yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (7)
    • medya (1)

    1. Bir turkan soray ve izzet gunay filmi. Sanirim turkan sorayin en guzel oldugu film bu, zaten izzet amcamizi cok ayri begenirim. Bence bu ikili o zamanin burak ozcivit ve fahriye evceni. Filme gelecek olursak -spoiler- filmi az once ilk kez izledim ve cigerim soldu. Kafamda deli sorular... mesela sabihaya ne oldu? Film cok orta biyerde bitiyor sanki devami gelecek gibi bitirmisler. Ayrica tam bir " yukari tukursen biyik, asagi tukursen sakal durumu var. Soyle ki; bu askta sabihanin ne sucu var ama zavalli kahroldu. Peki ya halilin karisi ve cocuklar? Kime uzulecegimi sasirdim. Filmde de sabiha diyor ya " sevmek yetmiyor daha evvel karsilasmaliydik". Filmin ozeti tam olarak bu. Ayrica filmin bir sahnesi inanilmaz sacmaydi, orda bastim kahkahayi ; halil sabiha icin adam bicaklar ve mapusa duser, halil mapustayken sabiha onu gormeye gitmez cunku kendisini unutmasini ve ailesine donmesini ister oysa halil mapustan cikar cikmaz sabihanin calistigi meyhaneye gider ve sabihayi keyfiyerinde gorunce cildirir ve sabihayi bicaklar tam o esnada polis damlar meyhanedekiler bunu yapanin halil oldugunu soylesede sabiha vucuduna saplanan bicagi cekerek :" halil sucsuz ben yanlislikla sapladim" der ve sevdicegini kurtarmaya calisir. Yogamina. Keske bu sahne olmasaydi dedim. -spoiler-Onun disinda film guzeldi. Bu tarz dramin dibine vuran romantik yesilcam film onerilerinizi mesaj kutuma beklerim. Opuyorum.

    Sunlari birakiyimda arada bakarim

    (link: https://www.instagram.com/p/BVdQ7mcFpMe/ 1)

    (link: https://www.instagram.com/p/BERIn1rBScP/ 2)

    (link: https://www.instagram.com/p/96CfFQnYBL/ 3 bu nasil guzellik be turkan reyiz)

    (link: https://www.instagram.com/p/3yYaPFhSRa/ 4 ( ciger soldurma vol 83838382))

    26 haziran 2017 04:19 12 ocak 2018 04:09

    2. Bu film de Türkan Şoray resmen gözleri ile oynamış. Nasıl hisli hisli bakışları var adeta yaşıyor filmi. Zaten yönetmende gözlerinle oyna filmi demiş bir duyuma göre. Replikleriyle aklıma kazınan, içimde farklı bir yere ait olan bir fimdir;

    +Evlimiymiş sorsana..

    -soramam...

    +Neden?

    -Ya evet derse....

    (bkz: https://www.youtube.com/watch?v=L8xWcpewu7k)

    28 kasım 2017 11:26 28 kasım 2017 11:27

    3. Turkan soray ve izzet gunay’in benim icin muazzam olan filmi

    Zaten turk filmi izlemeyi cok severim, bir seyler izlemek istedikce aklima ilk turk filmleri gelir ama bu gercekten ayri benim icin. 

    “Sevmek de yetmiyormus, cok eskiden rastlasacaktik”

    28 kasım 2017 19:24


    4. İçimi acıtan bir filmdir. Türkan'ım Şoray'ım yine harikadır. İlginç olarak yasak aşk değil de, fedakârlık ön plana çıkar bu film de.

    Biraz daha modern yapımını izlemek

    isterseniz Nilüfer Açıkalın'la Kerem Alışık'ın oynadığı 'Beyoğlu Rüyası'nı izleyin bir de. Konu itibariyle aynıdır lakin o da çok güzeldir. Hem de İstiklal'in o eski havasını solumuş oluyorsunuz.

    28 kasım 2017 22:52 28 kasım 2017 22:53

    5. Psikopat gibi gördüğüm kanala kitler beni. Ağladıkca ağlarım. Nasılbir duygu yükü o aralarında ki. Çok gerçekci. Kesin bi yerlerde yaşayan vardır. İşte bunu düşündükce daha çok ağlarım. 

    29 kasım 2017 10:29

    6. Ilk kez haziran ayinda filmi izleyip yazdim bu basliga. Cok kere daha izlemek istedim fakat izleyip ezberlemek istemiyorum. Filmi izlerken hissettigim duygulara alismak istemiyorum. Boyle miy miy iliskileri sevmem ama bu filmin cok farkli bi havasi var. Manyak miyim acaba?

    20 ocak 2018 14:10

    7. Vesikalı Yarim, Lütfi Akad’ın yönettiği; Türkan Şoray, İzzet Günay, Ayfer Feray, Semih Sezerli ve Zeki Sezer gibi kıymetli oyuncularımızın yer aldığı 1968 yapımı bir film. Ayrıca Lütfi Akad’ın ‘’kent üçlemesi’’nin ikinci halkası. (ilki ''kader böyle istedi'', üçüncüsü (bkz: seninle ölmek istiyorum).) Türk sinemasının klasiklerinden olarak kabul edilen ve Yeşilçam dönemi filmlerinden haz etmeyenlerden bile olumlu eleştiriler ve yüksek puanlar alan bir eser. uyarı: girdi bolca spoiler içermektedir.

