yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (40)
    • medya (1)

    1. geçen ekşide rastladığım bu yazıyı her yere asmak istedim resmen. o kadar güzel ve akıcı bir dille anlatılmış ki. benim çevreme anlatmak istediğimi çok daha güzel ve başarılı bir dille anlatmıştır.

    aşağıda yazılanların hepsi ekşi sözlükten alıntıdır. (link: https://eksisozluk.com/entry/59856919 bu da linki.)

    ----------------------------------------------------------------------------------------

    siz hiç `traci johnson` diye birini duydunuz mu ?..

    19 yaşındaki genç traci, çok satan bir ilaç firmasının ürettiği anti-depresan ilacının test deneylerine katılan bir denek. hiç bir sağlık sorunu olmamasına rağmen 7 şubat 2004'de kendini asarak intihar ediyor. bu gence tekrar gelicez ama daha eskiye gitmemiz lazım. konunun en başına..

    hayır cennet'ten kovulduğumuz o güne kadar değil daha yakın bir zamana.

    1950'lerin sonunda verem ilacı üzerine çalışırken tesadüfen bir ilaç bulunuyor. adı iproniazid. 1958'de piyasaya sürüldüğünde amacı mutluluk vermek olan bu ilaç, anti-depresanın babası. toksik yan etkilerinin olduğunun anlaşılması üzerine 1960’larda piyasadan hızlıca çekiliyor. yerine devreye marplan ve nardil sahaya çıkıyor. birer toksin deposu bu ilaçlar kullanıcıları zehirliyor, o yüzden bu ilaçların bir şartı var, birlikte alındığı gıdalara dikkat edilmesi ve alkolle kesinlikle alınmaması gerekiyor.

    1976 yılında, eli lilly adlı ilaç firması, fluoksetin adlı molekülün, serotonin geri alımını geçici olarak inhibe ettiğini buluyor. bu milyar dolarlık rantın ve depresyon salgının da başlangıcı demek. 1987 yılında bu buluşunu ilaç olarak piyasaya sürmeye hak kazanıyor. 1990'lı yıllarda eczanelerde prozac adıyla var olan ve yılda 400.000.000 kutudan fazla satan bu farmakolojik muska'nın pazarı tüm ilaç firmalarını harekte geçiriyor.

    peynir ekmek gibi satan bu ucuz hapları üreten üretene.. makaleler, köşe yazıları, ünlü profesörlerin tavsiyeleri ile devam eden kampanya süreçleri ve en önemlisi ilaç firmaları ile işbirliği yapan bazı doktorların reçetelerine giriyor hepsi birer birer. modern insanın mutsuzluğu için mutluluk iksiri. al ve yut, mutlu günler senin olsun ama kazın ayağı öyle değil.

    çağımızın anti-depresan terörü hızlıca ilerliyor.

    seroxat, zyprexa, effexor ve daha onlarcası. sürekli halktan saklanan intihar vakaları, sonu ölümle biten yan etkiler ve kesilen milyar dolarlık cezalara rağmen insanlara ölüm getiren, bugün türkiye'de ise denetimsiz satılan altın yumurtlayan tavuklar.

    yukarıda adı geçen ilaçlardan seroxat/paxil, kullananları intihara sürükleme potansiyeli olan antidepresanların en başında geliyor. 2003 yılında ingiltere’de ilaç kontrolleri, seroxatın intihar eğilimini artırdığı için 18 yaş altı çocuklara yazılmasını yasaklanmasını istiyor. ( 1 )

    bu ilacın üzerine `24 yaş altında intihar eğilimine sebebiyet verebilir` yazdırıyorlar ama satılmasını durduramıyorlar ( 2). işin kötüsü, bu uyarı kutuya yazılana kadar ilaç, ingiltere'de 18 yaş altı çocuklara çoktaaan yazılmış durumda... gençlerde intihara eğilime sebebiyet verdiği bulunan bu ilaç sadece gençler değil yetişkinlerde de intihar eğilimine sebebiyet verdiği bulunuyor. sayısız şikayet, mahkeme sonrası, 2007 yılında ilacın etiketine "kan şekerini bozar, diyabet hastalığını " tetikler yazılabiliyor sadece. oysa fda öyle demiyor. fda, bu anti-depresan ilaçların, yaşlılarda beklenmedik erken ölümlere sebebiyet verebildiğini açık açık söylüyor. kim takar ?

