yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1)
    • medya (0)

    1. Acaba esinin daha sık belirmesini sağlayabilmek amacıyla yaratıcı ruh durumunu yaratmanın herhangi teknik bir yolu yok mudur?(Stanislavski)

    Stanislavski dışsal kalıplara dayalı, göstermeci oyunculuk biçimlerini reddeder ve oyuncunun sahne üstündeki tüm davranışlarının sahici olması gerektiğini vurgular. Oyuncunun, duyguları göstermesi değil, hissetmesi gerekmektedir. Oyuncu sahnede oynadığı karakterin yaşadıklarını, dışsal bir taklide dayalı değil sahici deneyimler olarak yaşamalıdır; oyuncunun duyguları, –mış gibi, sahte değil, yapmacık değil, gerçek olmalıdır; duygular gösterilmemeli, hissedilmelidir. Oyuncu sahnede oynamaz, yaşar klasik tabirle. Mendille kibar bir şekilde gözyaşını kurulamaz, ağlarken hünkürerek burnunu siler, gözlerini gömleğinin kolları ile kurular.

    Stanislavski, 1922-1924 yılları arasında, Moskova Sanat Tiyatrosu ile birlikte, iki yıl süren bir Avrupa ve Amerika turnesine çıkmış. Bu turnenin sonunda, Moskova Sanat Tiyatrosu’nun bazı oyuncuları, Rusya’ya geri dönmek yerine, Amerika’da kalmayı tercih ettiler ve Amerika’daki oyunculuk okullarında ders vermeye başladılar. İçlerinde Richard Boleslavski, Maria Ouspenskaya, Maria Germanova, Vera Soloviova, Andrius Jilinsky, Leo Bulgakov, Barbara Bulgakov ve Tamara Daykarhanova’nın bulunduğu bu oyuncular, Stanislavski Sistemi’nin Rusya sınırları dışına taşınmasına katkıda bulundukları gibi, Amerikalıların oyunculuk anlayışını Stanislavski Sistemi ışığında yeniden temellendirdiler. Böylece, Amerika’da, Stanislavski’nin öğrencileri Richard Boleslavski ve Maria Ouspenskaya’nın 1923-1926 yılları arasında oyunculuk dersleri verdiği American Laboratory Theatre’da, Metot Oyunculuğu’nun temelleri atılmış oldu. Richard Boleslavski ve Maria Ouspenskaya, American Laboratory Theatre’da, yüzlerce Amerikalı oyuncu ve yönetmeni, Stanislavski Sistemi ile eğitmiştir.Metot, Stanislavski’nin ilke ve yöntemleriyle birlikte, Vakhtangov’un daha sonra yaptığı düzeltme ve etkileri de kendine temel almıştır.

    Metot, Stanislavski’nin ilke ve yöntemleriyle birlikte, Vakhtangov’un daha sonra yaptığı düzeltme ve etkileri de kendine temel almıştır. Metot’un oluşum ve gelişiminde rol oynayan başlıca isimler, Lee Strasberg, Stella Adler, Sanford Meisner, Uta Hagen, Robert Lewis ve Elia Kazan’dır. Metot Oyunculuğu’nun tüm dünyada popülerlik kazanmasında etkili olan başlıca isimler ise, Marlon Brando, James Dean, Anthony Quinn, Al Pacino, Robert De Niro, Robert Duvall, Paul Newman, Dustin Hoffman gibi oyunculardır.

    Stanislavski Sistemi ve Metot Oyunculuğu, oyunculukta psikolojik gerçekçilik kapsamında ortaya konmuş yöntemlerdir. Genelde birbiriyle karıştırılsa da birbirinden ufak farklarla ayrılan iki kavram aslında. “Stanislavski Sistemi”, Konstantin Stanislavski tarafından geliştirilen ve sistematize edilen oyunculuk ekolü, “Metot Oyunculuğu” ise Stanislavski Sistemi’nin Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan çalışmalar bağlamında değiştirilmiş versiyonudur.

