1. Kesinlikle yanlış olduğunu düşünüyorum bu durumun. Hep derler ya "annemle babamla arkadaş gibiyim" diye, e onlar arkadaşınsa annen baban kim senin? Ya da ben onların arkadaşıysam onların çocuğu kim? Her ilişkinin bir formu vardır ve mümkün mertebe o form korunmalıdır diye düşünüyorum. Ben de maalesef bu duruma maruz kaldım ve kafamdan atamıyorum. Elbette anne baba çocuk arasında bir paylaşım olur ama ne ben anneme babama ne de onlar bana arkadaş gibi her şeyi konuşamayız, konuşmamalıyız.
- süslü
- moda alışveriş
- kuaför & güzellik merkezi
- sağlık
- spor
- gönül işleri
- aile arkadaş ilişkileri
- cinsellik
- eğitim & kariyer
- seyahat
- pet
- sanat
- bürokrasi
- diğer
- linki kopyala
- şikayet et
duygusal ensest hakkında ne düşünüyorsunuz?
içinde ensest geçiyor diye tedirgin olmayın. biraz evvel ekşide gördüm ve burada da tartışalım istedim. bir ebeveynin evladına yaşıtı, sırdaşı, arkadaşı ve hatta belki de terapisti gibi davranması demekmiş bu olay. düşününce böyle bir ortamda büyüdüğümü apaçık gördüm. annem sürekli bana derdini anlatır, anlatmaması gereken şeyleri söyler, hep destek beklerdi. böyle büyüdüm ve bunun normal hatta sağlıklı olduğunu düşünürdüm. sonuçta annem bana derdini açmış, beni olgun görmüş almış karşısına konuşuyor derdim. ama büyüdükçe çıkan psikolojik sorunlarımın buna bağlı olduğunu görmek şok etti beni. terapistim "sen onun annesi değilsin, onun sana bakması gerekiyordu" gibi yorumları da beni annemden soğuttu. annemle babam boşandığı zaman (ki çok önceden ilişkileri bitmesine rağmen boşanma süreçleri yeni gerçekleşti) sanki ben boşanmışım gibi hissettim ve hala üstümden atamadım o negatif durumu. annemin duygusal bir talepkarlığı var. hep kendine bakılsın, derdi dinlensin ister. ama benim bir sıkıntım olursa bana sırtını döner, hiç tahammülü olmaz benim can sıkıntıma. hatta kızar, bırak dert dinlemeyi veya yardım etmeyi, resmen kızar. ve bu tür bir durum ile karşı karşıya kalan insanların yaşadığı olumsuzluklar normal bir sevgi bağı kuramamaktan tutun da obsesif kompülsif bozukluktan, madde bağımlılığına kadar gidiyor. böyle bir şey yaşayan var mı aranızda? benim majör depresyonun, anksiyete bozukluğunun, insomniamın, insanlara karşı duygusuz kalmamın sebebinin bu olduğunu bilmek canımı daha da sıktı son zamanlarda.
- cevaplar
- linki kopyala
- şikayet et
2. ensest kelimesinin geçmesi sanırım bu durumun duygusal bir istismar olmasından kaynaklı. düşünürken fark ettim ki durumlarımız çok benzer. benim de annemin benden yana bir talepkarlığı var ve geçenlerde burada onunla ilgili, onun benden beklentisini ve benim ona veremediğimin acısını benden çıkarttığını yazmıştım. gerçekten çok kötü bir durum. En başından böyle bir ortamda büyümüşüm ve bunun normal olmadığını şu an öğrenmeme rağmen durumu kabullenemiyorum.
| cinsiyet: | kadın |
| cilt alt tonu: | cool |
| alerjik cilt: | evet |
| saç rengi: | siyah |
| saç kalınlığı: | kalın telli |
| kepekli saç: | hayır |
| ten rengi: | beyaz tenli |
| cilt tipi: | karma |
| göz rengi: | koyu kahverengi |
| saç şekli: | düz |
| saç tipi: | normal |
- linki kopyala
- şikayet et
3. Şu an okuyunca ben de bi aydınlanma yaşadım. Annem anlatacak kimsesi olmadığı için sürekli bana dert yanar taaa 6 7 yaşlarından beri. İlk başta büyüdüm ben de vs demiştim ama şimdi düşününce sürekli bana anlattığı şeyler normal kaldırabileceğim şeyler değildi. Şu an onun gibi olduğumu anladım.