    yalnızca amerika’da , 1993’ten 2009’a kadar seroxat adlı depresyon ilacını üreten şirket bir milyar dolara yakın ceza ödüyor. rakamla da yazayım bari 1.000.000.000 dolar !. bunun yaklaşık 390 milyon doları , sadece `intihar ve intihara teşebbüse sebebiyet verdiğinden` , 200 milyon doları bağımlılık yaptığı ve sakat doğumlara sebebiyet verdiği için. ( 4 )

    üstelik bu firmaya ilgili sebeplerden açılan davalar hala devam ediyor. ama canına minnet, getirisi yanında götürüsü ne ki ? ( 5 )

    john hopkins üniversitesi, hamilelikte ve öncesinde alınan antidepresan ilaçlarının, çocukların otistik olmasına sebebiyet verebildiğini ortaya koyuyor. ( 6 )

    onu doğrular şekilde, amerika’da 80’lerden, 2013’e kadar çocuklarda otizm hastalığı yirmi kat artmış durumda. aynı süre zarfında antidepresan kullanımıise %400 yükselmiş.. ( 7 )

    dünyada 17 milyondan fazla kişinin kullandığı zyprexa adlı depresyon ilacı için, 2005 yılında yalnız amerika’daki mahkeme kayıtlarına 8 binden fazla şikayet geliyor. fda, isim vererek zyprexa vb depresyon ilaçlarınınyine aynı şekilde beklenmedik erken ölümlere neden olabileceğini açıklıyor. üstelik, bu ilaçlar belirgin yan tesirlerinden dolayı halen mahkemelik olmaya devam ediyor. ama umrunda mı birilerinin ? isim verse bile sürekli bu firmalar onaylı formülleri başka ticari adlarla piyasaya sürüyor. ismi değiştir yeniden sür.. kurnazca değil mi ? ( 8 )

    aynı ilaçlar, farklı ülkelerde farklı adlarla satılıyor ve hatta yeri geliyor başka ilaçları anti-depresan diye yutturuyorlar insanlara. ( 9 )

    koca ilaç devipfizer bile, 2004 yılında sara hastalığı için onay aldığı neurontin adlı ilacı, anti-depresan olarak reçetelere sokuyor. bunun sonucu ölen insanların hayatlarını geri getiremiyor belki ama ceza olarak 430.000.000 dolar ödüyor. ( 10 )

    ikinci nesil antipsikotikler var bir de antidepresan diye verilen. örneğin risperdal; şizofreni, manik-depresyon gibi hastalıkların tedavisinde kullanılıyor.

    anti-depresanların ortak karakteristiği olan yan etkilerinin haddi hesabı yok ve yine ne tesadüf ki tekrar intihar vakaları yaşanıyor. ( 11 )

    haziran 2012'de texas mahkemesi, risperdal’ın üreticisi johnson & johnson 'a medikal sahtekarlıktan 158 milyon dolar ceza kesiyor. sebebi ise, ilacın güvenliği yan etkileri konusunda yanlış bilgiler vermesi. sahtekarlıkcezaları hep bu ilaç firmalarına gidiyor. ( 12 )

    ingiltere hull üniversitesi'nde prof. dr. irving kircsh önderliğinde ingiliz, kanada ve amerikalı bilim adamlarından oluşan bir araştırma ekibi bu ilaçları yakından inceliyor ve ne buluyorlar biliyor musunuz ?

    bu ilaçların plasebo etkisi dışında aslında fark edilir bir katkısı yok.yani aslında depresyon hastaları, bu hapları aldığında iyileşeceklerine inandıkları için aslında iyileşiyor. ( 13 )

    harvard dahil pek çok üniversitede ders veren amerikalı prof. dr. irving kirsch, depresyon tedavisinde anti-depresan kullanılmasını kesinlikle reddediyor.

    ne mi oluyor anti-depresan kullananlarda ? ;

    büyük çoğunluğunda cinsel fonksiyon bozukluğu.

    hamilelik sırasında kullanımında bebeğin otizm riskinin üç kat artması.

    bağımlılık yaratması ve bırakıldığı takdirde hastalığın tekrar nüksetmesi.

    en önemli sorunu ise intihar eğilimi.

    bazılarında ise cinayet. evet yanlış okumadınız cinayet. ( 14 )

