girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (7)
  • medya (0)

1. Ukte sevgili (yazar: secret)’a ait.

Biraz önce son bölümünü izledim.

Uzun süre şişman olan bir kızın zayıflamasını ve zayıfladıktan sonra şişman olarak geçirdiği yılların travmasını yaşamasını anlatıyor. 

Komedi olarak planlanmış gibi duruyor fakat o kadar travmatik olaylar yaşanıyor ki benim gibi eski anoreksik arkadaşlar için faydalı olmayabilir.

Başrolümüz travmalı eski şişman yeni zayıf koz rolünü kavramış. Yan karakterler yarım kalmış. hikaye genel olarak hoşuma gitmedi, korku desen değil dram desen değil komedi desen değil.

Çok fazla havada ve yarım kalmış. Bir bölüm yaklaşık 50 dakika, bazen bitsin diye atlayarak izlediğim oldu. 

4/10- bana göre.

13 ağustos 00:06

2. Dün merak edip birkaç bölüm izledim. Ayrıntılı yorum yapamayacağım ama gördüğüm kadarıyla tramvatik olaylar biraz komedi biraz dram biraz teenagerlık ucundan eccük de dark humour katılarak servis edilmeye çalışılmış. Sonuç o kadar karman çorman olmuş ki tam bir kategori vermek zor. "Güzel olmak için zayıf olmalısın" tabusuyla dalga geçmeye çalışırken biraz haklı çıkarmışlar gibime geldi.

Konu olarak klasik dalga geçilen şişman kız zayıflayarak güzel olur ve intikam peşinde koşar. Açıkçası bana bu konudan biraz gına geldi. 2018 yılındayız ya. Bazı sahneler güzeldi ama başrollere aşırı önem verilmiş ki bu da diziyi sıkıcılaştırıyor.

Sonuç olarak yeni bir şey yok. Klasik bir konu, klasik teenager dizisi. Ama keyfine izlenmesi güzel. Fazla sorgulayıp şeyetmeden izlemek lazım.

13 ağustos 13:01

3. Diziyi bırakın aynı isimli şarkıyı dinleyin

Oldum olası vücudun intikam için sunulmasından nefret ediyorum hele ki bunun "female empoverment" yani kadını güçlü kılan bir şey olarak sunulmasindan...

Biri kadına sadece vücudu veya genel görünümü için değer verdiğinde bas bas bagirmiyor muyuz "kadın obje değildir,meta degildir!"

E bu "vücutla intikam alma", "revenge body","sorry not sorry" ne iş?

My love for you insatiable...

14 ağustos 00:46


4. Başlığı görür görmez benim de aklıma direkt şarkı geldi. Şimdi onu açtım dinliyorum. Çok uzun zaman olmuştu dinlemeyeli. Teşekkürler sözlük. Sevgiler Darren Hayes

14 ağustos 01:22

5. bugün ilk bölümünün sonuna az kala izlemeyi bıraktığım dizi. birincisi; ana karakteri canlandıran oyuncuyu hiç sevemedim, çok itici. ikincisi; daha önce (gbkz: the good wife)'ta Alicia'nın şeker mi şeker gay kardeşini canlandıran Dallas Roberts'ı bu rolde yadırgadım biraz. üçüncüsü; kızı daha ilk bölümde aniden zayıflamış ve karakteri değişmiş şekilde görmek inandırıcı gelmedi, fazla oldu bittici, aceleci geldi.

(gbkz: my mad fat diary) buna bin basar.

14 ağustos 01:54

6. dizi ilk çıktığında 3. bölümün yarısına kadar izledim. dün beni şeytan mı dürttü anlamadım diziyi sabahlayarak bitirdim. dizi, 4.3-5.1 imdb puanlı gençlik filmleri gibiydi. öylesine izlenmek için çekilmiş bir dizi gibi. 12 bölümden oluşuyor ve her bölüm ortalama 50 dakika izlemenize değmez.

31 ağustos 15:06

7. şarkı olanı şaheser, dizi olanı bir sürü soru işaretli olan ve ingilizce “doyumsuz” anlamına gelen sözcük. 

diziyi ilk çıktığı zamanlarda izlemiştim, yaz ortası falandı heralde. Şişman olduğu için okulda sürekli psikolojik şiddete maruz kalan patty’nin zayıfladıktan sonra yaşadığı olayları izliyoruz. değinmeye çalıştığı çok fazla sosyal problem olsa da, dizinin çabası çok vasat kalmış. Yani ünlü bir tabloyu betimlerken, “boya kullanmışlar işte.” demek kadar vasat bir çabadan bahsediyorum. 

Buradan sonrası spoiler. 

Beni rahatsız eden bir kaç noktası var bu dizinin.

-Örneğin, şişman kız zayıflayınca herkesin gözdesi olması. vermeye çalıştıkları mesaj neydi bilmiyorum, ama çıkan sonuç “karakterin önemli değil, zayıfsan kazanırsın.”

