yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (4)
    • medya (0)

    1. sanırım yeni moda.

    ekşi sözlük'teki (link: https://eksisozluk.com/entry/118399774 şu girdi) ne olduğunu ve nasıl yükseltildiğini açıklıyor. benim gözlerim kanadı okurken. yazanın kadın olması daha da üzücü, o kadar ataerkiden bahsederken gözden kaçırarak yaptığı o kadar çok cinsiyet ayrımcılığı var ki. mesela "ilk adımı karşıdan beklemek, kendini naza çekmek, sık sık küsmek" gibi davranışların "dişil olduğu", yani kadınlara toplum tarafından değil de doğuştan yüklendiği ve her kadında bulunduğu inancı, hiçbir bilimselliği olmadığı gibi ataerkinin toplum psikolojisindeki hasarlarını da yoksayan, yıkmamız gereken bir inanç. hatta düşününce kezban kelimesinin çıkış noktası bile bu. neden? çünkü ataerki dediğiniz şey güç kavramını erkeklere indirgeyen bir düzen. bu düzen tüm dünyada yüzyıllar boyunca var olduktan sonra, ilk adımı atmaya çekinmek, her zaman çekingen ve edilgen taraf olmak gibi kadınların karakteri üzerinde psikolojik etkiler meydana getirmesi çok doğal değil mi? ve sadece kadınlarda değil, erkeklerde de çok vahim sonuçları var ama oraya girmiyorum.

    ben bu bahsedilen "dişil enerji"ye has olan şeylerin neye göre, kime göre dişil olduğunun daha çok sorgulanmasını isterdim. bazıları çok ayrıntı buluyor bunu ama sandığınızdan çok daha fazla şeye sebep veriyor bu biçtiğiniz cinsiyet rolleri. yok dişil enerji alırmış, yok eril enerji kendine ihtiyaç duyulmasından hoşlanırmış... 21. yüzyıl insanı olarak bu köhne laflara bir silkelenip "ne alaka ya, kim diyor bunu" demeden, bu dayatmaların bir bilimselliği olmadığını ısrarla fark etmeden feminizm terimlerini ağzınıza sakız ediyorsunuz. evet. kadın mantığıyla düşünemez, erkek daha rahattır, kadın duygusaldır ağlar, erkek doğuştan daha iyi araba sürer gibi herhangi bir mantığa dayandırılamayan lafları sadece erkeklerden duymuyoruz ne yazık ki. lafta feminist olmak yerine önce şu hastalıklı düşünceler üzerine yoğunlaşsanız keşke.

    girdinin sonunda yazar dediği şeyleri yapmazsak ilişkide mutlu olamayacağımızı belirtip bizi uyarmış sağ olsun. kendisine hayallerindeki aşırı maskülen, kodu mu oturtan gorille mutluluklar diliyorum. bu arada bunu okuması ihtimaline karşın dünyadaki tüm ilişkilerin heteroseksüel olmadığını da söyleyeyim, kendisi duymamış sanırım çünkü.

    tahminimce herkesin kendisine göre yorumlayacağı bir şey bu dişil enerji. ben çok fazla yazılmış bir şey görmediğim için kendi okuduklarımı yorumlamak istedim. yoksa herkes tarafından mı böyle tanımlanıyor dişil enerji kavramı bilmiyorum. benim kafamda samantha jones (bkz: sex and the city) gibi güçlü kadın karakterleri canlandırıyor bu kavram. ve bana göre her iki enerji de sadece özgüvenin yükselmesiyle yükselebilir. (bkz: wow) (yazar: kuzuranasi) isimli yazar yıllar önce şu (no: 407245) girdisinde benim anlatmaya çalıştığım şeyleri ve çoğu kişinin enerjiden kastı olan(gizlinot: ister dişil enerji deyin ister big dick energy ister alfa) o özgüveni çok güzel açıklamış, bu kavramı merak edenler bence ilk onu okumalı.

    ukte: (yazar: its britney bitch)

    3 mayıs 11:58 3 mayıs 13:41

    2. Kendimi o kadar çirkin ama o kadar çirkin buluyorum ki dişil enerji bile bu çirkinliğe yakışmaz diye düşünüyorum.

    Tanım: bazı yöntemlerle ve hatta yoga benzeri pratiklerle (bkz: hormon yoga) arttırılıp işlevsel hale getirildiği düşünülen enerji. Doğurganlığa taktığım dönemde epey araştırmıştım. Keşke bu konuda daha aklı başında insanlar tarafından yazılıp çizilse. 

    3 mayıs 14:42

    3. samantha jones seks bağımlısı ve bağlanma problemi bi kadın olarak güçlü, dişil enerjisi yüksek bi kadın falan değil. dişil enerjiden kasıt her istediği erkeği yatağa atmak, sevişmek değil aksine böyle düşünmek sakıncalı.

    ben bi ihtiyaç olmadığı sürece kavramlarrın kolay kolay ortaya çıkmadığını düşünüyorum. günümüzde bu kavramın bu kadar yükselişte olmasının sebebi -istediğimiz kadar üstünü örtmeye çalışalım- kadınların kendilerini modern dünyada yıprattıklarını hissetmeleri, anlamaları, iş hayatında erkekleşmek zorunda kaldıklarını farketmeleri.

    kadınsı yanıyla, dişiliğiyle barışık kadınların eril bir dünyada varolma sancısını dile getirmek, buna önlem almaya çalışmak, ne yapsak da benliğimizi kaybetmesek diye uğraşmak ayıp değil. ama ayıpmış, çok çağ dışı(!) bir şeymiş gibi başkaları kendi doğrularını dikte edip duruyor maalesef. üzgünüm ama biyolojik cinsiyet gerçekleği istenildiği kadar red edilmeye çalışılırsa çalışılsın bi gerçek. ve evet, kadın ve erkek fıtraten çoğunlukla farklı. bu farklılıkları bazı kadınlar red etmiyor, bu farklılıkla yaşıyor ve bunlara adapte olmak istiyor. aksini iddia eden zaten kendi durumuna adapte olacaktır, bırakın da diğer kadınlar kendilerinde yanlış gittiğini düşündükleri şeyi düzeltip, tatmin olsunlar.

    edit: popülist söylemlerle alkışların toplanıp asıl sorunların gözardı edildiği bi çağda tabii ki bahsedilen durumlardan şikayetçi kadınlar aşağılanıp, yerden yere vurulacak. çünkü kadın olarak alkış almanız için de belli başlı şeyler yapmanız lazım. yok öyle kadınlığıyla barışık olup bunu besleyen kadınların öne çıkması. ne kadar erkekçe o kadar alkış. sorsan toplumsal cinsiyetten arınmış birey

    3 mayıs 18:13 3 mayıs 19:28


    4. Bir tutam kurban edilmis feminist saçı (kızıl olursa daha iyi olur) ve kutsal bakire regl kanını vanilya kokulu tutsu esliginde kaynatıp cevrenizdeki erkeklerin çayına karistirirsaniz ve 3 kez erkeklesmek istemiyorum diyerek los isikta icirirseniz yükseliyormus. yeni hayatıniza hos geldiniz thank me later.

    3 mayıs 18:38