    örneğin, popüler anti-depresanlardan effexor'un üzerinde intihar dışında " cinayet eğilimi yaratabilir " ifadesi yer alıyor. yani kullananın sadece intihar eğilimine sahip olmasına sebebiyet vermiyor bu masum ve ucuz hap aynı zamanda öldürtüyor da ! ( 15 )

    yan etkileri takdire şayan !.

    sahtekarlık cezaları milyar dolarları aşmış, ilaç firmalarının bu bulgulara itiraz edeceklerini belirtmeme gerek var mı ?

    insan sağlığından çok parayı önemseyen şirketler bu bulgulara karşı makale ve araştırma sonuçları yayınlıyor. ama namuslu bilim adamlarının mücadelesi bitmiyor.

    2008'de erick turner , anti-depresanlar üzerine yapılan araştırmalarda olumsuz çıkan sonuçların sadece %8'inin rapor edildiğini deşifre ediyor. %92'lik olumsuz sonuçlar kayıtlara bile geçmiyor. ( 16 )

    paranın dini imanı yok. anti-depresan pazarının da ucu bucağı.

    anti-depresan kullananlar bağımlı hale geliyor, ölümcül yan etkileri ile başbaşa kalıyor.

    fda, 2009 yılında bir çok anti-depresan'ın üzerine nöroleptik malign sendrom ( nedeni tam olarak bilinmeyen ve ölümcül tehlikesi olan sinirsel hastalık ) a sebebiyet verebilir ifadesini koyduruyor. yani, kullandığınız için sebepsiz bir şekilde ölebilirsiniz ama merak etmeyin bu sadece bir yan etki.. ( 17 )

    paranın satın alamayacağı şey yok derler,dr. joseph biedermanve onun gibileri bir çırpıda alıyor mesela. çünkü bu pazar milyar dolarları temsil ediyor.

    dr. joseph biederman'ın üniversiteden kazandığı para, ilaç firmalarından kazandığı paranın yanında bir hiç. kongre, dr. biederman'ın yukarıda adı geçen anti-depresan firmalarından kazandığı paraları beyan etmediğini ortaya çıkarıyor. koca harvard tıp fakültesi doktoru, para için anti-depresanların çocuklar üzerinde kullanımı teşvik ediyor ve karşılığında cukkayı indiriyor. ilaç firmalarından aldığı paralar milyon dolarları buluyor. ( 18 )

    piyasayı bu ve bunun gibi ilaç şirketleri daha çok kar edip nemalansın diye uğraşan adamlar dolduruyor. öyle bir pazar ki eli lilly'nin cirosunun 3'te 1 sadece zyprexa adlı anti-depresan'dan geliyor.

    insanlar bu hapları kullandığında aslında nasıl bir yan etkiyle karşılacaklarının tam olarak farkında değil.

    abd tarihinin en yüksek cezalarını sahtekarlık, bilgi saklama, yan etkileri gizleme gibi suçlardan ödeyen ilaç şirketlerinin merck co ( ödediği ceza; 4.85 milyar dolar ), pfizer ( ödediği ceza; 2,3 milyar dolar ), eli lilly ( ödediği ceza;1,46 milyar dolar ) yanında sizin beş kuruşluk sağlığınız ne ki ? ( 20 )

    ben kullanırım bana bir şey olmaz mı diyorsunuz ?

    işte orada garibim `traci johnson`'un hikayesi başlıyor..

    traci johnson, hiç bir sağlık sorunu olmayan, 19 yaşında bir genç. para sebebiyle , anti-depresan üreticisieli lilly'nin yeni yıldız hapı duloxetine 'in deneği olmaya karar veriyor. ve deneklik esnasında "sürpriz bir şekilde " intihar ediyor. eli lilly'nin eli ayağı birbirine dolaşıyor çünkü duloxetine, artık gözden düşen prozac'ın yerine koyabilecekleri tek ilaç ve milyar dolarlık bir getiri bekliyorlar. eli lilly'nin tek umudu fda'nın olayı kapatması. ve tuhaf bir şekilde beklenen oluyor. fda, bu intihar üzerine hiç bir araştırma yapmadan testlerin devamına onay veriyor. ve ilaç cymbalta adıyla piyasaya sürülüyor. bu ilacı kullananlar arasında 41 ölüm ve 13 intihar vakası tespit ediliyor, olayı the independent gazetesi duyuruyor. üstelik deneklerden dört kişinin daha intihara teşebbüs ettiği bilgisi sır oluyor. fda, bu intihar ve ölümlerin araştırılmasını ticari sır olarak gördüğünü söylüyor ve hop gerçeklerden halktan gizleniyor. ( 21 )