    Stanislavski yönteminin temel ilkesi, oyuncunun yaratıcı düş gücünü harekete geçirmek ve canlandırdığı oyun kişisini kendi içinde duyup onu içten kavramasını sağlamaktır.stanislavsky her şeyden önce yapay oyunculuğa, tiyatrosallığa, dış kalıpların ezberlenerek yinelenmesine karşıdır. Stanislavski, sahnede yaratıcılığın, özel bir duruma bağlı olduğunun farkına varmış ve bu duruma “Yaratıcı Ruh Durumu” adını vermiştir. Stanislavski, yaratıcı ruh durumunda olmayan oyuncunun, hissetmediği duyguların sonuçlarını göstermeci bir biçimde yansılamak, taklit etmek, yani –mış gibi yapmak zorunda kaldığını; sahteliğe ve yapmacıklığa düştüğünü, ve bu nedenle rol yaptığını” gözlemlemiştir.

    Oyuncu ancak yaratıcı ruh durumunda olduğunda, tıpkı hayattaki gibi doğal ve kendiliğinden bir durum olacak ve oynadığı karakterin deneyimlerini ve duygularını yaşayabilir. Stanislavski, yaratıcı sürecin gerçekleştiği alana bilinçaltı adını vermiştir ve yaratıcı ruh durumunu yakalamanın ancak bilinçaltına ulaşmak sayesinde mümkün olabileceğini savunmuştur. Yaratıcı bilinçaltına dair en değerli şey, birden parlayıp sönen esin anlarıdır. fakat esin yeterli olmaz oyuncu bu parlamaları kontrol altına almak zorundadır. Aksi halde, oyuncu bazen esinle oynasa da, diğer zamanlarda bunu başaramayacak; performansı tesadüfi olacaktır. Stanislavski, oyuncuda yaratıcı ruh durumunu oluşturarak esine giden yolu kolaylaştırmanın ve bunu tekrar edilebilir kılmanın tekniğini araştırmıştır. Bu bilinçli teknikler, oyuncunun bilinçaltı yaratıcılığını ortaya çıkaran ve onu kontrol eden mühendis niteliğindedir.

    bilinçaltına doğrudan ulaşmanın bir yolu yoktur. Oyuncu, her zaman bilinçaltı yolu ile, esinle yaratamaz. Bu nedenle, oyuncu, bilinçli ve doğru olarak yaratmayı öğrenmelidir. Esin, oyuncunun bilinçli çalışmasının sonucudur. Oyuncunun temel problemi, kendiliğinden gelen duyguların ve esinin süreksizliğidir. Stanislavski, esinin kendiliğinden gelmesi düşüncesini reddetmiş, araştırmalarını esine giden tekniği bulmak üzerine yoğunlaştırmıştır. Stanislavski’nin tüm araştırmaları esin anlarının kontrolünü ve oyuncunun duygusal tepkilerini bulmaya yöneliktir. Stanislavski Sistemi, bedendeki duygusal tepkileri elde etmek için bilinç düzeylerini manipüle etmenin yönlendirmenin bir yoludur.Duygular sahte uyaranlar kullanılarak uyarılabilir. Oyuncu, kendisi için birtakım hayali koşullar yarattığında, bu hayali koşullar, oyuncunun duygularını uyarır.

    Akıl ve iradeyi denetleyebilmek insanın kolayca yapabileceği şeylerdir. Ama, duyguları denetlemek o kadar da kolay bir şey değildir. oyuncu için önemli olan bu duyguları denetim altına alabilmektir. Bu noktadan hareketle oyuncunun yapacağı ilk şey, rol kişisi ile kendi benliği arasında benzerlikler bulmaya yönelmektir. Oyuncu ancak kendi karakterinde mevcut duyguları yansıtabilir. Kendi karakterinde olmayan duygu ve düşünceleri yaratması olumsuz sonuçlar verebilir.

    Tolstoy’a göre, başka birinin duygusal bir dışavurumuna tanık olan kişi, o kişinin hissettiği duyguların aynısını hissedebilir ve sanatın temeli budur.Stanislavski, Tolstoy’un bu düşüncelerinden hareketle, seyircinin ancak oyuncunun hissettiği duyguları hissedebileceğini ileri sürmüştür.

    çalışmalarda oyuncu, canlandırdığı rolün düşüncelerini, duygularını, eylemlerini derinden anlamasına çalışır. bunun için oyuncuya hazır bilgi verlmez. oyuncu kendi iç dünyasında, kendi deneyimleri ile önce somut gerçeklerden yola çıkar ve onlardan hiç ayrılmadan rolün kişiliğini oluşturur. Rolün belli koşullarda nasıl davranabileceğini anlar. oyuncu bu görüntüleri kendi hayat deneyimleri ile birleştirip yaratırken kendini de oyun kişisinin gerçeğine katmış, bir rol-ben yaratır.