-Patty evsiz birine yumruk attığı ve adamın burnunu kırdığı için avukat tutmak zorunda kalıyor. tuttuğu avukat bob, aynı zamanda eyalet güzellik yarışmalarında yarışan bir kızın koçu, fakat kendisi dizinin başında güzellik yarışmasındaki adayının annesi tarafından yalan yere “çocuk tacizciliği”yle suçlanıyor ve yarışma kariyeri bitiyor. Bob’un sezon boyunca Patty’ye yaklaşımı çok çirkin. “Güzelsen ve iyi rol yaparsan, her türlü cezadan yırtarsın.” Güzelseniz adalet bile sizin için farklı işler gibi bir mesaj vermeleri çok komik.

-bob Patty’nin sadistik eğilimlerine rağmen, onu sırf güzellik yarışmalarına sokabilmek adına kullanıyor.

-Patty’nin en yakın arkadaşı olan kız, eşcinsel. Fakat kendisi dizinin başlarında kabullenebilmiş değil ve patty’ye aşık. Patty ne isterse yapıyor, onu çeşitli belalardan kurtarıyor, karşılığında patty’nin arkadaşı için yaptığı tek bir güzel hareket görmedim tüm sezon. Manipülatif bir ilişkileri var, adını hatırlamadığım o kızcağız patty tarafından sürekli kullanılıyor.

-Patty’de ciddi sosyopatik yönelimler var ve bu yönelimlerin hepsini “önceden şişmandı, şimdi intikam almaya çalışıyor” diye hoş göstermeye çalışmaları absürt. Sonuçlarını düşünmeden diğer insanlara zarar veriyor, çünkü önceden “şişmandı”. Tek özrü bu. Önceden şişman olup, sonra zayıflayan herkes, sinirlendiği herkesi öldürmeye kalksın o zaman, bu mudur? 

-son 2-3 bölümde “eşcinsellik bizim için tabu değil” demek adına öyle bokunu çıkarmışlar ki olayın, bay geldi. 45-50 yaşındaki adam cinselliğini, bir erkek kendisini öpünce sorguluyor. Biseksüel bile olsan, bu o yaşa kadar beklemez, içten içe bilir insan, kimi kandırıyorsunuz?

-hazır cinsellikten konu açılmışken, biseksüel diye birşeyin olmadığı, kendini biseksüel olarak tanımlayan insanların “ben eşcinselim” diyecek cesareti bulamayan eşcinseller olduğu ısrarla vurgulanıyor yakışıklı bob tarafından. Yakışıklı bob ısrarla “ben gay’im, ama kadınlarla sevişmekten de hoşlanıyorum” diyor. Bu nasıl gaylik kardeş? heteroseksüel bir kadınım, ama Kadınlarla da sevişmeyi seviyorum demek gibi. Israrla neden etiketleme üzerinde çalışılmış bilmiyorum. 

-patty hayatımda gördüğüm en kötü karaktere sahip dizi karakteri heralde. en suçlu olduğu durumlarda bile “bana böyle böyle yaptılar, onlar sebep oldu” falan gibi gerzek bir bakış açısı var. 

-patty’nin annesi alkolik ve patty bu yüzden böyleymiş gibi bir hava yaratılıyor dizide. Ama karakter kusuru diye bilinen birşey vardır sinema ve tiyatroda, bir karakter herşey mükemmel olmasına rağmen kötü de olabilir, herşey kötü olmasına rağmen Harika biri de olabilir. 

-patty’nin bob’a yürümeleri falan çok rahatsız etti açıkçası, özellikle de “eğer çocuk tacizcisiyse onunla bir şansım var demektir.” Dediği kısım, karakterin ne kadar çarpık olduğunu gösteriyor. 

-bir de dış ses anlatı kısımlarına sinir oldum. bu, yapım için kesinlikle gerekli değilse çok boşa kaçan birşey. Patty’nin yada her karakterin düşündüklerini dış ses olarak duyduğumda beni diziden çok kopardı açıkçası. Cem yılmaz’ın Bir espirisi vardı “bu resmimde sevgiyi anlattım” diye. İzlerken o geldi hep aklıma. Oyunculuğun yetmeyeceğini düşündükleri noktalarda hep dış ses. Sürekli konuşma dinliyorsunuz, es yok, her anı karakterler size anlatıyor. Seyretmenize gerek yok neredeyse, radyo tiyatrosu gibi. “Şimdi şunu yapacaktım, yapmalı mıydım? Yapmasam ne olurdu? Babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi?” minvalindeki Saçma ve sanki bir genç kızın gizli defteri’nin edepsiz bir versiyonundan alınmış gibi duran iç monologlar diziyi hem çok basit, hem de sıkıcı kılmış. 

-tekrar söylüyorum, patty bir sosyopat. Herkes travmalar Yaşar, ama herkesin bir otokontrol mekanizması vardır. Sürekli günah keçisini oynaması beni baydı. Sezonunu bitirdim, 2. sezon onayı almış sanırım ama galiba sezonları devam etmesine rağmen izlemeyi bıraktığım 3. dizi olacak. (gizlinot: glee’yi 3. sezondan sonra, supernatural’ı da metatron’un geldiği sezon izlemeyi bırakmıştım, normalde seyrettiğim dizilere sadığımdır.)

3 kasım 22:55