    yaşanan intihar ve ölüm vakaları sonrası fed'i korku sarıyor ve ilaç piyasaya sürüldükten 1 ay sonra 18 yaş altı için intihar potansiyeli ve ölümcül yan etki taşıdığı için siyah kutu etiketi uyarısıyla bilgilendirme mecburiyeti getiriliyor. 18 yaş üstü yaşanan ölümlerde göz önüne alınınca bu yaş 25'e çıkartılıyor. ( 22 )

    bugün hala türkiye'de gidip en yakın eczaneden alabileceğiniz bu ve benzeri ucuz ilaçlar, birer ölüm hapı. bu ilaçları da üstelik, abd tarihinin sahtekarlık sebebiyle en büyük cezalarını ödeyen şirketler üretip pazarlıyor.

    daha beslenme şeklinizi sormayan bazı psikiyatrlar, iki dakikada size bunları reçetenize işliyor. türkiye'de ise eczaneden bir koşu alınıp kullanılabiliyor.

    geriye de iyileşeceğini uman canı tetikte insanlar ve ceplerini " yaşam vaat " edip " ölüm " ile dolduran dev şirketlerin hükümranlığı kalıyor.

    antidepresan ilaçları hastaları daha agresif ve saldırgan, içine kapanık yapma gibi yan etkilerinin yanında bazı hastaları da intihara sürükleme eğilimine neden oluyor. kurnaz ilaç şirketleri, lisans anlaşmalarından dolayı aynı ilacı değişik isimlerde satıyorlar. bana inanmıyorsanız prospektüslere inanın. kaşıntı değil yan etki ölüm bak. otizmi hiç saymıyorum bile.

    bu kadar olaydan sonra hala antidepresanların masum olduğunu savunmak, insanlık ve tıp adına utanç verici değil mi ?

    bu ilaçların en büyük pazarlama taktikleri kullananların mutlu olacağına dair yarattıkları havadan başka bir şey değil.

    modern dünyanın bir ruhsal durumu olan depresyon kalıtımsal, çevresel, hormonal, duygusal nedenlere bağlı bir çöküntü halidir.

    anti-depresanların hiçbiri, psikiyatrik hastalıklara kalıcı bir çözüm getirmez.

    siz size söylenen yalanlara inanmayın.

    televizyonlar, bilgisayarlar, kablosuz internet, cep telefonları, elektromanyetik alanlar, gıdalar,mutfak aletlerinden aldığımız ağır metaller, metal iyonlar, fastfood gıdalar, katkı maddeleri, vitaminler, mineral eksikliği, aldığımız ilaçlar, kötü beslenme alışkanlıkları, düzensiz uyku, hareketsizlik, depresyonu tetikleyen öğeler ve çevresel faktörler olarak psikiyatr'ların üzerinde durdukları konulardır.

    çikolata, muz, fındık, fıstık ve balık gibi bir takım gıdalar, güneş ışığı, spor, müziğe ve hobilerinize verin kendini.

    ve şaka yapmıyorum sevmek ve sevgi dolu olmak depresyonun en temel ilacıdır.

    unutmadan evet, sizin sağlığınızı önemsemeyen o kötü dostum ben.

    " kullanma yeaa " diyen cahil bir hırboyum..

    ve emin olun, gerçekleri sizden saklayan bu dost ilaç firmaları, mutluluğun ilacını bulmuş olsalardı, size eczanede kutusunu 50 liraya satmazlardı.

    saygılar..

    ---

    meraklısına not;her ilaç toksiktir ( yani zehirli ), toksiğin etkisi dozaj ile belirlenir. iproniazid gibi ilaçlar monoamine, oxidas tutucular (monoamine oxidase inhibitör) kategorisinde sınıflandırılır. monoamine oxidas, nörotransmitterler adı verilen serotonin , pinefirin gibi mutluluk veren hormonları metabolize eder ya da yıkar. yani, monoamine oxidası tutarak mutluluk artırıcı hormonların düzeylerini yükselterek, depresyonu düzeltmeye çalışır.

    bonus;

    (link: https://www.youtube.com/watch?v=g6nw6xkxmic )

    (link: https://www.youtube.com/watch?v=hegmqe1poo0)

    (link: https://www.youtube.com/watch?v=qhllrge45sg)

    1 temmuz 2016 14:03

    2. Kimsenin ne yaşadığını bilmeyen, neleri nasıl yaşadığını bilmeyen düttürü dünyanın üyeleridir kendileri. Ne desem bilemedim ki ! Gönül ister ki hiç olmasın hayatımızda bazı şeyler ama sınav.. Keyfi kullanılmıyor bu ilaçlar bilesiniz.