- linki kopyala
- şikayet et
4. Benim de yaşadığım bir duygu. ben daha olumsuzluklarını yeni görüyorum. Annem karşıdaki bir insana ne hissetiyse bende o insana karşı aynı duyguları hissetmişim. Annem babamla 8 ay boyunca küstüler şu an fark ediyorum ki bende babama fark etmeden küsmüşüm, kırılmışım. İnsanları fazla umursamama rağmen annemin bana karşı davranışları,hataları,kırıcı sözleri hayatımı etkileyecek derecede etkiliyor. Kısacası insan ailesini/annesine ne kadar sevse ne kadar da yanında olsa da roller karıştırılmamalı. Ebeveynler fark etmesede çocukların duygu dünyalarını aşırı derecede etkiliyorlar.
| cinsiyet: | kadın |
| ten rengi: | beyaz tenli |
| alerjik cilt: | evet |
| saç şekli: | kıvırcık |
| saç tipi: | kuru |
| yaş: | 26 |
| cilt tipi: | karma |
| göz rengi: | koyu kahverengi |
| saç kalınlığı: | ince telli |
| kepekli saç: | hayır |
- linki kopyala
- şikayet et
5. Evet ailede roller ve sınırlar önemlidir. Özellikle kız çocukları babalarını eş gibi gördüklerinde ciddi kişilik yapılanmaları olabiliyor bunlardan en spesifik örneği histrionic kişilik bozukluğudur. Baba sınır koymadığı sürece kişi babayı kıskanır, eşi gibi hisseder, hatta bazen flört eder kafasında. Babası bu anlamda yaklaşmasa dahi. Elbette sizin için demiyorum ama ebeveynler rolleri iyi çizmeli ve o evde kim anne kim çocuk belli olmalıdır. Sınırlar hayatımızın her noktasında koruyucudur ve olması gerekir, anne babamız hatta eşimiz olsalar bile.
viraha
- linki kopyala
- şikayet et
6. Çok ilginç. Bunu ilk kez duyuyorum ama çok uzun zamandır yaşadığım bir şey. Yani bunu söylemekten biraz çekiniyorum anonim yazacak olmama rağmen ancak ben annem ve babamın cinsel yaşantısına kadar her detayı biliyorum. Babam geçen sene kalp krizi geçirdi, kalp krizinden sonra bir süre erekte olamadığını biliyorum. Annemle nasıl bir ilişkim olduğu burdan belli olur sanırım. Gerçekten en yakın arkadaşı gibi görür beni, her şeyini anlatır. Ben de hep kol kanat gererim ona, hesabını bilmez çoğu zaman, bir mağazaya girer onu alalım bunu alalım her şeyi toplar. Ben bıraktırırım. Birkaç kez etrafımızdaki mağaza görevlileri gülüp, normalde tam tersini görüyoruz falan demişlerdi. Beraber alkol alırız, beraber sigara içeriz. Ne bileyim her şeyi beraber yaparız. Arkadaşlarıyla buluşcağı zaman beni de götürmek ister, benim buluşmalarıma gelmek ister. Sakın evlenme! Bu lafı çok duydum annemden. En büyük korkularından birisi benim evlenip gitmem. Sık sık da açar bunu bana. Evlilik annem için bir kadının yapabileceği en kötü şey, kendisi kötü bir evlilik yaptı. Ama ben evlilikten o kadar soğumuşum ki yıllar içerisinde, şimdi en yakın arkadaşlarımdan birisinin nişanı var ve ona üzüldüğümü farkettim kötü bir deneyim yaşayacağı için. Ama ben bunu nerden bilebilirim? Babaannem, babam vs annemin sevmediği ama bana bir şey yapmamış olan insanlar. Nefret ediyorum ikisinden de. Gözümün önünde ölseler kılımı kıpırdatmam o derece, ama bu nefret nerden geliyor? Bilmiyorum. Bu soru gece gece kendimi sorgulamama sebep oldu süslü :) iyi ki paylaşmışsın.
- linki kopyala
- şikayet et
7. Boyle bir farkindalik yarattiginiz icin tesekkur ederim soru sahibi. Yillardir benim de icimde bulundugum durum bu, esasinda 25 yasindan sonra bunun beni ne kadar yiprattiginin farkindaydim ancak boyle bir adlandirma yapildigini bilmiyordum, belki bundan sonra cozum odakli bir surece girerim. Yalniz benim yasadiklarimin diger yazarlardan farki (ya da yazilanlardan) annem annelik sorumlulugunu da yerine fazlasiyla getirir (hatta babamin yapmadigi ebeveynligi de o yapmaya calisti hep, ki bu da hic saglikli degil). Yani benim dertlerime duyarsiz degil ya da evlenmemi istemiyor degil ama kendimi bildim bileli babamla olan berbat iliskilerinin tum detaylarini bilirim, zaten bu sebepten evlilige de cok soguk bakiyorum.
- linki kopyala
- şikayet et
8. süslüm eger annen de senin sıkıntılarını dertlerini dinliyor falan olsaymış terapistin saçmalamış derdim. sonuçta evlat yeri gelir ebeveyn de olur, bunda bir sakınca yok. ama evlat sürekli olarak ebeveyn konumuna düşüyorsa sıkıntı tabii. bir insanın annesiyle derdini paylaşamaması üzücü, en saçma derdimi bile annem usanmadan dinler mesela, bir şeylere katlanabiliyorsam annem sayesinde. sizin adınıza oldukça üzüldüm ama sıkmayın canınızı, annenizle degil de başkasıyla paylaşırsınız. ileride evlenirsiniz eşinizle paylaşırsınız. kendi ailenizi kurdugunuzda zaten sevinçlerinizi de üzüntülerinizi de onlarla paylaşırsınız. dilerim mutlu bir evlilik yaşarsınız, pozitif kalın :*
he bi de duygusal ensest ismini de ilk defa duyuyorum, aslında enseste bir sıkıntı yok sonuçta soy,ata anlamına geliyor.