    Yani istenen şey oyuncudan, o rolü yaşaması ve onun gibi olması, bunun içinde kendi hayatından yola çıkmasıdır. Daha da ötesi sadece senaryo ile bağlı kalmaması, o kişiyi daha da ileriye götürecek davranış ve duyguları kullanmasıdır.rol-ben oyuncunun rolünü yaşaması, aynı zamnda onu aklının denetiminde tutmasıdır. Yoksa role kendini kaptırıp onun kaybolması değildir.

    Pavlov'un deneyleri ile bilinir ki insan belli uyarılara belli tepkiler gösterir. bu tepkiler bilinçli değil bilinçsiz olur. eğer bu bilinçsiz tepkiler belirli dış koşullarla birlikte geliyorsa, iç tepki, uyarı ile birlikteki koşula da koşullanıyordu. pavlov buna, koşullandırılmış tepkiler ya da koşullu refleks adını koydu ve bu tepkilerin yasalarını saptamaya çalıştı.

    stanislavsky, pavlov'un yöntemini tersinden uyguladı. oyuncular, oyun kişisini sahnede yeniden yaşatabilmek için akıl, irade ve duygularını çalıştırmalıydılar. akıl ve irade bilincin denetimi altında idi. Duygular ise istendiği zaman gün yüzüne çıkmaz. fakat duyguların uyarılması için bunları üretecek fiziksel koşulların meydana getirilmesi gerekir. "bilinçaltı" adını verdiği, denetimimiz dışındaki iç mekanizma belirli fiziksel hareketlerle etkilenebilecekti. böylece rol canlandırmada rastlantıya yer verilmiyor, fiziksel hareketler yöntemi ile, oyuncunun denetim dışı olan yaratıcılığı uyarılabiliyordu.

    bu sistemle eğitilmiş ve rolüne çalışmış olan oyuncu, gerekli koşulları bilinci ile saptadıktan sonra kendi yaratıcılığını harekete geçiriyor rolü yeniden yaratıyordu. oyun kişisinin hareketleri dıştan taklit edilmiş olmuyor, içten ruhuna inilerek ruhun hareketleri olarak üretilmiş oluyordu.

    Heath Ledger Joker rolü için 1 ay kendini otel odasına kapatmış ve dış dünya ile iletişimi kesmiştir. Sonu herkesin bugün bile unutmadığğı joker çıkmıştır.

    Bu yöntemi benimseyen oyuncular kariyerlerin de büyük başarılar elde etseler de birçoğu film bittikten sonra kendi benliklerine dönmekte ve karakterden çıkmakta zorlandıklarını belirtmişler.

    Stanislavski Sistemi ve Metot Oyunculuğu’nun ortak ilkesi şudur:

    - Oyuncu, oynadığı karakterin hissettiği bütün duyguları hissetmelidir. Oyuncunun hissetmediği bir duygu, seyirci tarafından da hissedilemez. Duygular doğrudan uyarılamadğından dışsal koşullar ile duyguları uyarmak gerekir(Pavlov'un koşullanmış refleks ilkesi)

    Stanislavski Sistemi ve Metot Oyunculuğu arasındaki temel farklarsa

    1. Sistem, oyuncunun, duygularını harekete geçirme için gerekli uyaranı, her zaman oyunun oyun yazarı tarafından belirlenen verili koşullarının sınırları içinde araması gerektiği görüşünü savunurken; Metot, oyuncu açısından bu sınırlamanın gerekliliğini reddeder ve oyuncunun, duygularını harekete geçirecek uyaranı, oyunun verili koşulları dışına çıkarak aramakta – yaratmakta özgür olduğunu savunur.

    2. Stanislavski Sistemi’nde, oyuncu, karakter gibi düşünür, hisseder ve yapar. Metot Oyunculuğu’nda ise, oyuncu, karakter gibi hisseder ve yapar, fakat karakter gibi düşünmek zorunda değildir.

    3. Sistem, oyuncunun, imgesel, kurgusal olandan yola çıkmasını önerirken; Metot, oyuncunun, tanıdığı, bildiği, kişisel ve somut olaylardan yola çıkmasını ister.

    En önemli kaynak tiyatro araştırmaları dergisi'dir lakin link yok.

    8 mart 18:57