    1 temmuz 2016 14:08

    3. Bunu diyen insanlar ilaçların da gereksiz olduğunu düşünebilecek gruptur. Depresyon hadi canım sıkıldı, ben çok mutsuzumla özetelenebilen basit bir olay değildir. Tamamen patolojik bir durumdur. Ufak ufak başlar, önce vücudunuzda herhangi fizyolojik bir belirti göstermezken git gide günlük yaşantınızı kısıtlayan hale dönüşür. İnsanların neden ilaç piyasasına bu kadar karşı olduğunu anlayamıyorum. Afedersinizde kanseri, aids i yenilsin diye insanlar canla başla uğraşıyor. Kimse kara kaşına gözüne uğraşmıyor tabiki bunun bir karşılığı olmalı.. He bide bağımlılık yapma meselesi var ki bilimsel olarak böyle bir gerçek yok. Bağımlılık yapan ilaçlar yeşil reçeteyle satılır, devlet tarafından her ay zamansız kontrolü yapılır, sayılır. Onun haricinde anti depresanlar bağımlılık yapmaz arkadaşlar. Bunu savunan insanlara tek bir şey demek istiyorum. Antibiyotik, ağrı kesici hiç bir şey kullanmayın. Kontrollü deney yapın. Bağımlılık yaptığını ispatlayın. Siz zannediyosunuz aa ilacı buldum hadi piyasaya süriyim. Öyle bi dünya yok. Tüm orjinal ilaçlar piyasaya sürülmeden en az 15 yıl geçmekte deney sonuçlarına bakılmakta.

    Ben eczacıyım. Çoğu arkadaşım da türkiyede ilk yirmi bine giren, okulda bitkinin toplanma aşamasından son anına kadar bi ilacın nasıl yapıldığını öğrenmekte. O yüzden kimse gelip yok şöyle bu ilaçlar böyle demesin çünkü inanın hiç inandırıcı değilsiniz ki isimlerini belirttiğiniz tüm moleküllerin isimlendirmesi sentezlenmesine kadar biliyoruz.

    İnanmayın, patolojik durumunuz varsa mutlaka doktor kontrolünde, birinin önermesiyle değil kendi isteğinizle kullanın.

    1 temmuz 2016 14:59


    4. Antidepresan kullanan kişi eminim sinir uçlarına kadar uyuşmaktan zevk alıyodur zaten , ne mutlu ne mutsuz ortalama bir yerde öylece kağıt gibi . Alkol alır sarhoş olmaz , sevişir zevk almaz , üzülür ağlayamaz , hiç bir zaman hiç bir şey için kendini yeterince güçlü hissedemez , yastıktan başını kaldıramaz çoğu zaman , günün büyük bi kısmını uykuda geçirir ama göz altları çoğu zaman siyahtır , çok iyi beslenir belki ama siz hiçbir zaman o sağlıklı bedeni göremezsiniz onlarda , ışıldayan gözleri , senin benim attığımız içten kahkahaları . Sözün özü o insanlar çoğu zaman içinde bulunduğumuz hayat karmaşası içinde kendine bir yer edinmeye çalışan hadi ilaç kullanayımda mutlu olayım kafasından çok uzak ; en azından kaldırabileceğimden fazla gelen beni fiziksel ve zihinsel olarak yıkıma uğratan şeyleri 'hissizlikle' yönetebileyim diyen günlük yaşamda anne baba eş kardeş gibi rolleri olan insanlar . Bizi hasta eden şey eğer kafamızın içindekilerse soyut kavramlar ise umutsuz aşk gibi kaybedilen annenin acısı gibi bunları rakamlarla somut şekilde açıklamak ne kadar doğru ?

    Yukarıda eczacı arkadaşımız açıklamış zaten .