- linki kopyala
- şikayet et
9. 8 yaşından beri bu durumdayım, maalesef annemin beni dert ortağı görüp her şeyi anlatması yüzünden çok erken olgunlaştım. Yaşıtlarıma uzun bir süre uyum sağlayamadım, bu yüzden de liseye kadar hep dışlandım okulda. Daha sekiz yaşındayken bile bunları bana Anlatmaması gerektiğini, kaldıramadığımı defalarca söyledim. anlatır da anlatır, her gün en baştan, babam ve ailesiyle yaşadığı tüm problemlerini ve üniversitedeki sevgilisini... biliyorum bunları anne deyince saygısız oluyorum, küsüyor.
Ben evden ayrıldım artık, haftada 1-2 kez kısa konuşma şeklinde ilişkimiz ama kardeşim evde ve kardeşimin bana ve babama olan düşmanca davranışlarından annemin dozu daha da arttırdığını görüyorum. Elimden bir şey gelmiyor, umarım kardeşim de hayata annemin gözlerinden bakmaması gerektiğini farkedebilir.
- linki kopyala
- şikayet et
10. ben özellikle babam evden gittiği zaman durumu daha sorgular oldum. aydınlanma o zaman geldi yani.
babam her şeyin suçlusuydu, babam dünyanın en kötü insanıydı falan ya. adam gitti, ama hiçbir sıkıntımız gitmedi. doyumsuz, mutsuz bir kadın, hiçbir şekilde keyfi yerine gelmiyor. kazanılan hiçbir para ona yetmiyor. harcanan hiçbir vakit ona yeterli gelmiyor. hep bana hep bana. dipsiz bir kuyu gibi. baktım, babama nasıl davranıyorsa artık bana da öyle davranıyor.
hatta terapi öncesinde hep söylenirdim "yeni mehmet (babam) ben oldum bu evde" diye.
bir de galiba bu durumu yaşayan tüm süslülerde de var o: başarılı olmak şart, pharmaton reklamı mübarek. benim hiçbir zaman başarısız olma lüksüm olmadı. düşünün başarısız olma bir lükstü, hala öyle. ters bir hareket yapamazsın, kötü bir şey olamaz. niye? annen seni istemez sonra.
ama buna rağmen benim yaptığım hiçbir şey takdir de görmedi. getirdiğim plaketler, akademik başarılar, parasal kazanç falan hiç bir zaman hayra geçmedi.
hiçbir başarım başarıdan sayılmadı, hiçbir derdim de dert sayılmadı. ben aslında yoktum.
bu tür sağlıksız aile ilişkilerinde evlat hep kendini suçlu hissedermiş. terapistimin sürekli söylediği şey "sen niye kendini suçluyorsun, bu senin suçun mu?" idi. hayatımın yarısı suçluluk duyarak geçti. küçükken arkadaşlarla gezerken aklım hep evdeydi, üzülürdüm anneme yalnız diye. hadi o neyse... amerika' da kariyer yaparken "annem orada yalnız, orada da iş bulurum" diye türkiye' ye geri geldim ben, kafaya gel.
sonuç: gelmişim otuz yaşına, pahalı bir ruj alırken yüz kere kafamda anneme durumu nasıl açıklarım diye hesap ediyorum, sanki vermem gereken bir hesap varmış gibi, sanki o para benim değilmiş gibi. ne zaman kendim için bir şey yapacak olsam o suçluluk gelip oturuyor. "acaba bunu nasıl açıklasam" diyorum. çünkü benim olan hiçbir şey benim değil, onun. onun olmayan her şey "almasaydın keşke" oluyor.
iki büyük ameliyat geçirdi, ikisinde de refakatçisi olarak kaldım ve o hasta yatağında kusmalar vesaire her şey oluyor, gıkım çıkmadı hiçbirinde. hasta çünkü her şey olabilir. kendisi bir gün midem bulansa benden iğrenip basıp odasına gider...
son bir şey söyleyeceğim. ufak tefek cinayetler' de arzu boşanma durumlarındayken nilay gelip annesine destek olmaya çalışıyordu. arzu gidip kızına "sen benim çocuğumsun, ben senin annenim, sen bana değil ben sana destek olmalıyım" diye bir sınır koymuştu, babası ile arası bozulmasın diye uğraşmıştı. o gün sinirimden bıraktım diziyi. fısfıs ismailin sekreter yasemin hanımı bile doğru düzgün bir şey çıkarabilmiş senaryosunda diye.
işte bu ufak tefek şeyler birike birike insanları bu hale getiriyor. özür dilerim gece gece çok canım sıkılmış demek ki bu kadar döşedim buraya.
- linki kopyala
- şikayet et