    Filmin senaryosu Safa Önal (gizlinot: söz yazarı sezen cumhur önal'ın da kardeşiymiş. iki kardeş, biri sinemadan biri müzikten yürümüşler, önemli ve ''romantik'' işlere imza atmışlar.) tarafından kaleme alınmış. Konu, manav halil'in güzeller güzeli bir kadın olan ve pavyonda çalışan Sabiha’yla karşılaşması ve ikilinin yaşadığı aşk. Ancak filmin ilerleyen kısımlarında Halil’in (gizlinot: evli ve çocuklu) olduğu ortaya çıkıyor ve masal bitiyor. Film bu kısımdan itibaren bir kısır döngüye giriyor ve bu döngü birçok kez karşımıza çıkıyor: Sabiha kendini Halil’den soğutmak ister – Pavyona geri döner veya evi terk eder – Halil’le karşılaşırlar – Sabiha Halil’le alay eder ve onu kendinden soğutacak şeyler söyler – Halil iki adım attıktan sonra Sabiha peşinden koşar ve ‘’Halil’im’’ diyerek Halil’in dizlerine kapanır - halil'in başı belaya girer - ilk adıma dönülür. Sabiha’nın gözü aşktan kör olmuştur. Halil’e ‘’evli misin’’ diye soramaz çünkü evet cevabını almaktan korkar. Film bu iletişimsizlik yüzünden de kısır döngüye girer. Film, cevabını duymaktan korktukları soruları soramadıkları için çırpınan iki çaresiz aşığın hikayesine dönüşür.

    Halil’in ailesini ve çocuklarını bırakıp gitmesi, Sabiha’yı bıçaklaması gibi olaylara hiç girmiyorum. Sinemada ve herhangi bir sanat eserinde her şey işlenebilir, bir sanat eserinin ahlaki kaygılarla değerlendirilemeyeceğinin farkındayım. Ancak burada negatif olan durum, Halil’in hapiste olduğu süreçte Sabiha’nın Halil’i beklememesi ve pavyonda başka erkeklerle vakit geçirmesi gerekçeleriyle, adeta bir namus cinayeti edasıyla, bıçaklanması ve bu durumun seyirciler tarafından aşk adı altında normalleştirilmesidir. Senaryonun girdiği yarım saatten fazla süren bu melodramatik kısır döngü, oldukça realist bir finalle son bulur. Halil hiçbir şey olmamış gibi evinin erkeği olurken, Sabiha aşk acısıyla dımdızlak bir şekilde ortada, aile tablosunun dışında kalır ve eski yaşantısına geri döner. (gizlinot: başlangıçta üstünlük sabiha'nın elindeyken, sabiha başladığı yerden de geriye düşer. hayatına normal bir şekilde devam eden bir kadınken artık aşk acısıyla yara almış ve ömür boyu bir yarısı eksik kalacak bir kadındır.) film Sabiha’nın yürüyüşüyle sonlanır. Seyirci Sabiha’yla Halil’in karşılaşacağını (gizlinot: belki kavuşacağını, belki bakışacağını) düşünür ancak bu gerçekleşmez. filmin sonu, erkeklerin pavyona girip sohbet ettikleri ilk sahnedeki konuşmalarından bellidir aslında. (gizlinot: foreshadowing)

    Safa Önal şüphesiz büyük bir üstat ancak yazdığı senaryolarda melodramatik unsurları fazlaca kullanmasaymış keşke diyorum. Bu filmin giriş ve sonuç kısımları oldukça başarılı bir şekilde yazılmış ancak gelişme kısmında bazı sorunlar var. Metin Erksan’ın yönettiği son film olan ve safa önal'ın senaryosunu yazdığı ‘’Sensiz Yaşayamam’’da da aynı sıkıntılar mevcuttu. İlgi çekici bir konuyla ve farklı bir tarzda başlayan film, yarısından sonra melodrama bağlanıyor ve bu şekilde sonlanıyordu.

    Lütfi Akad’ın çekimleri, döneminin İstanbul’unun güzelliği, Şoray’ın ve Günay’ın filmi taçlandıran üstün performansları ve uyumları zaten malum. İlk karşılaştıklarında, Halil’in ‘’parası ne kadarsa ödeyeyim’’ dediği ancak Sabiha’nın onu bakışlarıyla durdurduğu sahne çok etkileyiciydi. Şoray’la Feray’ın karşılıklı sahneleri de çok keyifliydi. (gizlinot: feray'ın ''başka erkek olsa, o kadar masraftan sonra... kim bilir ne niyeti vardır.'' deyişine kahkaha attım. kadın senaryonun en mantıklı ve hayat tecrübesi olan karakterini canlandırıyordu. ikilinin aşkını görüyor hatta özeniyor ancak bu işin sonunun olmayacağını da biliyor.) Senaryoda bahsettiğim unsurlar daha iyi işlenseymiş keşke ancak bu haliyle de çok güzel ve artık klasikleşmiş bir film elbette.

    (link: https://www.youtube.com/watch?v=SlUHf-9tISA şükran ay - kalbimi kıra kıra) (gizlinot: şarkının altındaki yorumlar yine kanser edici, aşırı doz kuşak çatışması ve nostalji, o yıllarda yaşamadım diye ne yapayım kardeş zamanda yolculuğu bulup 70'lere mi ışınlanayım. siz en iyisi sadece şarkıyı dinleyin.)

    12 mart 11:37 12 mart 13:03