    Onun dışında duyardan uzak böyle bi yazının ekşiden çıkmasına hiç şaşırmadım . Klasik . En fazla yaptığı 48 saatlik araştırmayla kendini bu işe adamış insanların üstünde görebilen gerçek yaşamdan uzak kendi minik realist dünyasında insanları uyandırdığını düşünen popülasyon içinden sadece bir üye .

    1 temmuz 2016 19:38

    5. Peki deyip bırakılsa çok komik olmaz mı?

    Hayır leblebi mi bu para üstü yerine verilen ciklet mi bu arkadaşlar kafamıza göre alalım ya da bırakalım.kalp hastası birine içme şu ilaçları karaciğerine yazık diyor musun dil altı hapı hep amerikanın oyunu goygoyu yapıyor musunuz?

    Antidepresanın bir sürü çeşidi var doktor sana hangisini verirse onu alıyorsun?bi kere aldın mı bağımlı da olmuyorsun doktor bırakman gerektiğine karar verince yavaş yavaş bırakıyorsun?bunlar hep beynin kimyasıyla ilgili ve öyle senin demenle gerekli ya da gereksiz olmuyor malesef.

    Dilimize yerleşen her mutsuzluğu depresyon olarak adlandırdığımız için insanlar gerçek depresyon teşhisiyle dilimizdeki depresyonu birbirine karıştırıyor ben de yapıyorum onu biraz canım sıkkın olsa depresyondayım diyorum ama bu kış minör depresyonu yaşadım ve atlatana kadar ne kadar zorlandım ben biliyorum.Major depresyonla mücadele eden adam ya bırak bu ilaçları diyeni kesse bence hakkıdır.yaşamadığımız şeylere yorum yapma,karışma hakkını nasıl buluyoruz kendimizde.

    belki iyi niyetli bi biçimde söyleniyor ilaç alma diye ama artık bilmeyen de öğrensin ve karşısındakini olur olmaz daralmayı bıraksın bu ilaçlar keyfi alınmıyor.

    1 temmuz 2016 22:51

    6. 6 yıl tıp eğitimi + 4 yıl psikiyatri uzmanlık eğitimi almış ve antidepresanın bir işe yaramadığını bilimsel makalelerle kanıtlamış biri olmadığı müddetçe sallanmaması gereken kişidir. şu ülkede birisi de uzmanlık alanını ilgilendiren şeylerde konuşsun, burnunu başka işlere sokmasın ya.

    1 temmuz 2016 23:10

    7. Bazı durumlar var ki, mutlu olmak, hayattan zevk almak vs. için değil direkt hayatta kalmak için kullanılması gerekiyor. Bazen öyle bir durumda oluyorsun ki bırak ailenin sevgilinin seni sevmesi, dünya sana tapsa hiçbir anlamı yok senin için. Beynin o sevgiyi algılayamayacak durumda çünkü. Antidepresanların işlevi de beyni tekrar o normal çizgiye getirmek bence. Oraya geldikten sonra tabi ki sevdiklerimizin, sevenlerimizin desteğiyle, azmimizle, umutla tutunuyoruz hayata, motivasyonumuz bunlar oluyor. Ama işte mesele o çizgiye gelebilmekte, yoksa umut da sevgi de kulağa dünyanın en güzel şeyleri değil bir küfür gibi bir alay gibi geliyor o kayıp zamanlarda. En azından kendi adıma böyle olduğunu söyleyebilirim. Sığ bir yaklaşım gibi görünebilir ama yukarıda da bahsedildiği gibi yan etkileri test edilmemiş bir çok ilaç var, antidepresanların fazla üzerine gidiliyor gibi geliyor bana.

    Siddetle katıldığım bir nokta var o da şu; antidepresan kullanımı gereksiz sekilde ve ciddi dozajlarda yaygınlaştırıldı son yıllarda. Bana bir doktorun verdiği ilaca öbür doktor inanamadı mesela bunları nasıl verir sana seni bu ilaçlık birşeyin yok diye. Gerektiğinde yazılmalı, gerektiği kadar yazılmalı. Bu da ancak doğru eğitimle, hasta doktor oranının en verimli sayıda ayarlanmasıyla, doktorların hasta kayıtlarının ve tedavi süreç-sonuçlarının da düzenli şekilde denetlenmesi ile başarılır. Yoksa şuanki sistemde doktor seni uzun uzun analiz etmek nokta atışı ilaç vermek yerine sabah öglen akşam şunu şunu kullan diye doldurup yolluyor. Aynı yalnızca d vit eksikliği olan kişiye multivitamini cakıp geçmek gibi.

