyorlar vb şeyler söyler. Oysa durumun kurduğu cümlelerle alakası bile yok. Ha yine de kardeşimi seviyorum rahatsız olduğum tek konu ona gösterilen toleransın bana gösterilmemesi ki bunun da sorumlusu anne ve babamdır, kardeşim değil
5.
Anne babamın hataları ve ayrımcı tavırları yüzünden kız kardeşimi hiçbir zaman kıskanmam. Bu inanılmaz saçma geliyor. Bence kişinin içindeki fesatlıkla ilgili bir şey bu. Her zaman abla olarak kız kardeşlerimin yolunu açmak için çabaladım, özgür olsunlar diye savaştım. Hala da böyleyimdir. Ben zamanında tiyatroya gidemedim mi, kız kardeşim gitsin. O benden daha iyi yaşasın, daha çok sevilsin, hak ettiği değeri görsün. Bunları bakın ne kadar iyi bir ablayım diye söylemiyorum, gidin bir de kardeşimden dinleyin ablalığımı; berbat olduğumu, onu hiç dinlemediğimi, yardımcı olmadığımı söyleyecektir. Nankörlük ediyor ama hiç umrumda değil. Ben bunları onu sevdiğim için yapıyorum, bana minnet duysun diye değil. Anne ve babam çocuklarını eşit sevemeyecek kadar hastalıklı bir kalbe sahipse kardeşimin suçu ne? O mu istedi böyle olmasını? Varsın durumun farkında olup inkar etsin, ne fark eder? O iyi olsun da ben başımın çaresine bakarım. Esas tam tersi durum olsaydı içim el vermezdi benim. Ablalık böyle bir şeydir.
Böyle bir ablaya sahip olduğun için çok üzgünüm soru sahibi, öte yandan artık bir şeylerin farkında olmana çok sevindim. Senin iyiliğini istemiyorsa, zarar vermeyi deniyorsa uzak duracaksın. Yapacak bir şey yok. Kan bağları her zaman ailemizi belirlemiyor. Bazen kan bağı olmayan insanlara aileden daha yakın hissedebiliriz ve bunun mahsuru yoktur. Eminim hayat sana güzel ablalar ve güzel kardeşler sunacaktır.
Altını çiziyorum; fesat insandan ne kadar uzak durursanız o kadar iyi olur.