    Bir de yanlış bilinen birşeyi düzeltmek isterim. Bazı antidepresanlar malesef ki reçetesiz, hiçbir dayanağı olmadan satılıyor. Hayatında henüz kendini tam anlamıyla verebileceği bir uğraş, amaç vs.olmamasının verdiği boşluğu depresyon zannedip kafasına göre prozac kullanan birini tanıyorum. Defaatle uyardım ama dinletemedim. Bunu yapan da iyi eğitim görmüş, yaşı otuza yakın, akıllı mantıklı sayabileceğimiz bir adam.

    2 temmuz 2016 04:52


    8. keşke biz de hiç bir şey bilmeyip böyle kafamıza göre onu kullanmayın bunu kullanmayın diyebilseydik, bunu diyen insanlar gibi psikolojik rahatsızlıklardan çok uzak olup bir bildiğimiz varmış gibi boş boş konuşabilseydikte antidepresan kullanmak sorunda kalmasaydık. Siz sanıyor musunuz ki insanlar bu ilaçları kullanmaktan zevk alıyor? Bazen insan öyle bir noktaya geliyor ki mutlu, huzurlu olmayı geçtim, hayatına devam edebilmek için bu ilaçlardan destek almaya çalışıyor.Demeye çalıştığım şey şu ki bunları yaşamayan bilmeyen lütfen yorum yapmasın böyle konular hakkında

    7 şubat 2017 01:43

    9. Açıkçası ben yazının ne tarafındayım ne karşı tarafındayım sadece kendi yaşadığım ve gözlemlediklerimi anlatacağım.

    Bana 11. Sınıfta majör depresyon teşhisi konuldu 4 ay kullandım ama ilaç beni aşırı derece uyuttuğu için ( bkz. cipralex) ve aşırı öfke gibi semptomlarım (kendi ümitsizliğimden dolayı) azaldiği için doktor kontrolünde bıraktım. Ama ben biliyorum bu hastalık bende çocukluktan beri var ve hala daha yüzleşiyorum. Bundan iki sene önce panik atakları sıklaştığı, intihar düşüncelerim yoğunlaştığı, uyuyamadığım ve psikolojik durumum bedenimi etkilediği için tekrardan psikolog ve psikiyatristten yardım almaya karar verdim. Psikologla görüştük iki farklı test de yaptı onlar psikiyatristle görüştüler en son ben de psikiyatristle görüştüm. (her ikisine de intihar düşüncelerimin olduğunu ciddi ciddi planladığımı da söyledim bu arada) Bana 37.5 mg efexor ve 50 mg.desyrel yazdı. Ben o ilaçlara başladığım hafta yaşadıklarımı hayatımın hiçbir döneminde yaşamadım. Günde 2 saat uyuyordum. Günün bir kısmı saatlerce ağlamakla geri kalanı saatlerce kahkalarla gülmekle geçiyordu. Algım bir tuhaflaşmıştı arkamda kapı açılsa, yolda araba geçse çığlık atıyordum. Insanlar anlamadılar ben de anlatamadım bu hallerimi. Vücudum ve psikolojim inanılmaz hırpalandı. Ben kendi kendimi kontrol ederek, meditasyon yaparak senelerce uzak durduğum intihara o hafta teşebbüs ettim. Artık kaldıramadım o harbi. Ve o ilaçlardan dolayı oldu. Kendi vücudum sinirlerim üzerinde hakimiyetim kalmamıstı. 5-6 saat aralıksız hıçkırarak ağlamak nasıl bir şey yaşamayan bilmez. Benim bu olayla beraber psikiyatristlere hiç güvenim kalmadı . Beni dinlediklerini veya anladıklarını düşünmüyorum. Daha sonra da gittim konuşmak için dinlemeden antidepresan yazdıklarını görünce iyice sıfırlandı.

    Ayrıca ben başka deneyimler de yaşadım. Bir süre hayatımı sıkan beni rahatsız eden ortamlardan uzak kaldım. Ve ne oldu biliyor musunuz ben o zamanlar mutluydum yalandan da değil. Hastalanmamaya başladım. Konsantre olabildim. Ve o dönemde (3.sınıfın ikinci dönemi) ortalamamı 2.50'den 3'e çektim. Hukuk okuyan süslüler bunun ne kadar zor olduğunu bilirler. Ben artik iyilestigimi dusunuyordum ama yine onunla alakali degilmis.maddi nedenlerden dolayi mecburen ailemin yanina geldigimde bende yavas yavas mutsuzluk ve diger semptomlar kendini gostermeye basladi. Iki senedir cok cabalamama ragmen su anda tekrardan major depresyondayim. Uyanmak istemiyorum. Yine yeniden intihar dusunceleri. Butun bunlari kendi hayatimda gozlemledim. Ve ben yine bu ortamdan uzaklassam ben iyilesecegim buna eminim. Bu ortamda anti depresan alsam da bana yaramayacak cunku farkindayim her seyin.

    Bu benim durumum herkes icin aynidir diyemem.

    Şimdi birinci derecede en iyi gözlemleyebildiğim kişi olan annemi anlatacağım.

    Annem ben 5. Sınıfta antidepresana başladı.14 senedir anti depresan kullaniyor. Farkli ilaclar denedi farkli doktorlar denedi ama sonuc hep ayni. Cipralex insani uyusturan bir anti depresan degil mi? Ama kazin ayaği oyle degil. Annem ben okula giderken geldigimde neredeyse gunun yarisindan fazlasinda uyurdu. Evde kaos ortami vardi. Aksamlari ise uyanik oldugunda kavga ederlerdi. Oyle tartisma falan da degil. Fiziksel siddetin doruga ciktigi kavgalar. Sonra baska ilaclar da kullandi yine ayni kavgalar. Su anda da ayni. Psikologa da gitti. Ama her gittiginde ne konusuyorlar bilmiyorum icinde daha bir ofke ve hincla geri geliyordu. Peki bu durumun nedeni ne? Kimse annemi anlamadi. Psikologlar onun tarafindan manipule edildiler. Dogru sorular sorsalar annemin istenmeyen cocuk oldugunu, nenemin onu dusurmek icin ugrastigini, evde baski gordugunu, nenemin babamla zorla evlendirdigini , gidecek bir yeri olmadigi icin bosanamadigini ogrenebilirlerdi. Ama onlar ne yapti aa evet sen haklisin kocan su noktalarda hatali dediler Ve dayadilar anti depresani. Ne ise yaradi bu tedavi. Koskoca bir hic demek isterdim ama degil. Surekli uyuyan bir anne, Cocuklarin hepsini psikolojik olarak mahveden, surekli kavga dolu bir ev hediye etti bize.

    Teyzemlerde de aynı durumları gördüm arkadaşlarımda da aynı durumları gördüm. Anti depresan kullandığı için iyileşen biri görmedim çevremde. Herkes senelerce kullanıyor. Uzun süreli kullanımda Mide ve böbrekleri mahvediyor bu ilaçlar. (zararı yok diyemeyiz)

    Ben yine de kimseye ilaç kullanma deme hadsizliğini gösterecek birisi değilim ama depresyon şartlar düzelmedikçe ve/ veya bakış açısı değişmedikçe iyileşmeyecek bir hastalık. Zaten yardım almanın mantığı kendimizin çözemiyor oluşu. Ama bu yardım her zaman size yararlı olmayabiliyor. Bu nedenle iyi araştırıp yardım alacağınız psikolog ve psikiyatristleri iyi seçmek lazım. Ve yazılan ilacı ben salak gibi sadece doktora güvenip prospektüsünü okumadan kullanmayın. (gizlinot: Prospektüste gençlerde ve intihar düşüncesi olan kişiler kullanılmamalıdır yazıyormuş.)

    7 şubat 2017 02:36

    10. öncelikle es geçilmesi gereken kişidir. allah herkese sağlık versin, ama hakkinda fikir sahibi bile olmadan bu kadar atıp tutulan psikolojik rahatsizlikalrin, en basitinin bile bir atagıni gecirse, bir ayda 10 kardiyolog gezip aman dileyecek kisidir. psikiyatirin verdigi ilaci kulanmamayi birak yaninda tasiyarak varligina bile ayri bir güven duyacaktir. su zamanda ruh sagligini korumanin bir yolu yok gib. hepimize sifa diliyorum.

    7 şubat 2017 03:08